|1|《Dokunuş》

1.3K 60 277
                                        


"Jongin!"

Elimdeki bardağı yavaşça tezgaha koyduktan sonra üzerimdeki önlüğe sildim avuç içlerimi.

"Efendim?" diye sordum kafamı kaldırarak. Seslenen Patron'du, bu saatte burada ikimizden başka kimse de olmazdı zaten.

"Tanıştırayım." dedi ve bir adım sola doğru kayarak büyük vücudunun arkasında kalmış genç kızı gösterdi elleriyle. "Yeni kurbanın!"

"Saçmalama istersen." dedim ve tezgahın arkasından çıkıp yanlarına doğru ilerledim. "Kız gerçekten kötü birisi olduğumu sanacak."

Genç kızın önde olan başı bu söylediğimden sonra kalktı ve yüzünde belli belirsiz bir tebessüm oluştu.

"Yeni çalışanımız." dediğinde Sehun, şaşkın bakışlarımı ona doğru çevirdim.

"Sence de burada çalışmak için biraz dikkat çekici değil mi?" Dikkat çekici derken, güzeldi...

"Başta ben de öyle düşündüm ama merak etme, sadece bar kısmında sana yardım edecek. Ona öğretirsin bir şeyler. Hadi, kız sana emanet!"

"Hey!" diye bağırdım, hızla yanımızdan uzaklaşan Sehun'un ardından. Bana bunu yapmamalıydı, ben ondan bir erkek eleman istemiştim, kız değil!

"Be-Ben..." dedi genç kız saçını hafifçe kulağının arkasına atarken, başını kaldırdı ve elini bana doğru uzattı. "Mirae. Park Mirae." Bana bir yerden tanıdık geliyordu siması ve ismi, kısa bir süre için bunu düşündükten sonra boşverdim. Tanımıyordum. Eğer gerçek tanıdığım biri olsaydı tanırdım, hayatımda kaç tane kadın tanıyordum sonuçta?

Bana uzattığı eline baktım uzun bir süre, bembeyaz teni ve incecik parmakları vardı. Narin duruyordu. Kısa bir süreliğine, dokunmak, bana uzattığı elini sıkmak istedim.

"Jongin." dedim genç kızın elini havada bırakıp arkamı dönerek bara doğru ilerlerken. Bu kaba davranışıma bozulmuş olmalıydı, lakin yapabileceğim bir şey yoktu.

Küçük ve temkinli adımlarının beni takip ettiğini biliyordum. Oturması için barın önündeki sandalyeleri işaret etsem de buna uymayıp yanıma geldi.

"Oradan burası görünmüyordu da." dedi barın iç tezgah kısmını işaret ederek. Dediğine kafa salladım ve ona çekmeceden bir önlük çıkarıp uzattım.

Sadece belden aşağısı için tasarlanmış olan önlüğü beline bağlamasını bekledim. Bağladığını gördüğüm zaman ona doğru döndüm.

"Seni bazı şeyler için uyarmam gerekebilir." dedim bütün ciddiyetime bürünerek. Kaşları hafifçe çatıldı ve pembe dudakları gerginlikle büzüldü. Ne diyeceğimi merakla bekliyordu.

"Ne gibi?" Ses tonunda korku barınıyordu. Gerçekten, çok narin duruyordu ve burası için hiç uygun bir eleman değildi.

"Virulent... Yani burası sana göre olmayabilir. Kaç yaşındasın bilmiyorum ama-"

Sözümü net bir şekilde kesti.

"Yirmi iki yaşındayım. Bir sorun olacağını sanmıyorum."

Gerçekten hiç yirmi iki yaşında gibi durmuyordu, 16 falan diye düşünmüştüm, buna bayağı şaşırmıştım açıkçası.

"Anladım." dedim kafamı sallayarak. "Yine de çok narin duruyorsun, çok zorlanacağını bilmeni isterim. Kendini burada iyi koruman gerekebilir. Kimin elinin nerende olduğunu kavrayamayabilirsin."

"O ne demek şimdi?"

"Yani...anlayacağın, kızsın işte. Ve burası da Virulent."

"Arkanı kolla mı demek istiyorsun bana?" dedi gülerek. Bu rahatlığına şaşırmıştım.

Virulent | Kim JonginStories to obsess over. Discover now