İŞARETLER

680 36 6
                                    

23.01.2015

Olanlar zihnimde film şeridi gibi ilerliyor. Önümde bir kağıt aklımda rüya karşımda bitmek bilmeyen soru birikintisi.

O gece sabaha kadar kağıdı inceledim durdum. Öyle bir durumdaydım ki sabah kalktığımda kağıt suratıma yapışmıştı. İncelerken uyuyakalmışım.

Kağıdı kimsenin bulamayacağı bir yere sakladım. Şuan insanlar en ufak şeyi büyütüp saldırganlaşmaya hazır bir durumda.

Çaresizlik maalesef kaosu yanında getiriyor. Her şeye rağmen insanlar umutlu. Her şeyin bittiğini düşünüyorlar.

Sabah Burakla kahvaltı ettik. Günlük gazetesini okuyordu. Bense kara kara düşünüyorum. O sırada Burak beni dürttü.

-Doğa şuna bak.

-Neye bakayım ?

-İlk sayfada en alttaki fotoğraflara.

Gazeteyi elime aldım gördüğüm fotoğraflar çok tanıdıktı. 5 tane fotoğraf vardı. 5 ülkede 5 tane beyaz ışın görüntülenmiş.

Amerika,Almanya, Türkiye,Hindistan ve japonyada.

Şöyle yazıyordu.

Dün akşam saatlerinde ğöğe doğru uzanan beyaz ışınlar görüntülendi. 5 ülkede ve hepsi aynı anda görüldü. Yetkililer bir açıklık getirmeye çalışıyorlar. Işınların görüldüğü yerler kapsamlı bir şekilde araştırılıyor.

Bu haber kafamı hepten karıştırdı. Defalarca ve defalarca okudum. Bir faydası olmasa da okudum. Oturup düşündüm öyle. Ama artık düşünmekten de sıkıldım.

Burak iki arkadaşını daha getirdi. Okey oynamaya karar verdik. Her şey gayet normal gidiyordu. Olanları bile düşünmüyordum artık. Ama gözümün önünden bir kesit geçti. Dünkü bulduğum saat çizili olan kağıt.

Burak'a dönüp

-Burak saat kaç.

-14:28 neden sordun bir randevun mu var ?

- Hayır sadece merak ettim.

-peki hadi seri oynayalım beyler.

17 dakika kalmıştı. Acaba bu saat neyi gösteriyordu. Bana söylemek istediği neydi. Biraz sonra Burak'ın saatine tekrar baktım. 2 dakika kalmıştı.

-Beyler müsaadenizle benim lavaboya gitmem lazım.Gelirken bir şey ister misiniz ?

-Tualetten mi ?

-Pisleşme lan.

-Peki peki yok çabuk gel daha ikinci eli atacağız.

Hızlı adımlarla gözden kaybolup çadırıma gittim. Kağıdı elime aldım. Aşağı yukarı yarım dakika kalmıştı.

Bekliyordum öylece. Sonra bir anda yine o ses kulağımın içinde yankılandı. Daha sonra suratıma çarpan bir enerji dalgası. Ve yine ardına gelen kör karanlık.

İnsanlar çığlık çığlığa koşuşturuyorlar göremiyorum ama sağa sola koştuklarını duyuyordum. Karanlık çöktüğünde omzum ve sırtım yanmaya başladı canım çok yanıyordu.

Üstümde ki tişörtü çıkarıp fırlattım.Ve işaretler parlamaya başladı ışık saçıyordu. Çadırın içi gayet net bir şekilde gözüküyor. Korkuyordum insanlar bu ışığı görüp buraya gelebilirlerdi.

Çadırda bulduğum şeylerle olabildiğince ışığı azalttım. Sırtımı uzanarak gizledim. Omzumu da yastıklarla kapattım. Uzanıp bunların geçmesini beklerken çadırın dışında birinin yürüme sesini duydum.

Üstüme yere düşmüş duran pikeyi örttüm. Çadırın dışındaki kişi her kimse içeri girdi. Bana doğru yaklaştığını duyuyordum. İyice yaklaşırken güneş geri geldi. İçimden bir oh çektim.

Omzumdaki parlama gitmişti. Hemen pikeyi üstümden fırlattım. O anda çadırdaki kişinin Burak olduğunu gördüm.

-Beni çok korkuttun.

-Asıl sen beni korkuttun. Senin çadırında çok parlak bir ışık gördüm onu takip ederek yanına geldim.

-Hadi ya ben görmedim ışık falan.

-Emin misin? O ışık buradaydı eminim burada olduğuna.

-Yanlış görmüşsün.

-Peki o zaman ben bir dışarıya bakayım.

-Bende birazdan gelirim.

-Peki 10 dakika sonra meydanda buluşalım.

Burak çadırdan çıkınca kağıda baktım. Kağıtta ki saat değişmişti. Bunun nasıl olduğunu anlayamadım. Gerçi anlamam gereken daha bir sürü şey var.

Bir sonraki saat 15:25'i gösteriyordu. Fakat bu sefer farklı, yanında 2 tane güneş simgesi var. Bunu çözmem gerekiyordu. Eğer bu saatler güneşin kararmasını gösteriyorsa çok işime yarayacak.

Kağıdı eski yerine geri koyup. Burakla buluştum. İnsanlar meydanda toplanmışlardı. Korku ve göz yaşları içindeler.Yetkililer sayım yapıyordu.

Sonucunda 23 tane açık çıktı. 23 kişi ölmüştü. Bir karara varmaları gerekti ya bizi taşıyacaklardı. Ya da etrafımıza büyük bir duvar örüp koruma altına alacaklardı.

En nihayetinde duvar örmeye karar verdiler. Koruma adında resmen bizi hapsediyorlar. Duvar yapımında aramızdan 30 kişiyi seçtiler. Bunlardan bir tanesi de burak oldu. Ben seçilmedim. Hatta bana "şanslı piç" dedi.

Şimdi aklımda iki soru var. Bu duvar inşaatı tamamlanmadan buradan kaçmak mı ? Yoksa son derece güvenlikli bir hapishanede yatmak mı ?

LÜTFEN GÖRÜŞLERİNİZİ TAVSİYELERİNİZİ YAZINIZ. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜR EDERİM.

SIFIRHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin