3. ⚡️Kötü Son ⭐️💕

823 200 85
                                    

*   *    *

Çok hızlı gittiğimizi hissediyordum.

"Oktay biraz yavaşlar mısın?"

"Havuzda ki çocuk kimdi?"

"Bilmem. İlk defa görüyorum. Çok yakışıklıydı değil mi?" dedim pişkin pişkin sırıtarak.

"Benden daha mı yakışıklıydı?"dedi asabi bir suratla.

Şakasına,

"Off çocuk tam bir taştı." dedim ve bunu dememle birlikte daha fazla hızlandı.

Gözlerimi faltaşı gibi açmış onu izliyordum.

"Oktay korkuyorum lütfen yavaşlar mısın?"

"Beni farketmen için daha ne yapmam gerekiyor Melike? 3 yıldan beri köpek gibi peşinde dolanıyorum neden beni görmüyorsun, neden bana bir şans vermiyorsun?"

"Oktay çok korkuyorum lütfen yavaşla. İkimizde sarhoşuz ve ben ne dediğimi bilmiyorum. Seni kırdıysam özür dilerim. Şimdi lütfen yavaşla biraz."

Beni duymuyor gibiydi söylediklerime hiçbir tepki vermedi önce.
O kadar hızlı gidiyorduk ki sokak lambaları yıldırım hızıyla yanımızdan geçip gözden kayboluyordu. Korkudan titremeye başladım.

"Oktay beni indir. Kaza yapacaz." dememle frene aniden bastı.

Ne olduysa tam o anda oldu. Frene aniden bastığı için araba hızla yerde süründü ve direksiyon Oktay'ın hakimiyetinden çıktı. Her şey bir anda olmuştu. Araba hızla karşı yolun kenarındaki bariyere çarptı ve ben lanet olası kemeri takmadığım için camdan fırlayıp asfalta kapaklandım.
Karanlık ve boş sokakta duyduğum son ses acı dolu çığlığım oldu.

* * * * * *

Karanlık...
Her yer karanlıktı.
Gözlerim açıktı ama hiç bir şey görmüyordum. Bu işte bir iş vardı.
Nerde olduğumu da bilmiyordum.
Evde miydim acaba?
Belkide elektrikler kesilmiştir.
"Anne, nerdesin?"
Sanki mırıltılar vardı bulunduğum yerde. Ama ne konuşulduğunu duyamıyordum. Annemin sesi miydi?
"Anne?"
Off nerdeki bu kadın şimdi? Beni hep merak eder arardı.
Ellerimi öne doğru uzattım. Bir yerlere çarpacakmışım gibi. Ve yavaşça ilerlemeye başladım.
Birden elimin üstünde yumuşak, sıcak bir el hissettim...

* * * * *

Gözlerimi yavaşça açmaya çalıştım. Ama olmuyordu. Bir ağırlık vardı ve açmaya çalıştıkça gözlerim yanıyordu. Bir ses duyuyordum.

"Melike kızım, aç gözlerini. Lütfen bebeğim. Baban gibi sende bırakıp gitme beni."

Annemin sesiydi. Elimi tutmuştu.
Yüzüme bir damla gözyaşı aktı. Benim sultanım ağlıyor muydu? Yutkunmaya çalıştım konuşmak için ama canım çok acıyordu. Anneme seslenmek istiyordum. Üzülmesin o kıyamam ben ona.
Eli elimin üstündeyken sıkmaya çalıştım ama vücudum kaskatı kesilmişti sanki. Hareket ettirmekte zorlanıyordum. Hiç halim yoktu. Biraz daha çabaladım ve hafifçe sıktım elini.

"Melike! Ah birtanem."

"Doktor. Doktor yok mu? Kızım uyanıyor."

Boğazımın acımasını umursamadan,

"Anne." dedim.

Ama sesim o kadar kısık ve zayıf çıkmıştı ki...

"Burdayım prensesim."

Bir kere daha açmaya çalıştım gözlerimi. Bu sefer başarıyordum galiba. Yavaşça aralandı gözlerim. Gördüğüm ilk şey tepemde olan ve gözlerimi yakan lambaydı. Daha sonra annemi gördüm. Mahfolmuş bir haldeydi. Bir kadın onu çekiştirip yanımdan uzaklaştırmıştı. Beyaz bir önlük giymişti. Ondan hemen sonra beyaz maskeli bir adam gözümü kör edercesine ışık sokmuştu gözüme. Ne oluyordu burda?

"Nerdeyim ben?"

"Hastanedesiniz. Ben doktor Hakan. Ne olduğunu hatırlıyor musunuz?"

Gerçekten ya. Ne olmuştu en son.
Zihnimi zorlamaya çalıştım. Parça parça gözümün önüne gelmeye başladı yaşadığım dehşet anı. En son Oktay'a yavaşlamasını söylüyordum. O da birden frene basıyordu ve, ve araba bir yere çarpıyordu büyük bir hızla. Hatırladığım son şey ise camın sesi ve hızla yerimden fırlayıp yere çakılmam.
Kendini doktor olarak tanıtan adama baktım ve hatırladığımı ifade edercesine başımı aşağı yukarı salladım.

"Güzel. Kafasına darbe almasına rağmen hafızası yerinde." dedi uzaktan bizi izleyen anneme bakarak.

"Benim sesim neden böyle çıkıyor?" dedim.

Sesimi neredeyse duyamıyordum. Konuşurken canım acıyordu.

"Bir trafik kazası geçirdiniz ve arabadan fırlayıp asfalta düşmeniz nedeniyle boynunuz kırıldı. Küçük bir ameliyat geçirdiniz."

Tüm bedenimi panik sardı. Böyle kalmayacaktı sesim değil mi?
Duyacağım şeyden dolayı çok korkuyordum.

"Sesim hep böyle mi kalacak?"

"Hayır hayır. Sesinizin kısık olması çok normal. Dediğim gibi bir kırıklık vardı ve onu ameliyatla düzelttik. Kısa bir süre böyle kalabilir. Korkmanızı gerektirecek bir durum yok. Merak etmeyin." dedi.

Bunları demesine rağmen rahatlamamıştım. Doğrulmaya çalıştım ama ne bedenim, ne ellerim, ne de ayaklarım hareket ediyordu.

"Ben neden hareket edemiyorum?"

"İki günden beri uyuyordunuz. Doğal olarakta iki gün boyunca hiç hareket edemediniz. Bu yüzden vücudunuz ağırlaşmış veya uyuşmuş olabilir."

Duyduklarıma inanamıyorum. Koskoca iki gün? İki gün boyunca ben uyuyor muydum?

Kafamı salladım yavaşça.

"Ama size bir test yapmam gerekiyor." dedi elindeki tokmağa benzeyen şeyi sallayarak.

Tokmağı hafifçe elime vurdu.

"Hissediyor musunuz?"

Biraz uyuşmuş hissetsem de, hissediyordum.

"Evet."

"Güzel."

Ayağıma vurmaya başladı.

"Peki bunu hissediyor musunuz?"

"Evet hissediyorum."

"O zaman korkulacak hiçbir şey yok. 1-2 gün daha burda kalmanız gerekecek. Ondan sonra evinize gidebilirsiniz. Tabi orda kullanmanız gereken ilaçlar olacak ve her iki günde bir kontrole geleceksiniz. Geçmiş olsun."

Deyip ayrıldı yanımızdan.

"Bebeğim." Diyerek annem geldi yanıma. Ellerimi tutup öptü beni. Saçlarımı kokladı. Hala ağlıyordu. Ne kadar korktuğunu tahmini edebiliyordum. Çünkü annemle ben etle tırnak gibiyiz. Birbirimize öyle sıkı bir bağla bağlıyız ki birimize bir şey olsa kahrolurduk.

"Ağlama anneciğim. "

"Çok korkuttun beni bebeğim. Sana bir şey olacak diye çok korktum. İki gün boyunca öldüm öldüm dirildim."

"İyiyim ben bak. Üzülme artık."

"Canın acıyor mu?"

Acıdığı halde üzülmesin diye kafamı iki yana salladım. Ondan sonra aklıma gelen bir şeyle dehşete düştüm.
Oktay. Onu tamamen unutmuştum.
İyi miydi acaba?

"Anne?"

"Ne oldu? Dur neden kalkıyorsun?

"Anne Oktay iyi mi?"

Gözleri çok uzaklara daldı.

Bu ne demek oluyordu?

. . .

Veee bölüm sonuuuu. Evet şimdi yorumları alalım. Bölümü nasıl buldunuz? :)

Beni Bırakma Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin