1.Bölüm: Siyah Gül

38 3 9
                                        

Aralık ayının belirtisi olan ayaz havanın hâkimiyetinde, büyük bir sis dalgası kaplıyordu bulundukları şehri. Sabahın beşinde evinde olmak ne kelime, çoktan iş yerine gelmiş, gerekli dosyaları gözden geçirerek toplantıya girmek üzere hazırlanmaya koyulmuştu bile Wu Yifan. İşi gereği sorumsuzluk yapmaları konusunda bir tolerans tanınmıyordu elbette. Polislik, özellikle de dedektiflik fazlasıyla resmîyet gerektiren bir işti.

Zamanında geldiğine dâir her gün doldurmuş olduğu kişisel belgesine, toplantıya girmeden hemen önce mühürü basabilmek için masasının üzerinde kenara doğru ayırarak gözünün önünde olmasını sağladı. Bugün için konuşulacak konularda pek bir yeni vaka söz konusu değildi. Yanlarında fosforlu yapıştırıcılarla işaretlenmemiş, daha hiç işlem yapılmamış, bir tane bile klasör yoktu hatta.

Kış olduğu için, hâliyle sabahın daha çok erken saatleri de olduğu için, Güneş kendini göstermekten pek bir uzaktı. Bulutlar çekingenliğini yaza kadar sömürmek üzere, ışınlarına mâni olurken iş yerindeki tek çözüm lambaları gece olduğu gibi kullanmaktı. Burun kemiğinden hafifçe kayan mat bir siyah yapıdaki gözlüğünü, seri bir şekilde sol elini yüzüne yönlendirerek orta parmağıyla, tamamiyle burun ucundan kafatasına bağlanma kısmına kadar yukarıya sürterek götürüp düzeltti. Çoktan yarılamış olduğu şekersiz filtre kahvesinin kulbundan dikkatlice kavrayarak bardağı hafifçe yatay pozisyona getirip dudaklarına yönlendirirken diğer eliyle de düzenlemiş olduğu klasörleri ve kişisel mühürlenmesi gereken bilgilendirme kâğıdını da sıraya dizerek kavrayıp odasından çıkmak üzere ilerledi.

Biraz eski kafalıydı bu konuda, ancak telefonu şu eski model kapaklı olanlardandı. Günümüzdekilerdeki gibi sosyal ağlara ulaşım sağlanılamadığından da hâliyle, yanında taşıma gereksinimi duymuyordu. Evrak çantasının içindeki minik bölmeli kısımda, genel olarak hiç ellenmeksizin kalıyordu. Karısı hâricinde işkolik denilebilecek kadar işiyle ilgili bir adam olduğu için, gerek iş gerek özel hayat konusunda odasındaki sabit telefondan ulaşmak mümkündü.

Bu saatte bile öğlenki kadar gürültüyle kaplı Polis Departmanı'nda, odasının kapısını sabahın köründeki bir kahve faciasıyla ilk başlangıcı yapmamak adına dikkatlice açarak dışarıya çıkıp ilerlemeye koyuldu. Dikdörtgen yapıdaki mimarî  tasarımından ötürü, rahatlıkla odaları gezip bulmak mümkündü. Merdivenlerin hemen yanındaki şef hârici tek camla kaplanmış oda olan toplantı odasına vardığında körü körüne yetişmiş gibi bir hisse kapılması gayet doğaldı. Herkes gereğinden fazla erken gelip, dakikliğini konuşturuyorlardı. Yifan geç gelmemesine rağmen, bu kaçıncı kez olsa da, mahçup olmuş bir şekilde irislerini direkt ipuçlarının asılması için beklemekte olan mantar panoya çevirdi. Etraftaki kişilerden izin isteyerek, uzunlamasına dikey şekilde ilerleyen dikdörtgen yapıdaki masanın sonuna geldiğinde bütün dosyaları düzenlice masanın üzerine yerleştirerek son bir tekrar göz gezdirmesi yaptı. Geç kalmayacak olmasına rağmen, bu günkü nöbetçi iş arkadaşına geldiğine dâir olan belgeyi mühürletmeyi unutmuştu. Vakit kaybı yaşayacağı için sol eli refleks olarak bel kıvrımına gidip tutunduktan sonra sağ elini alnına siper ederek bütün dertlerini çıkartmış kadar güçlü bir iç çekti.

O sırada, kurtarıcısı misâli neredeyse göğsüne kadar uzanan dar siyah kumaş pantolonuyla içine sokulup yanlardan hafifçe çıkartılmış mavi tonlarındaki gömleğini düzeltmekle uğraşa uğraşa içeriye giren âşinâ olduğu bedene baktı. Hâlâ tam olarak yüzü ona dönük olmasa da, tanımaması elde değildi. Arkadan neredeyse kalçasına kadar gelmiş gözüken, kat kat olduğu için önüne düşenler ancak göğsünün 4 parmak altına kadar gelen diplerinden ucuna doğru kahverengiyle sarı tonlarının harmanlanmış olduğu saçlardan dâhi tanıyabilirdi kim olduğunu.

''Ah, Yubin!''

Bu gürültülü ortamda, ne kadar cüsseli bir bedeni olsa da sesinin duyulması bir nevî mucize olurdu. Bu mucizenin gerçekleşmeyeceğinin bilincinde olduğu için, hemen yanında kendi dosyalarını düzeltmekle uğraşan oğlana doğru eğilip ricâsını bahşetti. Zaten, kız fark etmenin yanından bile geçmemişti. 32 diş denilebilecek kadar geniş ve içten bir şekilde gülerek fazlasıyla sıcak bir muhabbetin içinde olduğunu belli ediyordu.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Aug 14, 2017 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

X DOSYASIWhere stories live. Discover now