▪2▪

24.7K 1K 379
                                    

Çok fazla insana göre mükemmel bir hayatım varken kendimi kapana kısılmış hissetmekten alıkoyamıyordum. Bozulan her şeyi düzene sokup camdan, kırılgan, parlak bir dünya oluşturmuştum. Çıkmaya çalışırsam paramparça olacaktı.

Elimdeki cam küreyi daha da sıktım. Gözlerimi kapattım. Kafamda anlamsız metaforlar yapmayı bırakmalıydım. Kürenin elimden kayıp gittiğini hissettim. Bilinçsizce onu fırlattığımı farkettiğimde sertçe duvara çarpmıştı. İçindeki suyun duvarda bıraktığı lekeye ve yerdeki cam kırıklarına baktım.

Yeni küre almalıydım.

Yatağımın üstünde duran kot ceketimi giyip telefonumu cebime sıkıştırdım. Odamdan çıkıp merdivenlerden yavaş adımlarla inmeye başladım. Mutfaktan geçerken sakince çalışanımıza seslendim.

"Gül hanım odama bakar mısınız işiniz bitince? Cam kırıldı da."

"Tabi Evren bey." Diyip elindeki mor mutfak bezini bırakıp mutfaktan çıktı. Diğer çalışana selam verip başka bir şey demeden evden çıktım. Bu ev çoğu zaman beni boğuyordu. Çok fazla insan vardı.

Gittiğim yer sevgilimin eviydi. Onun yanında mutlu hissediyor olmam da bir şeydi. Gülümseyerek kapıyı açtığında ben de gülümsedim. Sarılıp "Hoş geldin." Dedi neşeyle.

"Hoş buldum." Diye mırıldanıp içeri girdim. Biraz sohbet ettikten sonra film izlemeye karar vermiştik. Mutfaktan aldığım su ile birlikte sevgilim yani Defne'nin oturduğu koltuğun diğer ucuna oturdum. İlişkimizin ilk zamanlarında ikimiz de teması pek önemsemiyorduk bu işime geliyordu. Kanka gibiydik ama sevgiliydik. Şimdi ise işler değişiyordu ve ben bunu istemiyordum. O yüzden engellemek için elimden geleni yapıyordum.

Kapı sesini duyduğumda filme iyice dalmıştım. Defne'nin annesi yanımıza geldiğinde seviniyordum eğlenceli biriydi ve mesafeyi korumamızı sağlıyordu. Ama gelen o değildi. Çınardı.

Kapıdan içeri giren uzun bedenine baktım. Defne ile birbirlerine çok benziyorlardı. Kumral saçları, ela gözleri hatta bakışları bile aynı gibiydi. Tek sorun muhtemelen Çınar'ın 190'dan fazla olan boyu daha fazla gelişmiş olmasıydı. Bir de son derece sinir bozucu oluşu vardı tabi.

Bir kaç adımda yanımıza gelip beni kasten iterek kendini aramızdaki boşluğa sıkıştırdı. "Selam." Dedi Defne'ye dönüp.

"Selam." Dedi Defne de gülümseyerek.

"Film bitmek üzere." Dedim sakince. Direkt Çınar'a diktim gözlerimi. "Gitsene."

"Sana ne?" Diye homurdanıp tek kolunu Defne'nin omzuna attı. "Naber fındığım?"

Defne bıkkınca iç geçirdi. "İyi." Dedi sonra ikizine. Tek yaptığım göz devirerek izlemekti.

"Defne." Dedim fazla düşünmeden. "Film bittikten sonra dışarı mı çıksak?"

Defne kafasını Çınar'a rağmen uzatmaya çalışarak bana baktı. "Olur aşkım."

"Dışarıda ne yapacaksınız?" Dedi Çınar direkt. Kaşlarını çatmış öldürecek gibi bakıyordu. Bana her zamanki bakışı işte.

Sinir bozucu olmasını amaçladığım bir şekilde gülümsedim. "Sana ne?"

"Belli bir planımız yok Çınar." Dedi Defne sakince. Gülümseyişimi bozmadan Çınar'a baktım. "Aynen."

Defne kolunu uzatıp yanaklarımı sıkıştırıyor tek eliyle. Elinin üzerine elimi koyarak gülümsedim. Çınar nihayetinde kalktı aramızdan sonra. "Duş alacağım ben. Geç kalma çok." Deyip Defne'nin yanağını sıktıktan sonra gitti.

...

Açıkçası dışarıda buluşmalarımızı daha çok seviyordum. Şimdi ise Defne'nin sürekli öpüp sarılmalarından bunalmış hissediyordum. Bir yandan da ona karşılık verememek beni üzüyordu. Kızlardan hoşlanamıyordum.

Tekrar dudaklarıma uzandığında uzatmadan çekildim. "Geç oldu, evine bırakayım seni."

"Ama çok erken daha." Dedi dudağını sarkıtıp, "Çınar 10'dan önce rahatsız etmez bizi." Deyip elimi kavradı.

"Ders çalışmalıyım." Diye mırıldandım. Vizelerim daha yeni bitmişti ya neyse.

"Peki." Diyerek iç geçirdi. Pekala bozulmuştu.

Evine gelene kadar fazla konuşmamıştık. Kendi kendime iç geçirdim. Ben bu meseleleri nasıl çözecektim?

Kapıyı açan Çınardı. Üzerinde tişört yoktu. Kafamı başka tarafa doğru çevirdim. "Erken geldin." Dedi Defne'ye.

Defne'nin kolundan tutup sarıldım. Küskün tavrına devam ederek çekildi. Bir adım geri atarak gülümsedim.

"Mesaj atarım. Görüşürüz güzelim."

Başını sallayıp bir şey demeden içeri girdi. Sırtımı dönüp yürümeye başladım.

Arkamdan Çınar'ın sesini duydum sonra. "Bekle."

Omzumun arkasından baktım. Kaşlarını çatmış bana bakıyordu.

"Ne var?" Dedim ifadesizce.

"Ne bok yedin de üzdün Defne'yi?" Dedi kapıyı çekip karşıma geçerek.

"Ne? Yapmadım bir şey." Dedim anlamamış gibi.

"Defne'nin yüzü tam tersini söylüyordu." Dedi dümdüz bakıp.

"Seni ilgilendirmez ama daha fazla vakit geçirmek istedi sadece. Olay bu."

"Sen neden istemedin?'

Bıkkınca iç geçirdim. "İşlerim var." Sinirle güldü. "Tabii öyledir."

"Aynen." Diyip arkamı döndüm. Sonra evime gittim.

...

Ben glb artık yazmayı beceremiorm kendimi öldürdümmanva 600 kelime bu ne dirrrr

Boş yapma saati:

Bu karakterler hukuk okuyor daha geçmedi ama, Anafor Fırat da hukuk okuyordu ben de hukuk okicam ama bu cok plansizdi hayat cok garip söylemek istedim şu an vlapclqllxalla

Meseleler [boyxboy]Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin