Bölüm 28: Rakamlar

10K 513 169
                                    

Tüm hafta sonunu zihnimi meşgul eden sorulardan ve kişisel olduğuna artık inanamadığım sorunlarımdan kaçarak geçirmeye çalışmıştım ve annemin peşi sıra listelediği ev işleri, babamla bahçeyi yaz dekorasyonuna geçirme çalışmalarımız, kardeşimin yetiştirmek için kendini paraladığı okul ödevlerine yardım derken yer yer başarılı olduğuma inanmıştım. Yaşımın pek çok tükenmişlik sendromu vakasına göre fazlasıyla genç olduğunu biliyordum fakat haftanın ilk günü okula gitmek için gözümü açtığımda neden günlerdir uyumamışçasına yorgun olduğumun başka bir açıklamasını bulamıyordum. Evden çıkmak ve okulun yolunu tutmak ağır çekim bir sürüklenme çabasına dönüşmüştü.

Okuldaki her bir boş alan, sınavları yavaş yavaş bitiren öğrenci milleti tarafından gasp edilmişken sıcak havanın bunun üzerindeki etkisi yadsınamazdı. Saçımı okşayan güneşin omuzlarımı gevşetmesine izin verdiğim birkaç dakikalık kaçamağın ardından bölümün koridorlarını arşınlamaya başlamıştım. Bakışlarım, bir yandan panolarda açıklanan notları ararken diğer yandan tanıdık simalar görmek adına etrafta geziniyordu. Çok geçmeden kantinin önünde dikilen Bora'yı seçmek zor olmamıştı. Kıvırcık saçlarıyla herkesin ilk gözüne çarpanlardan biri olan Bora'nın yanına doğru yürürken neden yalnız beklediğini anlamlandırmaya çalışıyordum.

"Bora." diyerek varlığımı belli ettim yanına ulaştığımda.

"Sesil." diye karşılık verdi gördüğünü belli edercesine ve hemen ardından "Gelmişsin." dedi şaşkın bir yüz ifadesiyle.

Bora'nın şaşkınlığına bir anlam veremesem de üzerinde durmamıştım. Aklım, Cenk'i görünce nasıl davranmam gerektiğiyle ilgili davranış önerilerini ardı ardına sıralıyordu ve Cenk ile olan son konuşmamızdan tanıdığım başka kimsenin etkilenmesini istemiyordum. Er ya da geç sormam gereken hesaplar vardı ama bunu herkesin eleştirisini yapabileceği bir gösteri haline getirmeyecektim.

"Herkes nerede?" diye sordum bakışlarımla çevreyi tararken.

"Panoları geziyorlar, açıklanan notları öğrenmek için. Bugün herkes bana seni sorarken senin gelip 'herkes'i sorman biraz ironik oldu." diye cevapladı Bora. Yarım ağızla gülümsüyordu.

"Neden beni aradıklarını da söylediler mi?" diye sordum.

Aklıma aranmak için gelen tek mantıklı neden Cenk ile ilgiliydi; fakat bir diğer yandan da arkadaşlık ilişkilerimin altın çağını yaşadığı söylenemezdi. Bora, Lara ile aramın neden bozuk olduğunu, tüm olayların çıkış noktasını biliyorken, şüphesiz Ezgi de bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındaydı. Taylan, her şeyin dışında bırakılmanın kendisini nasıl hissettirdiğiyle ilgili yakınmıştı Lara'yla kavgamızın hemen ardından ve son olarak Lara'yla aramızdaki sorunlar artık çözülmekten çok uzaklaşmışlardı.

"Aramaktan çok, alışkanlıktanmış gibiydi." dedi Bora, düşüncelerini tartan bir şekilde yüzüme bakarken ve hemen ardından "Cenk, bugün gelmeyeceğini düşündüğünü söyledi. Ben de bildiği bir şey olduğunu düşünüp sormadım, belki özel bir şeydir diye. Merak etmediğim için değil ama ikinizin arası daima daha iyi olmuştur..." diye ekledi kısılan bir ses tonuyla.

"Anlıyorum ama daha iyi olduğuna katılmıyorum. Herkesle aram iyidir benim, son zamanlarda Lara ile yaşadıklarımı saymazsak." diye cevapladım Bora'yı, Cenk'le artık bir aramın olmadığı detayını atlayarak.

"Sen öyle diyorsan öyledir." dedi Bora, çok da içime sinmeyen bir ses tonuyla ve kantinin bahçeye açılan kapısından dışarı çıkarken adımlarının hızını benim, kendisine eşlik edebileceğim bir ritme sabitledi.

Güneşi görmeyen ama ılık atmosferin sakin meltemlerini alan, masalı banklardan birine oturduğunda Bora, karşısındaki yerimi almıştım. Aramızda süre gelen sessizliğin kısa olması, rahatsız edici olduğu gerçeğini değiştirmiyordu. Bora'nın bakışlarını bir anlığına bana doğru çevirip dudaklarını araladığını fark ettim; fakat aynı hızlı vazgeçip başını, öğrencilerin bölüme girdiği güneşli yola doğru çevirdiğini gördüm.

SinesteziHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin