3.Cevapsız sorular.

47.7K 2.3K 2.7K
                                    

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın <3

Keyifli okumalar dilerim✨

~Cevapsız sorular~

Bazen bir ses, bazen de bir nefes yaşadıklarımızdan daha fazlasını anlatırdı. Geçmişi,geçmişin zihnimizden alıp götürdüklerini ya da götürmek zorunda kaldıklarını silmez, eninde sonunda anlatırdı.

Geçmişim, unutulacak kadar karışık değildi aslında. Şarkıları severdim mesela, piyano ya da gitar çalmayı, onların eşliğinde dans etmeyi; dahası üstüm başım tamamen boya olana kadar resim yapmayı çok severdim.

Benliğimde çılgın biri olsam da kimse bilmezdi. Hatta bilmek bir yana, akıllarının ucundan bile geçmezdi. Okulda ruh gibi dolaştığım ve çevremde çok fazla insan bulundurmadığım için iç dünyamdan haberdar olan birileri yoktu.

Tek yakınım olan büyükannemle büyükbabam sabahları benden önce evden çıkar, döndüklerindeyse ben çoktan evde olurdum. Bazen birlikte elbette vakit geçirirdik ama çok derin sohbetler etmezdik. Bu sebeple, onlar bile beni hiçbir zaman tam olarak tanımamışlardı.

Aslında şimdi anlıyorum da, kimsenin beni tam olarak tanımamasının sebebi yanımda az vakit geçirmeleri değildi, onun da katkısı vardı tabii ki, fakat belki de en büyük neden bendim. Hatta belki de değil, bendim.

Sabahları büyükannemle büyükbabam evden çıktıktan sonra yüksek sesli müzik açar, derse dans ederek hazırlanırdım. Kenardan bakan birine fazlasıyla delirmiş görünebilirdim, ama bu beni rahatlatıyordu.

Tüm hatalarımla, çılgınlıklarımla ben olmak, kendimiz olmak dünyanın en özgür insanı olmaya eş değerdi. Ne kadar bu özgürlüğü sadece tek başıma yaşasam bile.

Eve döndükten sonra sıradaki deliliğim ise resimler üzerinde olurdu. Elimde fırçayı aldığım an tüm sesler susar, zaman akışını durdururdu, bense sadece bana özel olan kendi dünyama dahil olurdum. Orada acı yoktu, hüzün, gözyaşı hiç yoktu; yalnızca ben ve boyalarım vardı.

Hiçbir kural, hiçbir engel olmadan kendimi renklerin akışına bırakır, tüm benliğimle rengarenk olurdum. Sözde değil, gerçekten rengarenk olurdum. Yaptığım resim bittiğinde giysilerim boyalar içinde kalırdı,fakat kimse görmeden her şeyi temizler, arkamdan iz bırakmazdım.

Saklardım, kirli giysilerimi, yaptığım resimleri, gitar ya da piyanoyla çaldığım şarkıları ve aslında onlarla beraber çılgın ruhumu da kimseye göstermez saklardım.

Neden diye sormayın çünkü nedenini ben de tam olarak hiçbir zaman anlayamadım.

Belki de kendimi sadece kendime
saklamak istedim.

Ya da

Belki de ruhumun neşesi, zihnimin bağladığı tozları arındırmaya yetmiyordu.

Bilmiyorum.

Ama bir an geldi, öyle bir an ki, artık bir şeyleri saklamak zorunda kalmadım. Çünkü herkesten sakladıklarımı en son bıraktığım yerde ben bile bulamadım.

Değiştim, büyüdüm; büyümekten ziyade fazlasıyla yaşlandım. Tüm giysileri boya olana kadar resim yapan o küçük kız yavaş yavaş değil, aniden rengisizleşti.

Bir daha elime fırça almadım, parmaklarım bir kez daha piyano tuşlarına dokunmadı. Gitar çaldım, gönülsüzce olsa da, 18 yaşımdayken sadece bir seferlik, kendim için gitarı elime aldığımı hatırlıyorum ama şarkılardan nefret etmesem de, keyif almamaya başladım. En son kendi isteğimle şarkı dinlediğim zaman, büyükannemle büyükbabam ölmeden önceki günün sabahıydı mesela. Sonrasında keyifle şarkı dinlemek bir yana dursun, yanımda birisi dinlerken kapatmasını rica edecek raddeye geldim. Tüm hobilerim, benim gibi yok oldu. Sebebini anlayamadım, ama her şeyden fazlasıyla soğudum.

GÖLGELERİN KAÇIŞIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin