Jimin, yaşadığı zamandan nefret ettiği kadar hiçbir şeyden nefret etmiyordu. Geçmişin güvenli kollarına sığınmak, orada daha farklı bir yaşam sürmek istiyordu. Gayesine ulaşabilmek adına, çalışmalara başladı. Bir zaman makinesi icat edecekti. On sekiz yaşından beri neredeyse her gününü bu icadına harcadı. Çevresi onu şaşırtmayarak bu işten vazgeçirmeye çalışsa da, bu kararlı adamın içinde büyük bir umut vardı. Kimsenin yapamadığını yapacak, bu lanet yüzyıldan kurtaracaktı kendisini. Hem kim bilir, belki de kendi zamanındaki kimseyi beğenmediği için ondan ırakta duran aşk; 1974'de onun kapısına uğrardı.
1974- İstanbul, Eminönü
Taehyung, uyandıktan sonra ilk iş olarak komşusunun kapısını çalmaya koştu.
"Kim o?"
Jungkook'un evin kapısının ardından gelen sesine karşılık muzip bir ifadeyle "Kim o." Dedi.
Jungkook ise kapıyı bıkkınlıkla açarken "Bu latifenin modası geçmedi mi sence de?" Diye söylendi.
"Asla." Dediğinde ikisi de evin kapısının hemen yanında bulunan divana kurulmuştu bile.
"Keyfin nas-" Dostuna halini soracağı esnada 'küçük' bir sorun çıkmıştı ortaya.
Önce oldukça yüksek bir patlama sesi duyuldu hemen yanlarından.
Ardından havaya doğru fırlayan nesnelerin arasında savrulan iki kişinin çığlığını işitti Jungkook. Yanındaki, haykırışları duymamıştı.
"Jungkook, gel buraya!" Dedi patlamanın olduğu yere, yani evin diğer kısmına giden arkadaşına doğru Taehyung, fakat onu umursayan yoktu.
"Jungkook dedim! Patlamanın bulunduğu yere öylece girmene müsaade edemem! Hem anne ve babanı bulmamız icap eder." Demesinin ardından arkasını döndüğünde, çocukluk arkadaşını gözyaşı dökerken görmeyi beklemiyordu.
"Ben de onları bulmak için enkazın yanına gidiyordum ya zaten..."
Günümüz-Busan, Dong-gu
Ofisimin kapısının çalınmasının ardından gelen "Jimin?" Sesiyle gözlerimi tembellikle araladım.
"Sonunda uyandın!" Dedi doğrulduğumu görünce Hoseok Hyung. "Ne kadardır sana seslendiğimi bir bilsen, uykucu köpek!"
"Hey!"
"Ne? Yine sabahın altısına kadar lanet makinen için çalıştın ve şimdi de uyanamıyorsun, değil mi?" Alaylı sorusuna karşılık mahcubiyetle başımı salladığımda,
"Tahmin etmek zor olmadı." Diye söylendi.
Hoseok'un halen cam kapının ardında olduğunu gördüğümde kıkırdayarak "Farkındaysan hala içeri girmedin." Dedim.
"Kafa mı bıraktın..."
"Neler oluyor sana bugün? Normalde icadım için bana en çok destek olanlardanken bugün sanki makinem babanı öldürmüş gibi davranmanın sebebini anlayamadım." Diyerek kafamdaki karışıklığa biraz olsun son vermek istemiştim, Hoseok az önce uyandığım gri koltuğa yerleşirken.
Lakin yanıt olarak yalnızca iç geçirmesi beni daha çok korkutmuştu.
"Bir soru sordum sana, Hyung."
"Seokjin."
Bu ismi duyar duymaz sorunun ne olduğunu az çok tahmin edebildiğim için sinirlenerek "Sikeceğim ama." Diye küfrettim. Ve hey! İyi bir şey olmadığını biliyorum ama konu Jin olduğunda bir küfürbaza dönüşüyorum, mazur görmenizi rica edeceğim... (gerçeklik algısı çöp şu an)
"Evet, yine birine aşık olduğunu iddia ediyor."
"Peki bunun senin durgunluğunla ilgisi ne?"
"Benim geçen sene ayrıldığım beş senelik sevgilim vardı ya."
"PARDON?" Heyecanlandığım zaman sesimi kontrol edemediğim için mahalleyi inletmiş olabilirdim.
Hoseok Hyung kafasını salladığında ekledim, "Namjoon Hyung ona bakmaz ki. Biliyorsun ben ve Yoongi hala görüşüyoruz onunla."
"Bakmaz oğlum zaten de, Allah'ın belası Yoongi bunları tanıştırınca kaslarından etkilenmiş. Seokjin onun da kendisine bayıldığını düşünüyor." Dediğinde kendimi tutamayarak gözlerimi devirdim.
"Açın lan kapıyı!" Cam girişin ardınan gelen ses Seokjin'den başkasına ait değildi.
Hoseok Hyung gidip onun da içer girmesini sağladığında Jin selam bile vermeden ofisimdeki en büyük odaya, yani Zaman Makinesinin bulunduğu yere yöneldi.
Kendimi tutamayarak, "Ne yapıyorsun?" Diye sordum.
Jin makinenin tamamlanmış dış kısmındaki bazı düğmelere ilgiyle bakarken, "Senin bu makinen, geçmişi etkiliyor."
"Ne demeye çalışıyorsun?" Söylediklerinden tek kelime anlamamıştım. Yüz ifadesine bakılırsa Hoseok da benimle aynı fikirdeydi.
"Detaylarını daha sonra anlatırım ama şimdilik yalnızca sonuçlarından ilkini bilmeni istiyorum, icadın; 1974'de, Türkiye'nin İstanbul şehrinde bir aile evinin patlamasına yol açtı."
Ups! Gambar ini tidak mengikuti Pedoman Konten kami. Untuk melanjutkan publikasi, hapuslah gambar ini atau unggah gambar lain.