'1'

5.5K 309 123
                                        

Merhaba, hoş geldiniz.

Öncelikle bu benim ilk tam fic deneyişim, bu yüzden hatalarla dolu ve oldukça kısa.Bu nedenle düzenlemeye gidiyorum. Bölümler düzenlendikçe yayınlanacaktır.

Eğer hatalarım varsa affola.

Kitabıma şans verdiğiniz için teşekkür ederim, yorumlarınızı eksik etmeyin <3

Keyifli okumalar.

Bölüm 1 | İlk görüş 

Jimin hayatın gerçekleriyle çok erken yüzleşmişti. Önce ailesini kaybetmişti Jimin. Erken yaşta öksüz kalmış, ellerinde ne var ne yoksa amcası tarafından alınmıştı. Jimin ise sanki hiç o parıltılı hayatın bir parçası değilmişcesine aile ağacından silinmiş, çocuk yurduna gönderilmişti. Sonra yurdun anlatıldığı kadar masum bir yer olmadığını gördü. İlk defa orada şiddet görmüş, ezilmişti. On sekiz yaşında elinde bavuluyla yurt kapısının önüne koyulunca ise far görmüş tavşandan beter olmuştu. Ona yurtta sadece denklem çözmeyi, edebiyatı öğretmişlerdi, sokağı nereden bilebilirdi ki? Jimin masumiyetini bir barmen olduğunda fark etmişti. İlk alkolünü, ilk sigarasını orda denemiş, ilk hırsızlığını orda yapmış ve ilk yumruğunu orda geçirmişti. Jimin hayatı bir de sokaklardan öğrenmişti.

Elindeki meşrubat bardağını kurularken tezgâhın üstünde duran son derece dolu cüzdana gözlerini dikmişti. Jimin adamın cüzdanının yokluğunu fark edemeyecek kadar sarhoş olduğunu biliyordu. Jimin bardağı yerine koydu ve saati kontrol ederken iç çekti. Mesai saati bitmişti, üst katta odasına çıktı ve üzerini değişti, şapkasını taktı. Odasına kadar gelen yüksek ses beynini hoplatıyor, midesini bulandırıyordu. Aynadan kendini kontrol etti, masanın üstünde duran listesini katlayıp cebine koydu. Neredeyse tıklım tıklım olan kalabalığı yardı ve çalıştığı tezgâhın diğer tarafına geçti bu sefer. Yanındaki adam kendince konuşuyor fakat 'hığğ' sesinden başka bir ses çıkarmıyordu. Jimin tezgâhın diğer tarafına eğilmek için yükseldi ve bedeninin üst kısmını tezgâha dayamış, dolu cüzdanı karnına yapıştırmıştı. Sol taraftan gelen darbe ile ulaştığı şeyi alamamış ama cüzdanla yere düşmüştü. Bir kavga başlamıştı barda. Jimin bunu fırsat bildi ve cüzdanı cebine koyup, sanki bir daha gelmeyecekmiş gibi, koşar adımla çıktı kulüpten.

Jimin her zaman gittiği pastaneye gidip bir çilekli pasta sipariş ederken, bir de kalem rica etmişti. Pasta gelene kadar sahip olduğu boş vakitte cüzdanı cebinden çıkardı. İncelemeye başladı. Gördüğü ünlü isime şaşırmamıştı, sadece kıkırdamıştı. Cüzdanın katlanan gözündeki kayıt paraları çıkardı. Hepsi dolardı. Jimin bir iç çekti, gelen pasta ve kalemle garsona teşekkür etti.

Jimin de istemezdi hırsızlık yapmayı, günler boyunca 'acaba yakalanacak mıyım?' diye düşünerek stres altında olmayı. Ama bazıları sadece şanssız doğuyordu. Jimin hayatını aldığı bahşişlerle geçiriyordu, ki bu sadece tanımadığı, leş gibi kokan insanlarla flörtleştiğinde oluyordu. Onu da yapmıyor değildi gerçi, eğer çalacak bir cüzdan, telefon veya saat bulamıyorsa, sonu karakolda kavgayla biten flörtleşmeler yaşıyordu.

Jimin cüzdanı masaya koydu, cebindeki listeyi çıkardı. Bir sayfası neredeyse tamamen doluydu. Arkayı çevirdi ve yazdı. Önce tarihi, sonra kimden ne kadar çaldığını. Jimin hayatını düzene soktuğunda her çaldığı para kadar hayır kurumlarına bağış yapacaktı. Kendini, bu hayatı böyle temizleyecekti.

Jimin pastayı bitirdiğinde daha huzurlu hissediyordu, listeyi cebine koydu, hesabı istedi. Zaten boş olan dükkânda, istemesiyle önünde biten kutuyla bakıştı. Masada duran cüzdanı aldı ve cömert bir bahşiş de bırakarak pastaneden ayrıldı. Bir markete girdi ve odasında eksik olan birkaç eşyayı aldı sonra. Eşyalar bir poşeti doldururken Jimin şarkı mırıldanıyordu. Buna bu kadar alışık olması iyi değildi, biliyordu. Kasiyerin uzattığı fişi aldı, dükkândan çıktı. Avucundaki fişi buruşturarak ağzına kadar dolu olan çöpe attı.

Armi e Vino // nammin (düzenleniyor)Histórias para pegar e não largar. Descubra agora