1. Bölüm •Taşınma

15.8K 714 254
                                    

YAZARDAN NOT: Merhabalar canımlar! Elmas'a hepiniz hoş geldiniz. Hikaye özetinde yazmıştım ancak burada da tekrar eklemek istedim. Tüm kitabı en baştan düzenlemeye giriştim lakin bu sırada eski kısımları kaldırmadan yavaş yavaş ilerliyorum. Hikayemiz tadilattadır kısacası. Eskilerinin yerine yenilerini yazdıkça eski kısımları sileceğimden kafa karışıklığı giderek azalacaktır ama olur da bu tarihler arası okursanız muhtemelen ben ne okuyorum şu an ya diye düşünebilirsiniz.

Şaka bir yana yıllar sonra dönüp de yazdıklarıma bakınca yazım dilimin ve Türkçe bilgimin eskiden ne kadar gelişmemiş olduğunu çok daha iyi anladım. Umarım yenilenmiş versiyonu ile Elmas'ı beğenirsiniz ^-^

*Pek  inşaatlı yazar emojisi*


-20 Aralık 2066/New York-

Yarısı toparlanmış ve kolilere gelişigüzel yerleştirilmiş odama bir bakış atıp derin bir iç geçirdim. Taşınmak, hele hele kıtalar arası taşınmak, başlı başına mı zor bir şeydi yoksa ben olabildiğince isteksiz yaptığımdan mı bu kadar zorlanıyordum bilemiyordum, emin olduğum tek şey bir hayli zorlandığımdı.

Bir başka derin nefes alarak yatağıma çökercesine oturdum. Hayatım, birçok gencin hayatına göre kolay geçmişti, geçiyordu. İngiltere'de yaşayan büyükbabam gençken gösterdiği birkaç iyi niyet ve kahramanlık gösterisinden sonra Kraliçe 2. Elizabeth tarafından bir lord ilan edilmişti. Her ne kadar İngiltere'de fazlaca lord olsa da bu o kadar da yaygın bir şey değildi. Ve büyükbabamın sahip olduğu bu unvan yıllar geçtikçe ailemize varlık olarak geri dönmüştü. Yani İngiliz olan baba tarafımdan hayli zengin sayılırdım.

Buna rağmen ailem bana bu zenginliği aşırı hissettirmeden beni büyütmüşlerdi. Evet, geleceğim için ya da ileride gitmeyi umduğum Ivy League okullarının harçları için endişelenmeme gerek yoktu. Evet, ülkelerin hızla artan aç gözlülükleri nedeniyle hızla artan yoksul sınıftan olmak gibi bir endişem yoktu. Evet, bana bir araba çarparsa aklıma gelecek ilk şey hastane masraflarını nasıl ödeyeceğim değildi. Ama birçok sınıf arkadaşım gibi şımartılmış durumda da değildim.

Ortalama büyüklükte bir evimiz vardı. Her ne kadar paramız fazlaca var olsa da bu evi annem, babam ve ben her pazar günü birlikte temizlerdik ve hiçbir zaman bir yardımcı tutmazdık. Her nedense ailemin dışarıdan olan insanlara güvenmemek gibi huyları olduğundan temizlik için bile olsa evimize uzun süredir tanıdığımız insanlar dışında kimsenin girmesini istemiyorlardı. Suç oranı düşük sayılan mahallemizde bile zaman zaman yaşanan hırsızlık ve hırsızlık temelli şiddet olaylarını düşününce pek de mantıksız bir karar değildi gerçi.

Kalburüstü bir okula gittiğimden şımartılmanın ne demek olduğunu okul arkadaşlarımı izleyerek rahatça görebiliyordum. Her zaman son model olmak zorunda olan cep telefonları (kaç çocuğun o telefonun yapılması için gereken malzemeyi madenlerden çıkarırken ölmesi onlar için pek de önemli değildi, hatta fark ettiklerini bile sanmıyorum), üst sınıf, tercihen yirmi metre üzerinde uçabilme kabiliyetine sahip arabaları, satılsa alt sınıf bir ailenin bir aylık yemek masrafını karşılayabilecek kıyafetleri ve her günün kombinine uygun takındıkları değerli takıları vardı.

Bense hem büyükbabamın mal varlığı hem de babamın oldukça ünlü bir teknoloji şirketinde üst düzey bir yönetici olarak çalışmasının getirdiği varlığa rağmen varlık olarak hayli zengin ancak yaşantı olarak da bir o kadar orta sınıftım. Ailem gerekli olmadıkça telefonumu yenilememi istemezdi (buna rağmen bana 18. yaş günü hediyesi olarak Samsung'un yeni CEO'su Albert Lee tarafından geliştirilmiş ve karakter analizine göre önerilen akıllı telefonlardan almışlardı). Değeri yirmi dolardan fazla olan hiçbir takım yoktu, sadece istisna olarak Vance'ın bana 16. yaş günümde hediye ettiği tamamı gümüşten oluşan bir bilekliğim vardı. Ve beni etkileyen tek kısım olarak, arabam yoktu. Gelişmiş bir arabayı geçtim tek yeteneği dört tekerinin üzerinde yerde gidebilen bir arabam bile yoktu. 

ElmasHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin