24.10.2014

569 41 9
                                        

Sonbahar yaprakları birer birer önümüze düşüyor, rüzgârın sert darbeleriyle uçup giderken kızıl ve turuncu güzel bir uyum içerisinde havada dans ediyordu. Kışın sert rüzgarları gelmeden hafif hafif esen sonbahar rüzgarını severdim. Yaz güneşinin taze ışınlarını soğuk kış günlerine bırakmaya hazırlandığı sonbaharı severdim. Kasvetli bir mevsimdi ama ben yine de severdim. İleride nefret edeceğimi bilmeden.

''Geri geleceğim!''

Ellerimiz yavaşça ayrılırken son kez baktım sonbahar gibi güzel kahverengi gözlerine. Bir şey diyemedim. Söz ver demek istedim. Geri geleceğine söz ver. Boğazım düğümlendi.

''Söz veriyorum sana Jeon, söz veriyorum geri geleceğim.''

Yutkundum. Ağzımı açıp bir kelime bile söyleyemedim. Kollarından tutup zorla onu götüren adamlara baktım teker teker. Hepsine vurmak istedim. Bıraksınlar, götürmesinler onu benden diye. Ne olursa olsun onu bulacağımın yeminini ettim içimden.

''Seni seviyorum,'' diyebildim sadece. Gülümsedi. O an zaman dursun istedim. O gülümsesin ben saatlerce oturayım karşısında yalnızca onu izleyeyim istedim. Gülümsedim.

Ağaç son kez düşürdü yaprağını, rüzgâr son kez esti, son kez savurdu onu bir köşeden bir köşeye. Sonbaharın güzel renkleri son danslarını etti. Kızıl ve turuncu son kez güzel göründü. Son kez ona gülümsedim.

Ve onu götürdüler. Park Jimin'i o gün sınır dışı ettiler. Benim ise elimden hiçbir şey gelmedi.

killer || kookminWhere stories live. Discover now