²⁵✓

2K 260 151
                                    

hogwarts'ın büyülü, gizemli ve güzelliklerle dolu olan yanını bilen herkes, bu ortamı severdi. bu, hikayemizin delileri için de geçerliydi ama onlara sormak gerekirse çok daha sevdikleri bir yer vardı - ki bu da hogsmeade oluyordu-

çünkü bilirsiniz hogwarts iyidir hoştur ama yasaklar, kurallar, profesörler, sınavlar derken kendinizi binbir türlü baskının içinde bulabilirsiniz. hogsmeade ise, tüm bu baskıyı unutup, içinizden geldiği gibi arkadaşlarınızla eğlenebileceğiniz ve güzel anılara sahip olabileceğiniz harika bir yerdi. kaymak birası içip doyasıya eğleneceğiz Üçsüpürge, sevgilinizle buluşmak için epey ideal ancak biraz sıkıcı olan Madam Puddifoot’un Çay Dükkanı, her türden şekeri bulabileceğiniz Balyumruk ve istediğiniz her şeyi bulabileceğiniz çeşit çeşit dükkan buradaydı. sınırsız eğlence ve olmayan kurallar da burayı birçok öğrenci için mükemmel yapıyordu.

"hani yürüyerek daha hızlı gelicektiniz?"

changbin ve felix, yaklaşık 15 dakikadır durdukları tepede "iddia ediyorum jisungla koşarak gitsek bu görünmeyen yaratıkların sürdüğü şeylerden hızlı varırız" diyen minho'nun, soğuktan kıpkırmızı olmuş jisung'u çekiştirerek tırmanmasını bekliyorlardı.

"hanginiz...görünmeyen...şeylere...hızlandırma...büyüsü...yaptıysa"

minho nefes nefese kalmış bir şekilde sövmeye hazırlanırken, kafasında kurduğu cümleleri seungmin böldü "görünmeyen şey değil minho, testral onların adı" ardından minhonun göz devirmesiyle yanıt aldı sadece.

"en akıllı benim sevgilim ya" diyerek gururla seungmine bakan hyunjin'in yüzündeki gülümseme, seungmin'in "bu arada hızlandırma büyüsünü hyunjin yaptı" demesiyle git gide söndü.

sonrası ise kısa süreli bir koşuşturmaydı. minho ve hyunjin ikilisinin birlikte karların üstüne düşmesiyle ve tepeden aşağı tekrar yuvarlanmasıyla biten bir koşuşturma.

"ya benim burayı çıkana kadar canım çıktı zaten!" minho söve söve tepeyi tekrar tırmanmaya başladığında, jisung da ona tezahürat yapmaya ve alkışlamaya başlamıştı. kısa süre içinde bu bir yarışa dönüşmüştü ve artık hyunjin ile minhonun kazanmak için birbirlerini ittiklerini görebilirdiniz. bu da mı başımıza gelecekti demeyin, iki hırslı slytherin, böyle aptalca bir oyunu kazanmak için bile her şeyi yapabilirdi.

sonuç olarak tahmin edebileceğiniz gibi hyunjin kazanmıştı çünkü bu sefer de minhoya bir yavaşlatma büyüsü yapmıştı. e hogwarts'ın en zeki büyücüsüyle sevgili olmak bunu gerektirirdi.

changbin kendi kendine "ah şu aptal slytherinler..." diyordu soğukla arası iyi olmayan felix için getirdiği kazakları üst üste giydirirken, felix ise tuhaf bir yüz ifadesiyle ona bakıyor bir yandan da konuşmaya çalışıyordu "changbin sen de-"

"şşt... hatırlatma lütfen" bir kazak daha...

felix, böyle dedikten sonra arkasını dönüp diğerlerini tanımıyormuş gibi davranan changbin'e gülümsedi. soğuğa alışkın olmadığından, onun ısrarla giydirdiği kazaklar içinde kaybolmuştu. paytak adımlarla sonunda changbinin yanına ulaştığında yaklaşık beş dakika kadar kızarmış yanakları sıkılarak ve öpülerek sevilmişti ve bir bebek gibi hissettirilmişti. bu yüzden şu ortamda dünyanın en mutlu insanı olabilirdi.

"tanrım nasıl bu kadar şirin olabilirsin. şu çillere bak, hyunjin, şuna bak"

felix'in yüzünü sıkıp diğerlerine çevirdiğinde, ki bu felix için adeta bir eziyet olmuştu, diğerlerinin orada olmadığını gördü. nerede olduklarını bulmak için ise bir iki saniye etrafına bakınmaları yeterli olmuştu. şimdi tüm o arkadaşları yeni bir yarışa girdiklerini belli edercesine koşmaya ve birbirlerini itmeye çalışıyorlardı. yanındaki felix'in olayı hemen kavrayıp "BALYUMRUK'A İLK GİDEN KAZANIR!" diye bağırarak koşmaya başlaması ile ikinci bir darbe yiyen changbin, arkadan yavaşça yürüyerek aptallıklarını izlemeyi tercih etmişti.

cat|minsung✓Where stories live. Discover now