Canlar hepinize merhaba!
Bu bölüm @CerenYldza ithaf edilmiştir. Adaşımı Nazım Hikmet'ten bir şiirle selamlıyorum.
İyi okumalar.
Sevgilerle,
-Ceren.
XXX
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.
XXX
Neden bitmiyordu bu işkence? Tüm gün bu şekilde geçmişti. Önce Ener şimdi de Yeliz. Üstelik Enerle kabus gibi bir akşam yemeği yemiştim. Okyanus gözlü adam konuşma çabalarımı takmamıştı bile. O koyu mavileri tiksinerek dolaşmıştı tüm yemek boyunca. Anlamıyordum ki onu.
Yeliz’in sesi bir sivrisineğinki kadar rahatsız ediciydi. Kulağımı tırmalıyor ve sinirimi zıplatıyordu. Onunla aynı otel odasında kalmak felaket gibiydi. Çenesi susmamaya yemin etmiş gibi, hiç kapanmıyordu. Tırnaklarımı güneşin yaktığı koluma geçirdim. Tahmin ettiğimden daha çok acıtmıştı. Bunda güneş altında kızarmış olan tenim etkiliydi.
Güneş kremi sürmüş olmama rağmen tenim pembeleşmişti. Pembe. Üzerimdeki pikeyi yana iterek yatakta doğruldum.
‘’Çeneni kapatacak mısın artık?’’
Sonunda çatlamıştım işte. Sinirimi dışarıya vurmuş olmanın verdiği rahatlamayla derin bir nefes alıp arkama yaslandım. Açıkçası pişman değildim, Yeliz’i kırmak iyi gelmişti. Buzlarımın hala sağlam olduğunu, boşluğun siyahla kaplı olduğunu göstermişti. Kısa bir süre içerisinde toparlanan Yeliz’in gözlerinde yine o sıcak ifade oluştu.
‘’Son bir şey sormak istiyorum’’ dedi meraklı bir sesle.
‘’Sorduktan sonra susacak mısın?’’
Hızla kafasını sallayıp beklenti dolu bakışlarını yüzüme dikti. Başımla onu onayladıktan sonra bu işkencenin bir an önce bitmesini diledim.
‘’Baban anneni neden terk etti?’’
Anneni neden terk etti. Olması gereken soru bu değildi. Baban seni neden terk etti? İşte asıl soru buydu. Neden beni terk etti? Yeliz’in kötü bir niyeti olmadığını bilsem de sinirlenmiştim. Terk edildiğimi, sevilmediğimi hatırlamak beni yoruyordu. Önce eski bir kitabın sayfalarıymış gibi sararıyor, sonra da dökülüyordum.
Sormaktan kaçındığım bir soruydu bu. Beni neden sevmedi? Birçok cevabı vardı bu sorunun. Tüm cevaplar birleşip bir karmaşa oluşturuyordu. Kelimeleri okuyamıyor, harfleri seçemiyordum. Başka bir alfabeyle yazılmıştı bu cevap. Çünkü başka bir alfabeyle sevilmemiştim.
YOU ARE READING
KURUYAN YAPRAKLAR
Teen FictionBana göre her aile bir ağaçtı, yapraklarsa aile üyeleri. Ben kendi ağacımın kuruyan yaprağıydım. Yalnız, hastalıklı, çaresiz... Ener Demir, o da benim gibi kuruyan bir yaprak...
