"Jeon Jungkook, uyan!"
Birisinin bana kibarca seslenip, koluma dokunduğunu duydum. Şuan nerede olduğumu bile bilmiyordum. Duyduğum sesle birden uyandım. Evet, meğerse rüyadaymışım. Kafamı yaslamış olduğum sıradan kaldırdım. O ise karşımda dikilmiş bana bakıyordu. O kim miydi???
Üniversite hocam Park Jimin. Sadece hocam değildir ama kendileri. Dönemin başından beri hoşlandığım platonik aşkımdı. Bu kulağa biraz tuhaf mı geliyor? Umrumda değildi doğrusu. Ondan gerçekten çok hoşlanıyordum, her ne kadar kendisinin bundan haberi olmasa da...
"Neden dersimde uyuyorsun Jungkook? Genelde derslerimi dikkatle dinliyorsun. Bir sorun mu var?" diye sordu bana o güzel sesiyle.
Evet genelde derslerini çok dikkatle dinlerdim. Hatta bazen dersi dinlemeyi bir kenara bırakıp sadece o güzel yüzüne dalıyordum. Ders boyu hareketlerini izliyordum. Ben kimdim ki Yüce Park Jiminin dersinde uyuyayım?! Sadece gece gerçekten geç uyumuştum ve farkında bile olmadan dersin ortasında uykuya dalmıştım.
"Hayır sorun yok hocam. Sadece uykuya dalmışım. Özür dilerim." diye cevap verdim elimle saçlarımı düzeltirken.
Hala yüzüme bakıyorken başını salladı.
"Pekala, sorun değil. Lütfen dersi dinlemeye devam et."
Cevap vermedim, sadece başımı sallamakla yetindim ve dersi dinlemeye başladım.
Ders bittikten sonra herkes dışarı çıkarken onun yanına yaklaştım. Amacım bir kez daha dersinde uyuduğum için özür dilemekti.(Asla onu bir kaç dakika daha fazla görüp ,onunla konuşmak değildi)
"Şey hocam ben tekrar özür dilerim. Dersinizde uyuduğum için."
Yüzüme bakıp hafif tebessüm etdi. Hep böyleydi zaten. Hiç diğer hocalar gibi katı olmamıştı.
"Önemli değil Jungkook. Sanırım uykusuzdun. Bundan sonra gece zamanında uyu ki derslerde uyuklamayasın."
"Peki" dedim sadece ve sınıftan çıktım. Tanrım! Onunla sadece kısacık bir diyalogdan sonra bile içimde saatli bomba varmış gibi hiss ediyordum.
Kantine doğru ilerlerken aniden omuzumda hissettiğim eller ile irkildim.
" Şey hocam ben tekrar özür dilerim." diye beni taklit etdi Taehyung. Tanıştırayım, bunlar en yakın arkadaşlarımdan Kim Taehyung ve yanındaki de Kim Seokjin.Tabi dalga geçmek için hiç bir fırsatı kaçırmasınlar zaten.
"Hocam bi daha olmayacak, keşke beni bi öpseniz." diye bu sefer Seokjin benimle dalga geçmeye başladı.
"Üff işiniz yokmu sizin ya? Gidin başkasıyla uğraşın." dedim biraz daha hızlı adımlarla ilerleyip.
Tekrar yanıma ulaşıp benimle birlikte kantine doğru yürümeye başladılar.
"Oy oy benim minik Jungkook'um utanmış mı?" dedi Seokjin bu sefer. Hala dalga geçmeye devam ediyordu.
"Ya of utandığım falan yok" diye yükseldim birden.
"Aynen kanka sen kim, utanmak kim" dedi Taehyung.
Kantine girdiğimizde içerisi her zamanki gibi tıka basa doluydu. Ben içekcek bir şeyler almak için bir süre onlardan ayrılıp elimde 3 içecekle geri döndüm. Bu sırada Taehyung ve Seokjin oturmamız için boş bi masa bulmuştu. Elimdeki içecekleri onlara verip, Seokjin hyungun yanındaki boş sandalyeye oturdum. Daha yeni içeceklerimizi yudumlamaya başlamıştık ki, Taehyung bana seslendi.
"Pişt bu seninki değilmi?" Diye sordu yan taraftaki masayı göstererek.
Kafamı çevirip baktığımda gerçekten oydu. Park Jimin.
YOU ARE READING
Chamomile
Fanfiction-Birlikte olurduk, kitaplarımızı alırdık, geceleri yıldızları açık pencereden seyrederken yatakta birlikte sıcacık olurduk
