8.Kirli öpücükler.✨

44.4K 1.9K 3.2K
                                    

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın <3

Keyifli okumalar dilerim✨

~Kirli öpücükler~

Lavantalar, ölümsüz aşkı ve sadakati simgelerdi, fakat karşılarında oturan kişi kendisini bu iki duygudan tamamen uzak sayıyordu.

Hiç aşık olmamıştı, anlamını bilmiyor, bilmek de istemiyordu. Duyduklarına göre bu aptal duygu insana her şeyi yaptırabilirdi.

Saçmalıktı.

Eğer aşk olsaydı, kendisini birkaç günlük bebekken bir çöp kutusunda bulmazdı. Eğer aşk sonsuz olsaydı anneler bebeklerini bırakmaz, babalar terk edip gitmezdi.

İnsanlar canından kanından olanlara böyle davranırken, hiçbir kan bağı olmayan kişilerin birbirine aşık olması hele ki o aşkın ölümsüz olduğuna inanmaları, tamamen saçmalıktı.

Sadakat.

Bu kavramda ondan oldukça uzaktı. Her gün ayrı ayrı kişilere sayamayacağı kadar yalanlar saydırmışken, yanında çalıştığı, parasını yediği adamı sırtından vurmak için elinde hançer dolaşırken ben sadakatliyim diyemezdi. En azından bu konuda kendine yalan söyleyemezdi.

Ama lavantaları seviyordu.

Kokusunu değil, çünkü onun hoşlandığı kokular asla çiçek kokuları değildi. Barut kokusunu severdi mesela, nem kokusunu, benzin kokusunu hatta para kokusuna aşıktı. Paraya değil garip bir şekilde kağıt para kokusuna aşıktı. Evet, belki de aşk sadece para kokusuydu.

Lavantaları sevmesinin tek sebebi ise mor olmalarıydı.

Beyaz lavanta sevmezdi mesela, ama mor lavantaları saatlerce izleyebilirdi.

Ve galiba o saatlerden biriydi.

Egemen'in evinde, terastaydı. Ayağını ayağının üstüne atmış, yaslandığı sandalyede kahvesini yudumlarken saatin gece üçü göstermesini umursamadan önündeki lavantaları izliyordu.

Sesler yükseliyor, Egemen'in bağırışları birbirine karışıyordu, fakat Duru'nun bu huzurlu anını hiçbir ses bozamazdı.

Planları tıkır tıkır işlemiş, Polat ve Hayat ülkeyi hiçbir sorun yaşamadan terk etmişlerdi. Üstelik kimse Duru'dan zerre kadar şüphelenmemişti.

Çünkü kurdukları planda kendini de tuzağa düşmüş gibi göstermişti.

Caner'in yaralı olan iki adamı. Onları Duru öldürmüştü ve Egemen zaten bunu biliyordu. Kendisi öğretmişti: 'Aynı tarafta bile olsanız görevine ayak bağı ise ortadan kaldıracaksın.'

Duru da aynen öyle yapmıştı.

Patlama anında ise binanın içinde, Egemen'in adamlarının yanındaydı. Üstelik patlama sesini duyduğunda dışarıyı gözetlesin diye bıraktığı Aras da onların yanına gelmiş, dış kapının kapanmasıyla hepsi beraber tam bir saat içeride kilitli kalmışlardı.

Kapıyı kilitleyenin Reis olduğunu ise elbette Duru ve bebeklerinden başka içerideki kimse bilmiyordu.

Özgür'e güven olmazdı, Duru işini ne kadar sağlama alsa o kadar iyiydi, bu sebeple içerideki adamları oyalayabildiği kadar oyalamış, Polat'ların uçağı kalktıktan sonra binadan çıkmanın bir yolunu bulmuş ve adamlarla birlikte Egemen'in evine gelmişti.

Şimdi sırayla adamlarını çağırıyor, 'Nasıl olur!' diye üstlerine bağırıyordu Egemen. Sıra Duru'ya geldiğinde gidecekti, bunun için karalar bağlamaya değmezdi, çünkü an şuandı. Oturup şimdi önündeki mor lavantaların tadını çıkarmak varken, birazdan olacakları kafasına taksa da değişen bir şey elbette olmayacaktı.

GÖLGELERİN KAÇIŞIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin