one ❥︎ platonic love

1K 65 24
                                    

Gözlerim krem duvardaki saatin akrepini ve yelkovanını izlerken, zamanın ne kadar yavaş aktığını düşünmek ile meşguldüm. Pekâlâ, herkes neredeyse başarılı bir öğrenci olduğumu veya çoğu dersi sevdiğimi bilirdi...fakat rehberlik dersini kim severdi ki?

Rehberlik öğretmenimiz Bayan Aurora, sondan ikinci dersimizi tam anlamıyla ele geçirmişti. Sadece on dakika kalmıştı ve bütün sınıfın içinden dakikaları saydığına yemin edebilirdim. Konuşmasını dinlememiştim bile, kişiliğime bir şey katacağını düşünmüyordum.

"Bay Black, iyisiniz öyle değil mi?"

Hadi ama...bunca kişi arasından bir tek beni fark etmiş olamazdı öyle değil mi? Sinirle karışık nefesimi verdiğimde, önüme düşen siyah saçlarımın birkaç tutamı havalanmıştı. Onu öldürmek istiyormuş gibi bakmadığını umduğum bakışlarımı öğretmene doğru çevirdim.

"Elbette. Sadece anlattığınız konu hakkında düşünmeye dalmıştım."

Bayan Aurora bu cevabımdan memnun olmuş gibi gülümsedi. Yanımdaki Barty'den hafif bir gülüş sesi gelmişti. Dirseği ile hafifçe vurup, yanıma yaklaştı ve fısıldadı.

"Güzel yalan Reg."

Ona gülümseyerek bakıp göz kırptım. Bu sırada Bayan Aurora önüne dönmüştü. Bir daha yakalanmamak için onu dinlemeye karar vermiştim. Seneye on ikinci sınıf olacağımız ve haylazlığı bırakmamız konusunda konuşuyordu. Derin bir nefes aldım. On ikinci sınıf olmak istemiyordum. Bunun aslında iki açık nedeni vardı.

Birincisi yaz gelirken, eğlenmeyi bırakıp bir senelik sürecek yoğun bir çalışma programına girmeliydim. İkincisi ise platonik olduğum kişi bu sene mezun oluyordu.

Yaklaşık iki yıldır tüm hareketlerini izleyip, bir kenara yazıyordum. Kafamın içinden çıkmayan bir düşünce hâline gelip, sonrasında kalbimi çalmayı başarmıştı. Haberi bile olmadan.

Herkes tarafından tanınıyordu. Deli doluydu, birkaç kişi hariç herkes ile çok iyi anlaşırdı. İstediği neredeyse her şeye sahipti. Ailesinin tek çocuğuydu, bu yüzden şımartılmış olduğunu düşünüyordum.

Koskocaman bir iki yıl. Ona platonik olduğum ve kalbimin acısıyla geçirdiğim, koskoca iki yıl. Her zaman etrafımdaydı, ben ise ondan sürekli uzaktaydım. Hem yakın hem uzak olmayı nasıl başarıyorduk bir fikrim yoktu. Cevabını asla bulamayacaktım.

Aynı zamanda okulumuzun basketbol takım kaptanıydı. Başarısız olduğunu kimse iddia bile edemezdi. Her aldığı sayıdan sonra kahverengi ve hiçbir zaman düzgün olmayan saçlarını karıştırması, ela gözlerini kırpması... tüm okulun onun ayağına kapanması için bazı nedenlerdendi.

Beni kardeşi olarak görürken, ben onu herkesten kıskanıyordum. İlk aylarda abimden bile kıskandığım zamanlar olmuştu. Neyse ki şu an sevgilisi vardı ve bu saçma düşüncemden kurtulmayı başarabilmiştim.

Onunla tanışmamı sağlayan kişi aslında abimdi. Bir grupları vardı ve ortaokuldan beri arkadaşlardı. Neredeyse sekiz yıl olmuştu. Onların arkadaşlıklarına hayrandım çünkü tek yakın arkadaşım Barty idi. Aslında tam adı Bartemius olmasına rağmen Barty demeyi tercih ediyordum. Hem takma ad gibi duruyor hem de seslenmesi daha kısa sürüyordu. Sinirlenmediğim zamanlar hariç hep Barty derdim. Onun bana her şeyi ile yettiğini düşünüyordum.

Onlar ortaokulda her ne kadar yakın olsalar bile ben onlarla beraber değildim. Ah, ne olurdu onunla birkaç sene önceden tanışma fırsatı bulabilseydim?

Lisede aynı okula düşmüştük. Okuduğumuz okul bir kolejdi ve her şeyiyle İngiltere'deki en iyi okul olduğu kesindi. Eğitime ve üne önem verirdi. Burada okuduğum için şanslıydım. Aslında burada olan herkes şanslıydı.

Tanıştığımız günü eksiksiz hatırlıyordum. Abimin doğum günü partisinde. Sirius'un bütün arkadaşları ile tanışmıştım ve gerçekten güzel bir arkadaş grubuna sahipti. Her ne kadar güzel bir gün olsada...bana o gün dediği cümle aklımdan çıkmıyor ve ne zaman beraber olabileceğimize inansam, moralimi bozuyordu.

"İkinci abin sayılırım Regulus."

Tam olarak, eksiksiz bir şekilde bu cümleyi kurmuştu. Bu kadar cesaretsiz bir ezik olmasaydım belkide çoktan beraber olabilirdik. Son teneffüs zili çaldığında, derin bir nefes aldım.

Ayağa fırlarken, Barty gelip kolunu omuzuma atmıştı.

"Basketbol sahasının tam karşısındaki banka mı oturacağız? Reg, orası gerçekten çok rahatsız."

Hafifçe sırıttım. Onun bile artık bu olaya alışması ne kadar sevdiğimin bir göstergesiydi. Yüzüklü parmaklarım ile saçlarını karıştırdım ve gülümseyerek, kafamı salladım.

"Tabiki Barty. Bunu artık bir soru olarak sormamalısın."

O gözlerini devirdikten sonra ikimizde gülüşmüştük.
Merdivenlerden koşar adımlarla indikten sonra basketbol sahasının tam karşısındaki banka geçtim. Tahmin ettiğim gibi, eline yine basketbol topunu almıştı. Remus ile birlikte öylesine bir maç yapıyorlardı.

Arkalarında ise abim Sirius ve Peter oturuyordu. Sirius çoktan aşkı bulmuştu, ne kadar şanslı olduğunu bilmesi gerekiyordu. Sahadaki Remus'u gülümseyerek izliyordu.

Barty çantasından çıkardığı çikolatalı sütü bana uzatırken, gülümsedim ve uzanıp elinden kaptım.

"İnanamıyorum sana. Karşımda şu asillik ile oturmuş çikolatalı süt içiyorsun."

Kafamı onaylamazca iki yana salladım. Ne vardı bu kadar seviyorsam? Herkesin çikolatalı süt içmem ile bir sorunu vardı. Abim çikolatalı süt içtiğim için hep kısa boylu ilgi isteyen kızlar gibi davrandığımı söylüyordu.

"Abim de çilekli süt içiyor. Ona hiçbir şey demiyorsun ama."

Barty hafifçe gözlerini kısıp, arkasını işaret etmişti.

"Biliyor musun? Yemiyor."

Kahkaha attığım sırada, ayaklarıma çarpan top ile duraksadım. Oldukça pahalı olduğu belli olan, turuncu basketbol topuna bakarken. Adımın seslenilmesi ile gözlerimi kırpıştırdım.

"Reg, topu yollar mısın?"

Barty omuzuma vurduğunda kendime gelmiştim. Bana mı seslenmişti? Öksürüp, eğilerek topu aldım ve James'e fırlattım. Topu aldığı sırada bana gülümsemiş ve göz kırpmıştı.

Kalbim amacının o olmadığını bilse bile heyecanlanıp, göğsümden çıkacak kadar hızlı atıyordu.

Barty beni omuzumdan tutarak geri oturttuğunda, derin bir iç çekerek ona baktım.

"Ne olacak benim kalbimin hâli?"

----------------------------------------------------------

Ben bir şey yaptım ve ani gelen kararla bu hikayeyi yazmaya başladım. Umarım sonuna kadar devam edeceğim bir hikaye olur çünkü yazarken çok mutlu oluyorum. Yani bindik bir elamete gidiyoruz kıyamete diyerek bitireyim.

 𝙩𝙚𝙖𝙢 𝙘𝙖𝙥𝙩𝙖𝙞𝙣/𝙟𝙚𝙜𝙪𝙡𝙪𝙨Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin