|9| ''Zehirlisin bunu bilmiyor musun?''

36.5K 1.5K 57
                                    

***

Sabah, Dağhan beni evden almıştı ve birlikte okula gitmiştik. Bilge, beni gördüğü an koşarak yanıma gelmiş ve sarıldıktan sonra, ''Seni böyle görmeyi çok özledim, iyi misin?'' demişti.

Başımı olumlu anlamda salladıktan sonra, ''İyiyim. Ben de seni özledim, B.'' demiş ve gülümsemiştim.

''Dağhan!''

Bir anda hepimiz sesin sahibine baktığımızda, İrem koşarak yanımıza gelmiş ve Dağhan'a sarılıp, ''Seni çok merak ettim, Dağhan! İyi misin?'' diye bağırmıştı.

Bilge yüzünü buruşturduğunda, benim de içimde değişik bir his vardı. İrem'in bacaklarını ortadan ayırıp, Dağhan'a sarıldığı kollarını ısırmak istiyordum. Dağhan, İrem'i kendinden uzaklaştırıp, ''İyiyim, İrem. Sen dert etme.'' demiş ve gerçekçi olmayan bir şekilde gülümsemişti. İrem, gözlerini Dağhan'da çektikten sonra yavaşça bana doğru gelmiş ve şeytani bakışlarını bana sunup, ''Kesin senin yüzündendir.'' demişti.

Tek kaşımı kaldırıp, ''Benim yüzümden midir?'' dedikten sonra kahkaha atmaya başlamıştım. İrem bana bir adım daha yaklaşıp, ''Belki karma sana bela olmuştur ha, Taşer? Peki baban öldüğünde de böyle gülüyor muydun?'' dediğinde, vücudumdaki tüm kanın çekildiğini hissetmiştim. Dağhan, uyarıcı bir ses tonuyla, ''İrem...'' dediğinde, Bilge'de şok ve sinir karışımı bir bakışla İrem'e bakmıştı.

Kulaklarım uğulduyor gibiydi. Sanki aldığım nefesler ruhuma acı çektiriyordu. Ruhum sızlıyordu. Havadaki oksijeni değil, kalbimin karartısını içime çekiyordum sanki. Şu an tek istediğim, İrem'in suratına okkalı bir yumruk indirmekti.

Ona doğru yaklaşıp, ''Bunu nereden biliyorsun?'' dediğimde, dudağını ısırıp bana bakmış ve iğrenç bir şekilde gülmüştü.

''Ben, düşmanımın her şeyini bilirim, Taşer. Bildiklerimle onu vururum. Arkama baktığımda gördüğüm tek şey, benimle yarışamayacağının bildirisi olur.''

Dalga ile güldükten sonra, ''Beni düşmanın olarak mı görüyorsun? Ah, İrem...'' duraksamış ve yüzümü ona yakınlaştırıp, ''O zaman öyle bir düşman olurum ki sana, geriye dönüp baktığında olmamış karakterini ve yerlerde sürünen beş kuruş etmez ruhunu görürsün.'' demiş ve nefretle gülümsemiştim.

''Sen göreceksin, Taşer...''

Bana nefretle baktıktan sonra yanımızdan uzaklaşmıştı.

''Geri zekalı...''

Bilge'ye katıldığımı belli edercesine başımı salladığımda, Dağhan'da oldukça ciddi görünüyordu. Ona baktığımı fark ettiğinde, ''Yalnız konuşabilir miyiz?'' demişti. Başımı salladığımda, Bilge bana gülümseyip ''Sınıfta bekliyorum.'' demiş ve yanımızdan gitmişti.

''Ne oldu?''

Ciddi surat ifadesini bozmadan, ''Babanın öldüğünü bilmiyordum.'' demişti. Acı bir şekilde gülümseyip, yere baktığımda nazikçe çenemi tutmuş ve ona bakmamı sağlamıştı. Bu hareketi değişik hissettirmişti.

''Bak, bu hissin iğrenç olduğunu biliyorum. Hele aklında yokken, aklına sokan insanların kalbini ne kadar kırdığını. Şu an ne yaşıyorsan, yalnız yaşamak zorunda değilsin. Ne hissediyorsan, ben de seninle hissetmeye hazırım.''

Gözlerimin dolduğunu hissettiğimde, gözlerimi kapatmış ve derin bir nefes aldıktan sonra, ''Onu çok özlüyorum, Dağhan...'' deyip duraksamıştım.

Elini yanağıma koyup, ''Biliyorum. Zor olduğunu da biliyorum, geçmeyeceğini de. Sana diyebileceğim tek şey, her ne yaşarsan yaşa, yalnız olmayacaksın. Senin yanında olacağım.'' dediğinde, gözlerimden damlayan yaş, elini ıslatmıştı. Şu an ona deli gibi sarılmak istiyordum ve öyle de yapmıştım. Dağhan'a sıkıca sarılıp, başımı göğsüne yaslamıştım. Elleri aynı hastanedeki gibi, saçlarımı bulduğunda, bunun bitmesini istemiyordum. Kalbim acıyordu ve o benim acılarımı dindiriyordu.

BURSLU #Wattys2020 (DÜZENLENİYOR)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin