Okurken dinleyebilirsiniz. Umarım hepiniz okurken keyif alırsınız. İyi okumlalar herkese.🖤
...
Hava kapalı,
Narin kalbin gibi.
Hava sisli,
Bana karşı düşüncelerin gibi.
Yağmur dan sonra ortaya çıkan toprak kokusu... Kendisiyle beraber böcekleri de getirir gün yüzüne. Her güzel olayın uzun sürmeyeceği, beraberinde kötü olayları da getirebileceğinin habercisidir bu örnek.
Aynen de böyleydi işte. Güzel anılarımızın yerini benden nefret ettiğini söylediğin o an almıştı rüyalarımda. Ve maalesef seninle ilgili hatırladığım son şey dünyalara bedel gülüşün değildi.
Yine yağmur yağıyor gökyüzünde. Bense beraber yürüdüğümüz yollarda tek başımayım bu sefer.
Kapüşonumu dünyadan uzaklaşmak istercesine çekmiş, kulaklığımı müziğin beynime kazınmasını istercesine takmış bir şekilde; en sevdiğin renk olan siyahlara büründüm bu gün.
Bir zamanlar arkadaşça yürüdüğümüz bu yollardan sensiz geçiyorum bu gün. Her köşesi bir anı. Gülüşünün nasıl da içimi ısıttığını hatırlıyorum. Gözlerinin nasıl da evrenin tüm güzelliğini taşıdığını hatırlıyorum.
Bomboş dar sokakta gözlerim seni aramıyor değil. Kulaklarım sesini işitmiyor değil.
Benden nefret etsende kalbim hala seni sevmiyor değil.
"Nasıl iğrenç bir eşcinsel olabilirsin Taehyung!"
Ah kalbim... Bilmiyorum ki. Elimde olsa bunu durdurabilir miydim? Elimde olsa sever miydim seni? Hem de uğruna her şeyi karşıma alacak kadar.
Bak yağmur yağıyor. Bulutlar ağlıyor, benim gibi. Tutmak zorunda kaldığım göz yaşlarımı bulutlar benim yerime akıtıyor bu gün. İçimdeki kırgınlık ve aşk bulutlara geçmiş bu gün.
Birkaç ay önce bitmeyen yol, şimdi geçmek bilmiyor ve her adımda gerçeklerin acısını daha çok vuruyor yüzüme.
Memnun musun Park Jimin? İstediğin oluyor sonunda. Tuttuğum göz yaşlarından birini yanağımdan süzülürken görmek ister miydin? Homofobiksin. Eşcinsel birinin acı çekmesi canını neden acıtsın ki? Hatta ona acı çektirenin sen olman, senin iyi hissetmeni sağlıyor olmalı.
Bitmeyen kaldırımlar şimdi bir köprüye ulaştırdı beni. Hala yağmur yağıyor. Bu köprünün yan tarafında gözlerimi kapatıyorum ve başımı hafifçe kaldırıyorum. Birkaç saniye gökyüzüne doğru öylece kalıyorum.
Vazgeçip bana seslenmeni, ölmemi istemediğimi söylemeni bekliyorum sanki. Bir süre sonra son umudum da tükeniyor. Beni hayata bağlayan her şey, yavaş yavaş akıp gidiyor parmaklarımın arasından.
Önce beni terk eden ailem, sonra da sen gidiyorsun hayatımdan.
Bitmek üzere işte. Pişman olmana gerek yok. Yakında silineceğim acımasız dünyadan.
Benden nefret etsen bile belki gelirim rüyana. Bağırırsın bana, nefret ediyorum dersin. Ama ne dersen de ben seni izleyeceğim gökyüzünden.
Akmasına izin verdiğim göz yaşlarım yağmurun suyuyla karışıyor. Derince yutkunuyorum ve kendimi hafifçe kaldırıyorum.
Ah Jimin... Şimdi vazgeçsen inadından. Bir kere olsun beni kabul etsen, değişir mi her şey?
Birazcık bile gururu olanlar sana bile dönmezdi, sırt çevirirdi belki ama, ben yapamıyorum işte.
Keşke vazgeçsen Jimin. Keşke bize bi' şans versen. Ben gurursuzum Jimin. Şu an beni çağırsan, şu an o mükemmel ötesi duduaklarından bana seslensen, inan ki tüm dünyayı ardımda bırakır yine de sana koşarım.
Yine de her yağmur yağdığında, her siyahta beni hatırla. Hatırla ki birazcık içim rahat olsun.
Kendimi destek alıp kaldırdıktan sonra hafifçe öne itiyorum ve bedenim titreyerek soğuk suya temas ediyor. Suya düşmemle kesilen yağmurda beni yalnız bırakıyor ve bilincim kapanana kadar ciğerlerime dolan suyu hissediyorum.
Ve işte bu son perde. İşte bu benim sonum, buradan sonra gözlerim gibi perde de kapanıyor. Yağmur gibi nefesim de kesiliyor.
▪S O N▪
