Ağlamamalıyım. Taehyung benim ağlamama hep kızardı ama artık yok. Komik değil mi? Hayatım dediğim adam artık hayatımda yok. Kendimi sıkıyorum. Ağlamamaya çalışıyorum ama olmuyor. Her adımımda gözümden bir yaş daha firar ediyor. Elimde menekşem ve gözümde yaşımla ona gidiyorum. Mezarına gidiyorum.
Mezarlıktan içeri girdiğim anda yerini ezbere bildiğim mezarın yanına gidiyorum ve yanına çöküyorum. O menekşeleri çok severdi. Mutlu olsun diye ona menekşe getirdim. Ağlamamı istemezdi ama ben yine de ağlıyorum. O toprağın altında. Toprak oldu. Belki göz yaşım düşerse toprağa benden hatıra diye alıp saklar onu.
"Merhaba sevgilim. Ben geldim. Seni özledim. Hemde çok. Sen yokken sadece benim değil kimsenin tadı tuzu yok. Ama biliyorum hiç biri seni benim özlediğim kadar özlemiyor. Onlar gitti Taehyung. Atlatmaları lazımmış. Beni de çağırdılar ama ben gidemedim. Nasıl giderim ki. Sen beni bırakıp gitmemişken ben nasıl seni bırakıp giderim. Keşke o gün gelmeseydin beni almaya. Islansam da gelirdim eve. Ama sen artık gelemiyorsun. Seni çok seviyorum meleğim."
Biraz daha orda durup ağladım. Ardından mezar taşının yanında duran suyu aldım ve toprağa döktüm. Son kez toprağını okşadıktan sonra ordan ayrıldım.
Artık yalnız yaşadığım evime gelmiştim. Her bir köşesinden güldüğümüz anılarımızla dolu olan eve. Danbi adı en güzel onun ağzından çıkabilir. Ben başkasını ağzından adımı duymaya dahi katlanamıyorum.
Odama çıktım ve banyoya girdim. Su ısınırken bende kıyafetlerimi çıkarttım ve kendimi sıcak suya bıraktım. Gerçekten iyi geliyordu.
Duşumu aldıktan sonra pijamalarımı giydim ve kendimi yatağıma attım. Yemek yemek gibi bir derdim yoktu. Artık kendimi aç hissetmiyorum. Kapının olduğu yere gözüm takıldı ve ardından aklıma yine o mutlu anılarım geldi.
"Taehyung nerdesin? Korkutma beni ve ses ver lütfen." Korkuyla etrafıma bakarken birden omzuma dokunan elle çığlığı basmam bir oldu. Ben burda kalp krizi geçirirken o kıskıs gülüyordu. "Ya komik olan ne? Ödümü patlattın"
"Özür dilerim sevgilim ama bu kadar korkacaksan neden korku filmi izlemede ısrar ediyorsun" hala gülerken söyledi.
"Hah ne münasebet canım. Korkmadım bir kere"
Benim bu tavrıma karşı daha çok kahkaha atmaya başladı. O kadar güzel gülüyordu ki her güldüğünde ona daha çok aşık oluyordum. Ben ona hayran olmuş bir şekilde bakarken sonunda gülmeyi kesebildi ve bana baktı.
"Ne? Ne var? Niye öyle bakıyorsun"
"Çok güzelsin" elimde olmadan söylediğim bu cümleye karşı ufak bir kıkırtı çıktı dudaklarından. Bana biraz daha yaklaştı elini belime attı ve "sen daha güzelsin sevgilim" dedi.
Bu kadar yakınımdayken fırsatı kaçırmadım ve ona kollarımı sıkıca sardım. O da beni kollarıyla kavradı. O kadar huzurlu hissediyordum ki kendimi tarif etmem imkansızdı.
Bir süre daha sarıldıktan sonra kollarımızı gevşettik ama hala çok yakındık. Dudaklarıma masum ve tatlı bir öpücük kondurdu. Ardından alınlarımızı birbirine yasladı. Şu an içimdeki huzurla gözlerimi kapatmak istiyordum ama gözlerime o kadar yoğun bakıyordu ki bunu yapamadım.
Bu kadar duygusallık fazla gelmiş olucak ki beni kucakladı ve odama götürdü. Bende kolumu boynuna doladım ve beni götürmesine izin verdim. Odamın kapısına geldiğimiz zaman kapıyı açtı ve beni yatağa bıraktı. Ardından kendiside yanıma uzandı ve bir kolunu bana dolayarak beni kendine çekti. Bende kafamı göğsüne yasladım.
"Seni seviyorum"
"Bende seni birtanem"
Aklıma gelen gün ile buruk bir tebessüm kapladı dudaklarımı. Elime düşen bir damla göz yaşı ile farkettim ağladığımı. Daha fazla üzülmemek adına yorganın altına girdim ve uzandım. Sadece uyumak istiyordum. Ağlamaktan yorgun düştüğüm için çok zor olmadı da. Çok geçmeden uykunun kolları beni sarıp sarmaladı.
Hepimize merhaba. Yeni kurgulanmış hoj geldiniz.
Umarım severek okursunuz. Hepinizi çok seviyorum... 😍😍
