We've updated our Content Guidelines.
Review the latest guidelines to keep sharing stories safely.

Giriş

62 6 1
                                        


Son zamanlarda hayata dair hissettiğim bazı karmaşık hislere sahiptim. Ve bu hisler gün geçtikçe içimde büyüyor, beni olmadığım bir insana çevirmeye başlıyordu. Tıpkı yıllar önce beni asla olmayacağımı iddia ettiğim cinsten bir insana çevirdiği gibi. Ancak o günden sonra değişimin nasıl bir şey olduğunu anlamış, hissetmiş, yaşamış biri olarak buna kapılarımı kapattım. Değişmek can alıcıydı, kırıcı ve hatta bazen öldürücü. Çevrenizdeki her ismin yerine gelen yeni isimler... Değişimden sonra yatağınızın yeri ve hatta sabah uyandığınız şekil bile değişirdi.

Doğal olarak değişmek yeni bir insan, yeni birde hayat demekti.

Karanlık gökyüzü şehrin ışıkları yüzünden bütün yıldızlarını kapatmışken sigaramın son kısmını da içime çektim. Neredeyse sarı kısma gelecekken izmariti elimden bırakmış, yerle buluşan çöpün ateşini söndürmek için mavi Nike ayakkabılarımın tabanı ile ezmiştim. Bugün bu kaçıncıydı anımsamıyordum, çok fazla alkol tüketmiştim. Her gece olduğu gibi. Başımı yanda duran iki metre boylarında, tamamen siyah giyinmiş olan kel korumaya çevirdiğimde çekici bir gülümseme sunmayı denedim. O da bıyık altı dediğimiz gülümsemesinden vermişti. Bu ve bunun gibi insanların biraz bile çekici olsanız sizi becermek isteyeceğini biliyordum. Ancak 1.78 boyundaki sıska bir çocuk için oldukça irilerdi, hayatımın geri kalanında da göt deliğimi kullanmayı umut ediyor ve ona göre seks partnerleri seçiyordum.

Kusmadan hemen önce kendimi barın dışına atabilmiş, bir metre yüksekliğindeki otopark duvarına tünemiştim. Ara ara midem çalkalansa da temiz havanın iyi geleceğine dair kendimi umutlandırıyordum. Evet, yapabilirdim. Her gece kusmadan eve gitmeyi başardığım gibi bu gecede kusmayacaktım. Bu alkolü almayı ben istiyordum ve ne olursa olsun aldığım alkol yüzünden bir daha kusmaya, yeni hikâyeler yazmaya niyetli değildim. Tam önümdeki spor arabalarda benim için kusmuk gibiydi. Hepsi birer kusmuk. Tek güzel olansa aralarında adeta parlayan motorum, Gece'ydi. Şehir onun yıldızlarının örtünmesine engel olamıyordu. O şehirde parlayan bir yıldızdı.

"Yine çok derin düşünüyorsun, Luhan." Tanıdık ses, yani Baekhyun elini omzuma attıktan hemen sonra mırıldanmıştı. Sadece omuz silkmekle yetindim. Herkesin derin düşündüğü zamanlar olurdu, son zamanlarda benimkiler biraz fazlaydı, kabul edebilirdim. Ama elimden gelen bir şey yoktu. Düşünmemek için deliler gibi eğlenmeme rağmen, düşüncelerim kendilerine zaman yaratabilen küçük bir canavara dönüşmüştü. Düşünmekle yaşamaya alışmak zorundaydım.

"Çok içtiğim için midem bulanıyor sadece." Sallanan bedeninin yanıma oturabilmesi için ellerini tuttuğumda o da iri poposunu beton duvara yerleştirebilmişti. Aslında iriden çok dolgun kelimesi sanırım daha uygundu. Anladığını göstermek istercesine başını aşağı yukarı salladı, sonraysa hüzünlü bir şekilde gülümsedi. Küfür etmemek için ellerimi yumruk yapmak zorunda kalmıştım. "Yine gittiğini söyleme bana Baebaek. O şerefsize artık hislerini söylemen gerekiyor."

"Nasıl?" Ellerini dua eder gibi açtığında çaresiz sesi kulaklarımı tırmalamıştı. Bakışlarım az önce ezdiğim izmarit ile buluştuğunda çoğu zaman yaptığım gibi omuz silktim. "Ne varmış heteroysa? Sende bir zamanlar hetero değil miydin zaten? Bir gün tam bir homo olup da çıkabilir, tek dileğim çıkmasına sebep olacak kişi senin olman."

"Bak biliyorum. Böyle şeyler... Söylendiği kadar basit değil."

Değildi, özellikle benim gibi deneyimlemiş bir insan için. Ama değişmesi gerekiyorsa değişirdi, bu onun elinde olan bir şey değildi. O zamanlar benimde elimde olmamıştı.

Ortama sessizlik hâkim olduktan az sonra Chanyeol kolunu omzuna attığı bir kızla beraber arka kapıdan çıkmış, o her zaman övündüğü BMW'sine ilerliyordu. Baekhyun ve ben neler olduğunu biliyorduk. Muhtemelen önce kızı lavaboya atıp sakso çektirmiş, ardından memnun kaldığı için onu sabaha kadar becermek için evine götürüyordu. Siktiğim BMW'si bir gün böyle bir sahnede köprüden uçarsa şaşırmayacaktım.

Baekhyun bir şey olmamış gibi kendini betondan indirdiğinde göz göze geldik. Bakışlarından bunu konuşmak istemediğini, artık gitmek istediğini anlayabiliyordum. Bende konuşmak istemiyordum doğrusu, ayrıntıları göz ardı ettiğimde geçmişten kalma kendime benzetiyordum onu. Küçük ve güzel elini kavrayıp bende indiğimde fazlasıyla uzamış sarı saçlarımı geriye attım. O her ne kadar beni seksi değil, sevimli bulsada Amerikalı kızların beni beğendiği gibi bir gerçek vardı.

"Senin yarın piyano dersin yok muydu?" Chanyeol'un arabası gürültülü bir şekilde otoparktan çıktığında ikimizde aynı anda iç çekmiştik. New York üniversitesinde bir konservatuar öğrencisi olmak, hiç bu iki Koreli salak ile tanışacağımı düşündürmemişti bana. Aksine geçen yıl burs alabildiğimi öğrendiğimde tamda şu an için eski bir evde, zencilerle beraber haplandığımı hayal etmiştim. Ancak New York'a geldiğimde öğrenmiştim ki zenciler benim gibi sıska ve 'yakışıklı' çocukları gördüğünde becermek istiyorlardı. Baekhyun gibi bir bamya ile sonsuza dek güvende olurdum.

"Vardı sanırım, her gün olduğu gibi kaçırmayacağım. Burslu bir veledim sonuçta. Özellikle ailem beni ilk başarısızlığımda Çin'e almak için bekliyorken." Yerdeki çakıl taşlarını tekmelediğimde Baekhyun en fazla benim duyabileceğim bir küfür söylemişti. Bu devirde oğlunu okutmak istemeyen bir aileye anlam veremiyordu, özellikle Çin'de sıradan insanların aldıkları maaş o kadar düşükken. Bazen onları görmemek için tatillerde onunla beraber Seul'a gidiyordum. Annesi benim annemin yanında eyelinerli bir melek gibiydi.

Chanyeol'un arabası tamamen gözden kaybolduğunda Gece'nin arka kısmındaki kaskı alıp başına geçirdi. Benimle yolculuk yapabilmek için pembe bir kask aldığında dumur olmuştum. O taktığında her ne kadar buna gülmek istesem de Gece'nin üzerine bıraktığımızda utanıp sıkılıyordum! Alkollüyken kesinlikle fazla derin düşünüyordum. Kendi mat siyah kaskımı alıp başıma geçirdikten sonra motora yerleşmiştim. O da hemen arkama oturup kollarını sıkıca belime doladı. O zengindi, bu yüzden her gece içki paramı ödemesini ne ben nede o önemsiyordu. Benim içmek için paraya onunsa içmek için bir arkadaşa ihtiyacı vardı. "Bugünde bizi öldürme lütfen Luhan..."

"Evet, bugünde." Sarhoş olmak bizim için sorun olmuyordu, ehliyetim elimden alınsa bile trafiğe çıkmaktan endişelenmiyordum. Çalıştırmamla beraber kükremesini önemsemedim, aksine hoşuma gidiyor ve adrenalinin kanıma pompalanmasına yardımcı oluyordu. Okul yurduna gitmek için seksenlerde sürerken çoktan otobana çıkmıştık. Başlarda Baekhyun kendi dairesinde kalıyordu. Sonradan biz samimi olunca, sınıf arkadaşı olan Chanyeol'un kapı komşusu olması nedeniyle oda arkadaşım olmaya karar vermişti. Çok sonradan bunun nedeninin Chanyeol'un evinden gelen iniltiler olduğunu öğrenmiştim. O evde kaldığı son gece neredeyse intihar etmeye karar vermişti.

"Sikmişim heteroları!!!" Baekhyun rahatlıkla çığlık attığında bende kahkaha attım. Bende hepsini becermek istiyordum, özellikle bir erkekle sevişmenin nasıl bir his olduğunu merak edenleri, duygularınızla sizi çöp gibi ortadan bırakanları. İşte böyle demek istiyordum onlara, işte böyle bir his. Bu düşünceden kurtulmak için başımı sağa sola salladığımda bu sefer kulaklarıma dolan Baekhyun'un tiz çığlığıydı. Ardından her şey çok hızlı gelişti. Önce gözlerimi alan beyaz bir ışık, ardından da kuvvetli bir korna sesi.


Yazar Notu: Merhaba.... *O* Bu Fanfic Angst değil. Öncelikle o konuda kesinlikle endişelenmeniz gerekmiyor. Diğer bir şey ise bölüm biriktirmek istediğimden 15 Nisan'da yayımlamaya başlayacağım. Eğer ficime denk geldiyseniz, lütfen listenize ekleyin. 

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Mar 22, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Unexpected [15 Nisan'da Başlayacak.]Stories to obsess over. Discover now