Colors ✅

By -fovvs

161K 8K 2.9K

Ve şimdi ben, renklerle kaplandım. More

prologue
gxg// 1
gxg// 2
gxg// 3
gxg// 4
gxg// 5
gxg// 6
gxg// 7
gxg// 8
gxg// 9
gxg// 10
gxg// 11
gxg// 12
gxg// 13
gxg// 14
gxg// 15
gxg// 16
:)
gxg // 17
gxg// 18
gxg// 19
gxg // 20
gxg // 21
gxg// 23
gxg// 24 (final)
Hi
The End

gxg// 22

2.5K 151 45
By -fovvs

Uzuuunnn zaman oldu bölüm atmayalı, neredeyse 4 ay woah!
Artık bölüm atmamın vakti gelmişti ve bu bölüme fazla oy/ yorum gelmeyeceğine eminim çünkü çok uzun zaman geçti. Umarım beni ve kitabımı unutmamışsınızdır. İyi okumalar..

SKLAR'IN BAKIŞ AÇISI

Gözlerimi sıkıca kapatıp derin bir nefes çektim, ciğerlerime.

Aralanan gözlerimin gördüğü ilk şey Michael olmuştu. Şaşırdım ve tekrar gözlerimi kapatıp açtım. Bu sefer gördüğüm tek şey orman yolundaki patika yoldu. Koşu yapmak için güzel bir yer, koşu yapmak için kötü bir kafa. Kötü yaşananlar sonucu kötü bir düşünce.

Çünkü ne zaman gözlerimi kapatsam ve nefes almaya çalışsam, boğulurum ve nefes almakta zorlanırım. Gözlerimin önünde beliren Michael, düşünmek için çabalamamı engelliyordu. Çünkü ölmüştü, benim yüzümden. Belki de Becky ile birlikte olmasaydım bunlar yaşanmayacaktı. Yaşananların sorumlusu Becky'di. Becky'nin eski sevgilisi tecavüze uğramıştı, Becky'nin babası tarafından. Bu kirliliğe ve suçluluk duygusunu kaldıramamış ve intihar etmişti. Dünyanın çoğunluğunun karşı çıktığı bir ilişki yaşıyordu ama intihar edecek kadar korkaktı. Onu bu durumdan dolayı çok fazla kınıyordum. Bu hareket aptalcaydı.

Bana gelecek olursa, ileri derecede olan panik atağım kontrol altına alınmıştı. Acil durumlarda kontrol etmeyi öğrenmiştim. Eskisi kadar can yakıcı ve riskli değildi, ya da ben öyle hissediyordum.

Beynimi boşaltmaya karar verdim, bütün bu aptal şeyleri unutmaya. Belki başardım belki de başaramadım, bunu bilmiyordum. Ama bir yürüyüş iyi gelebilirdi. Temiz havanın ciğerlerime doluşu, yaşadığımı hatırlattı bana. Belki de daha dibe batacaktım, bunu da bilmiyordum.

Soluklarım birbirine karışırken durdum. Sesler geliyordu. Sesleri tanımlayacak olacaksam eğer, tek kelimeyle kavgayı anlatıyordu.

Seslerin geldiği yöne korkak adımlar atıyordum. Görüş alanıma bir grup hareketlilik girdi, kavga ediyorlardı. Onların biraz gerisinde durarak durumu anlamaya çalıştım. Aralarında biri vardı ve hepsi ona vuruyordu. Bağırışlar da vuruşları kadar sertti.

"Hey!" Ne yaptığımın farkına varmam biraz zaman aldı. Yüzler bana döndü, ne yapacağımı düşünüyodum. Elimi cebime atarak telefonumu çıkardım. "Polisi aramadan önce uzaklaşın." Bir süre bakışlarımız kesişti. Bana aptalca bakıyorlardı. O sırada bir ses ormanda yankılandı.

Ciddi misin?

Polis siren sesleri?

Sanırım fazla şanslıyım.

Grup yavaşça geriledi ve arkalarına dönerek koştular. Az önce aralarında dövdükleri çocuk yerde, iki büklüm olmuştu ve nefes almaya çalışıyordu. Yanına koştum.

"İyi misin? Bana bak, yüzüme bakmaya çalış, tanrım!" Elimin tersini kullanarak kaşından akan kanı sildim. Zayıf bir çocuktu ve kocaman mavi gözlere sahipti.

"İyiyim, tanrım! Çok teşekkür ederim, tanrı seni kutsasın." Kollarından tutarak yerden kaldırdım ve en yakın banka oturttum. "Çok teşekkür ederim, gerçekten teşekkür ederim. Beni kurtardın!"

"Tamam, sakin ol. Kurtardım seni, tamam mı? Ama şimdi sakin ol." Elimdeki su şişesini dudakları arasına götürmesine yardım ettim. "Bu da neydi böyle? Neden vuruyorlardı sana?"

"Homofobik isen anlatmasam iyi olur." Derince nefes aldı. "Anlatınca neler olduğunu az önce fark ettim."

Biraz durdum, o kendini toparlamaya çalışırken. "Homoseksüel olduğun için, değil mi?"

"Evet." Onun acısını hissedebiliyor gibiydim-ki bu biraz tuhaftı. Ya da değildi, sonuçta bende homoseksüeldim, değil mi?

"Sana ne dediler?"

"İğrenç biri olduğumu ve bu dünyayı hak etmediğimi. Seçimlerimi yargılıyor olabilirler ama unuttukları bir şey vardı, bende insanım. Yani bu durumu, böyle olmayı ben seçmedim, içimdeki hisler bunlardı. Ama en çok canımı yakan, bana vuranların arasında o da vardı. Hoşlandığım çocuk..."

"Tanrım..." Kollarımı çocuğun boynuna doladım. Çok fazla canım acımıştı ve aynı duygulara sahip olup aynı şeyleri yaşadığımı düşünmek kötü hissettiriyordu. Onun neler hissettiğini anlayabiliyordum bi bakıma. Güvende hissetmesi için ona sarıldım.

"Bazen haklı olduklarını düşünüyorum yani haklılar. Ben iğrencim ve bu dünyayı hak etmiyorum."

"Hayır öyle söyleme! Sen iğrenç değilsin ve bu dünyada bulunmayı herkesten çok hak ediyorsun."

Ve sustuk. Bulunduğumuz yer şehir merkezine yakın olduğu için yaralarına temizlemek adına bir kaç parça şey aldım. Yüzünü silerken gerçekten güzel bir suratı olduğunu fark ettim. Mavi gözleri, iri dudakları ve bir yanağında doğum lekesi olmak üzere bembeyaz bir teni vardı. Bu bana Michael'ı hatırlattı ve hatırlayınca gülümsedim. Yüzünü temizledim ve evine kadar ona eşlik ettim. Bana numarasını verdi ve daha sonra aramamı istedi. Yakın arkadaşlar olabilirdik, o buna inanıyordu. Çünkü bende ona biseksüel olduğumu ve bir kız ile sevgili olduğumu anlatmıştım. Bana, istediğim zaman onu aramamı hatta sorun olduğunda bile gelebileceğimi, söyledi. Çünkü onu kurtardığım için bana karşı borçlu hissediyordu. Ve tabi ismini de öğrenmiştim.

İsmi Troye'du.

Saat 7'ye geliyordu ve hava kararmıştı. Troye'u bırakmış ve eve dönüyordum. Deniz kenarında yavaş yavaş yürüyordum ve aklımı düşüncelere bırakmıştım. Kafam karmaşıktı ve herhangi bir his yabancı gelmeye başlamıştı. Panik atağı atlatmanın yan etkileri olabilir, diye düşündüm. Bir banka oturdum ve denize bakmaya başladım. Şehrin ışıklarıyla yanıp sönüyordu sanki.

Yanımda bir hareketlilik oldu ve banka birinin oturduğunu anladım. Tepki vermedim.

"Michael için üzgünüm."

Luke Hemmings.

"Sorun değil demeyi o kadar çok isterdim ki... Keşke sorun değil diyebileceğim bir olay olsaydı." Luke büyük bir nefes aldı, ve aynı şekilde bıraktı.

"Biliyorum, insanın aşık olduğu birini öldürmesi fazla koyuyor, sonradan. Kıskançlık berbat bi duygu. Onu o kadar çok özlüyorum ki... Bazen, keşke bu kadar iğrenç olmasaydım belki de mükemmel bir çift olurduk, diye geçiriyorum içimden." Luke böylece Michael'a aşık olduğunu itiraf etmişti. Şaşırmamıştım, çünkü beni kaçırdığı zaman, zemin katta kaldığım da yukarıdan gelen sesleri duyabiliyordum ve genel olarak Luke'un 'Michael' diye bağırdığı sinir krizlerine şahit olmuştum. O an anlamıştım.

Luke'un da acı çekmeyi bilen bir kalbi vardı.

"Değdi mi gerçekten? Bir sürü kan ve gözyaşı aktı. Sence değdi mi?" Yüzümü ona çevirdim. Bana bakmadan direkt olarak denize bakıyordu. Gözleri dolu doluydu ve tek bir şey daha söylesem ağlayacak gibiydi. Durmadım, söyledim ve o da ağladı.

"Michael'ın ölümüne değdi mi?"

Ellerini yüzüne kapattı, bir hıçkırık bırakmadan önce. Ona acıyamadım, hatta içimden gülme krizine girmek geliyordu. Şuan şurada deli gibi kahkaha atmak istiyordum. Bu Luke'a gıcıklık olsun diye değil, sinirlerim bozulduğu içindi.

"Üzgünüm, çok üzgünüm. Sikeyim iğrenç biriyim! Tüm o kötülükleri hak ediyorum. Ben neden yaşıyorum ki sanki? Aşık olduğum çocuğu öldürdüm ve bir çok insanın canını yaktım! Ne için? Bir hiç için! Kız kardeşimi bahane ettim oysa ki onun yaptığı hiç bir şey umrumda değildi. Mezarını bile ziyaret etmedim fakat Michael'ın mezarına her gün gidiyorum ve onlar yanyana! En çokta bu koyuyor." O ağlamaya devam etti ben ise sesimi çıkarmadım. Kendi kendine söylendi bir süre. Sonra ayağa kalktığını fark ettim.

"Tekrar özür dilerim, sana da o kadar şey yaptım. Umarım beni affedersin. Calum ya da Becky'ye konuştuğumuzu söyleme, sana kızmasınlar. Ve şey...herneyse. İyi geceler Sky." Ve yanımdan hızla uzaklaştı. Bir süre daha oturdum bankta. Soğuk hava içime işledi ve beni dondurdu. Ellerim buz kesilmişti ve dudaklarım arasından çıkan sıcak hava soğuk havayla buluşuyordu. Cebimden telefonumu çıkardım. Becky ve Calum'dan bir çok mesaj ve cevapsız arama vardı. Düşüncelerim beni boğarken derin bir nefes aldım ve Becky'nin mesajlarına cevap olarak bir yazı gönderdim.

Becky: Saat geç oluyor, neredesin?

Becky: Hala bana cevap vermedin

Becky: Hava karardı güzelim, aramamı cevapla

Becky: SİKEYİM SKYLAR NEREDESİN??

Becky: ARIYORUM AÇMIYORSUN

Becky: BEBEĞİM NEREDESİN, KORKUYORUM!

Skylar: Gündüz yerini geceye bıraktı ve gözlerim karardı

Skylar: Oh sevgilim, benim için ağladığını duyuyorum

Skylar: Ama üzgünüm, gitmeliyim

Skylar: Seni seviyorum fakat gitmeliyim

Skylar: Anılar için teşekkürler ve her şey için

Skylar: Bu yük fazla ağır

Skylar: Bence gerçekten gitmeliydim

Skylar: Hoşçakal öyleyse güzel

Güzeli öyleyse hoşçakal...

Continue Reading

You'll Also Like

421K 21.9K 104
Ben senin hikayende kendime bir yer olsun isterdim. Bu şekilde değil. Gerçek anlamda bir yerim olsun. Sonra belki...
22.9K 1.6K 32
​Siyah, tüm renkleri yutar mı? Yoksa renkler, siyahın içinde en parlak hallerini mi bulur?
2.3M 209K 60
Ulaş: Hani sen bana ilk mesajında demiştin ya Ulaş: Dizi, film ve kitaplarda herkesin sevdiği yan karakterler gibisin diye Ulaş: O zamanlar bu benim...
178K 10.4K 60
"Bana kendimi değerli hissettiriyorsun." "Sana kendini daha çok değerli hissettireceğim." Aldatıldığım çocuktan mesaj beklerken hayatıma giren kız il...
Wattpad App - Unlock exclusive features