Cellfish:Telefon kullanırken dış dünyayı unutan, telefona dalınca insanlarla bağlantısını kesen kişi.
N'aber kedicik?
Demeyi özledim. Çok klişe evet. Seni özledim. Çok özledim. Daha iyi anlıyorum artık. Ne kadar klişe de olsa, acıtıyor. Böyle söyleyince daha da çok özlüyorum. Resimlerimiz sol yanıma batıyor. Delip geçiyor şu yanımı. Ne kadar acıtıyor bilemezsin.
Kimse bilmez.
Saçlarının arasına bıraktığım öpücükleri, her sabah uyandığımda yanımda belirmeyi,
"İyi ki doğdun umudum."
"Seni seviyorum günışığım."
demeyi, kısacık kollarını belime dolamayı sen de özledin mi?
Ben çok özledim.
Seni sırtıma alır tüm parkı turlardım. Sen de kahkahalarla boynuma sıkı sıkı tutunurdun. Salıncakta seni sallarken gözlerinin içi gülerdi.
Önceden kalbime dolardın, şimdi gözlerime doluyorsun.
Nasıl oralar, cennetinde rahat mısın? Sana aldığım armut koltuktan var mı? Sen her yemeği yemezsin, kimchi var mı? Annenin kimchileri kadar güzeller mi? Annen de çok ağladı senden sonra. Biliyor musun? Kız kardeşin geçen yaz evlenmişti. Hamileymiş o. Erkekmiş hem de. Yeğenin olacakmış.
Küçük bir Yoongi...
İsmini Yoongi koyacaklar biliyor musun? Kız kardeşin ağlamaktan düşük yapacaktı. Oğlunu da ağabeyinin yanına göndermeye niyetli değildi kız kardeşin.
İkinci bir acıya dayanacak gibi değildi.
Sen gittin gideli hiçbir şeye dokunmadım, yatak odamıza hiç girmedim. Dolabıma tıkıştırdığın kıyafetlerine hiç dokunmadım. Gömleklerin, pantolonların, tişörtlerin orada öylece duruyor. Kokun uçar gider diye kapağını bile açamıyorum dolabın. Hep kal orada diye,
Sen yanımda kalamadın, kokun odamda kalsın diye...
Nedendir bilmem şu sıralar yediğim her şeyi geri tepiyor midem. Yuttuğum gibi çıkarıyorum. İstemiyor midem, boğazımdan sensiz geçen, geçmeye çalışan lokmayı. Kabul etmiyor.. Vücudumun her uzvu o kadar alışmış ki sana, sensiz yürümek bile acıtıyor. Nefesim bir bıçakmışcasına göğüs kafesime saplanıyor.
Nefes almak ne zamandan beri bu kadar acıtıyordu? Ah, evet, sen gittiğinden beri.
Açmaya korkuyorum, bana aldığın o parfümün kapağını. Açıp kokladıkça sen, ben, biz doluyor ciğerlerime. "Biz" genzimi ne kadar yakıyor, bilemezsin. Sıkıyorum bazen, belki iyi sanarlar, sahipli sanarlar diye. Öyle de oluyor, anlamıyorlar. Anlayamazlar.
Ağlamadım diye unuttum, acıtmıyor sanıyorlar.
Ağlamayı kendime evlat edindim sanki, sabahtan akşama kadar sadece oturup senin için gözyaşı döksem bıkmam. Her sabah yüzüm ve yastığım, sen kokan yastığım tuzlu sıvı içinde uyanıyorum. Her yer gözyaşı... Uykumda bile ağlıyorum ben, neredesin Yoongi?
Neredesin sevgilim?
Bazen kendimi paralamıyor değilim, sen gel diye. Kendimi feda etmeye hazırım. Kibir olarak anlama, ki sen anlamazsın zaten ama bazen sen gel ben gideyim diyorum. Çok bencilim değil mi? Kendim senin acını çekmemek için sana benim acımı çektirirdim öyle olsaydı. Belki bunda da bir hayır vardır. Belki ikimiz için de iyi olan budur. Belki Tanrı senin acı çekmeni istemedi.
Benim acımı görmeden gittin, ne kadar şanslısın...
Geçen gün yolda yürüyordum, taşları ayağımla savura savura. Kolumda ellerimde, sol yanımda sensizliğin açtığı boşluk vardı ya hani. Rüzgar üşütüyor o boşlukları. Ne kadar kalın giyinsem bile oraları sıcak tutamıyorum, ısınmıyor. Koluma girmediğin, elimi tutmadığın, kalbimi çalmadığın sürece de ısınmayacak. Ellerimi en çok üşüten, ne kar, ne yağmur, ne de rüzgar...
Ellerim sensizlikten üşüyor.
Bazen kendimi hırpalıyorum, cama falan çıkıyorum. "Yoongi yanına geliyorum!" diye. Jungkook ve Namjoon geliyor. Sonra Jimin'i arıyorlar. O da arabaya Seokjin hyung ve Taehyung'ı da alıp geliyor. Hastaneye getiriyorlar. Ama hiçbir doktor, hiçbir psikolog bana ilaç bulamıyor. Çünkü sensizliğin tedavisi yok. Sensizliğin ilacı da yok,
Benim ilacım sensin, Yoongi-ah.
O telefonu o gün paramparça edene kadar kırmam gerekirdi. Keşke kedi bakışlarına kanıp geri vermeseydim. Ama suç bende mi şimdi? O telefonda ne varsa artık, ona bakmaktan beni unuttun, hayatı unuttun, nefes almayı unuttun. Karşıdan karşıya geçerken sağına soluna bakmayı unuttun. O telefon yüzünden beni bıraktın sen. Eğer o telefon yerine önüne baksaydın o araba da sana çarpmazdı.
Sana çarpıp ölümüne sebep olmazdı.
Artık kimse yanımda telefonunu eline alamıyor. Herkes uzakta tutuyor, kimisi telefonu kapatıyor, kimisi eve bile sokmuyor. Çünkü biliyorlar, telefon gördüğüm yerde krize giriyorum, o zımbırtıyı tuz ile buz edesim geliyor.
Kalbim gibi, tuz ile buz.
Jungkook okulu bitirdi, Tae yeni bir iş buldu, Namjoon ve Seokjin hyung yeni bir dükkan açtı. Jimin şarkı çıkardı ve ünlü oldu. Hepsi kendi parasını kazanıp güzel bir hayat yaşamaya başladı. Herkesin derdi ben değilim ki. Herkes kendi derdinde. Ama ben... Ben hala olduğum yerde sayıyorum. Aynı yerde duruyorum öylece, belki dönersin diye. Geri dönüp, kaybolan çocuğun annesinin gelip onu alması misali, elimden tutup götürürsün diye. Aynı yerdeyim.
Bıraktığın yerde...
Hastayım, Yoongi. Sensizlik hastasıyım. Çok acıtıyor, Yoongi. Çok çok çok acıyor şu yanım. Ah, bunu söylemiştim değil mi? Kusura bakma, unutmuşum. Az önce nefes almayı da unuttum, seni düşünmekten. Ama ne kadar düşünsem de, düşünceler seni geri getirmiyor. Ağlıyorum, ağlamaklar yetmiyor. Çok çaresizim sevdiğim. Aşkın ve acının pençesine düştüm. Yardım et bana, kurtar beni buradan. Burası çok üşütüyor Yoongi. Aşk ve acı birleşince çok soğuk oluyor. Gel ve ısıt beni. Boynumu öp, gecenin üçü uyku tutmasın da yatağıma gel. Üzerime çık ve öp beni. Dudaklarım kanayana kadar öp. Ellerini göğsüme koy. Beni öperken yay gibi kıvrılan beline ellerimi koyayım. Kokunu doya doya içime çekeyim. Öyle git.
Yani hiç gitme Yoongi, olur mu?
Bak şuan bile üşüyorum, ellerim donuyor, ama okuyamayacağını bilsem de yazıyorum. Yazıyorum, yazmaklar bitmiyor. İçimdeki yazar vardı ya hani, söylemiştin.
"İçindeki yazarı dışarı çıkar."
Demiştin. Varlığında değil, yokluğunda çıktı o yazar. Yazdıkça yazası var ama ne kadar yazsa da nafile... Sözcükler, cümleler hiçbir şeyi eskisi gibi yapmıyor. Keşke yapsaydı.
Keşke geçmişe gidip seni geri getirebilseydim.
Yoon-ssi, benim küçük kediciğim, beni özle olur mu? Birbirimizin hasreti ile yanıp tutuşalım. Belki duygular karşılıklı olursa canım yanmaz. Senin canın da acıyordur eminim. Benimki kadar acıyordur. Çünkü sen benim ruh ikizimsin. Acın acım, acım acındır.
Hayatım hayatın, hayatın hayatımdı,hala da öyle.
Yaşamını yitirdin, ben de öldüm. Nefes almıyorum ben artık. Evdeki her şey gibi. Kayıbından sonra evde bir ceset gibi dolaşıyorum. Pardon, 'gibi' fazla oldu. Evde ceset dolaşıyor.
Gel ve bana yeniden hayat ver..
Bazen keşke diyorum. İsyan ediyorum kadere. Keşke Yoongi değil ben ölseydim. Keşke geçmişe gidebilseydim. O s********* telefonunu alıp topuğuma yapışana kadar ezebilseydim. Keşke onu duvardan duvara vurabilseydim.
Keşke seni, sen gitmeden daha fazla sevebilseydim...
ESTÁS LEYENDO
cellfish // sope oneshot ✔︎
Fanfiction"Resimlerimiz sol yanıma batıyor. Delip geçiyor şu yanımı. Ne kadar acıtıyor bilemezsin." sope fan fiction oneshot Tamamlandı ✅ 23/03/2020 15.24
