my

240 35 10
                                        

author

Chaeyoung gece karanlığında yeterli olmayan sokak lambalarının altında yürüyordu. Tabii genç kızın kalbi daha karanlıktı bu sokaklardan. En azından bir ışık vardı sokakta. Chaeyoung'un kalbinin de bu sokaklar gibi bir ışığa ihtiyacı olduğu kesindi.

Chaeyoung yine tek başına içmiş ve sarhoş olmuştu, en azından bu gece onu rahatsız eden kimse olmamıştı. Normalde gittiği barlardan olaysız çıkmazdı. Her çıkışında peşine biri takılırdı. Aslında yalnız değildi genç kız. Bir ev arkadaşı vardı ama çok bağları olduğu sayılmazdı. Ev arkadaşı Chaeyoung'un zıttıydı. Chaeyoung evin yolunu bulamazken, ev arkadaşı okuldan ve işten başka hiçbir şey için dışarı çıkmaz, marketten alacakları için sipariş verirdi. Bunlar dışında evden çıktığı en uzak mesafe evin geniş terasıydı. İki kız beraber burda kahvaltı yapar, yemeklerini yer bazen kahve içer ve sohbet ederlerdi. Birbirlerini çok iyi tanımasalar ve sadece birkaç dakikalık sohbetler etseler de birbirlerine alışmışlardı. Bu dışarıdan biraz tuhaf gözüküyordu çünkü on bir aydır beraber yaşıyorlardı ve bu yaklaşık bir yıl gibi olan sürede normal insanlar ev arkadaşlarıyla kardeş gibi falan oluyorlardı.

Chaeyoung yine çok içtiği için evin yolunu bulamayacağının farkındaydı. Kenardaki kaldırımlardan birine oturdu. Altına etek giymediği için kendini tebrik etti. Siyah mini bir şort ve üstüne de mavi uzun kollu bir bluz giymişti. Sarı saçlarını kulaklarının arkasına sıkıştırıp bir tane bile araba geçmeyen ara sokağı izlemeye başladı. Birkaç dakika sonra telefonu çaldığında çantasından telefonunu çıkardı. Kim olduğuna bakmadan açtı; ki zaten ev arkadaşından başka kimse onu arayamazdı, çünkü kimsesi yoktu.

Chaeyoung telefonu açtığında ev arkadaşı endişeyle konuştu. "Chaeyoung nerdesin? Normalde bu kadar geç kalmazdın?" Chaeyoung şaşırmıştı. Arkadaşı ilk kez bu kadar geç kaldığını söylüyordu ki o, geç olduğunu hissetmiyordu. "Saat kaç ki?" Ev arkadaşı derince iç çekti. "Saat üç buçuk, birkaç saat sonra sabah olacak zaten." Chaeyoung gözlerini kocaman açmıştı. "Sarhoş musun?" Gelen soruya birkaç saniye bekledikten sonra cevap verdi. "Evet."

"Gelebilecek misin?" Chaeyoung gelen bir araba var mı diye yola baktı ama ne bir insan geçiyordu ne de bir taşıt. "Nerede olduğumu bile bilmiyorum." Karşıdan bir hapşurma sesi geldiğinde kaşlarını çattı. Arkadaşı hasta olmuş olmalıydı, zaten konuşurken burnunun kapalı olduğu sesinden belli oluyordu. "Konum atabilir misin?" Chaeyoung derin nefes aldı ve sorguladı. "Atarım da, kimi göndereceksin bu saatte?" Arkadaşı gergince cevapladı. "Kendim geleceğim."

Chaeyoung kaşlarını çattı ve farkında olmadan bağırdı. "Saçmalama!" Karşıdakinin ürktüğünü anladığında ve sokaktakileri rahatsız etmemek adına sesini alçaltmıştı. "Sen evden çıkamazsın ki." Birkaç saniye hiçbir yanıt gelmedi. Sonra birkaç mırıldanış duydu Chaeyoung. "Chaeyoung. Lütfen. Sadece konum at." Chaeyoung'un onaylamaktan başka şansı yoktu.

Arkadaşını dışarı çıkarmak istemiyordu, çünkü onun bundan hoşlanmadığını biliyordu. Ama başka şansı yoktu. Telefon kapandıktan sonra konumunu arkadaşına attı ve merdivene geri oturdu. Birkaç dakika beklediğinde kusacağını hissetti ve hızla kalkıp yakındaki çöpe koştu. Duvara tutunup çöpe kusmaya başladığında yanına doğru koşan biri olduğunu hissetmişti. "Chaeyoung!" Arkadaşı Chaeyoung'un saçlarını arkada toplarken ona yardımcı olmaya çalışıyordu. Chaeyoung kendine gelip doğruldu. "Mina." Arkadaşı iğrenmeden onun dudaklarını silerken Chaeyoung şaşkınca ona bakıyordu. Mina çantasından ıslak mendil çıkarıp hem kendi elini hem de onun yüzünü ve üstünü silmeye başladı. İşi bittiğinde mendilleri çöpe attı ve ona baktı.

"İyi misin?" Chaeyoung başıyla onaylarken düşecek gibiydi. Mina bunu fark edip onun beline sarıldı. Onları bekleyen taksiye binip eve doğru yola çıktılar. Taksideyken Chaeyoung başını Mina'nın omzuna yaslamış, uyuklamaya başlamıştı bile.

×

sınava çalışmam gerek, napıyorum ben?

my cherries and wine 🍒 michaengBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin