İZ▪️AZKAR

By doctorreco

55.3K 4K 6.7K

"Sen yoktun ama izlerin hep kalbimde kaldı.." More

İz▪️2
İz▪️3
İz▪️4
İz▪️5
İz▪️6
İz-7
İz-8
İz▪️9
İz▪️10
İz▪️11
İz▪️12
İz▪️13
İz▪️14
İz▪️15
İz▪️16
İz▪️17
İz▪️ 18
İz▪️19
İz▪️20
İz▪️21
İz▪️22
İz▪️23
İz▪️24
İz▪️25
İz▪️26
İz▪️27
İz▪️28
İz▪️29
İz▪️30
İz▪️31
İz▪️32
İz▪️33
İz▪️34
İz▪️35
İz▪️36
İz▪️37
İz▪️38
İz▪️39
İz▪️40
İz▪️41
İz▪️42
İz▪️43
İz▪️44
Geçmişteki İz- Özel Bölüm *1*
İz▪️45
İz▪️46
İz▪️47
İz▪️48
İz▪️49
İz ▪️50
İz▪️51
İz▪️52

İz▪️1

3.9K 110 138
By doctorreco

''Abi daha ne kadar böyle olacaksın? Ne zamana kadar bizimle konuşmamaya devam edeceksin? Bak bir buçuk yıl oldu. Bir yıldır attın kendini buraya. Atından başka kimseyle de konuşmuyorsun.'' dedi Yılmaz simsiyah atının saçlarını yavaş yavaş okşayan abisine dert yanarken.

Azer ona bakmadan konuştu, sanki kendine söyler gibi. ''Onun adı Karaca...''

Yılmaz sıkıntıyla iç çekerken daha da bir şey demek gelmedi içinden. Abisi kendini bir buçuk yıldır bu çiftlik evine kapatmıştı. Kendine simsiyah güzel bir at alıp, adını Karaca koymuştu. Ondan başka kimseyle konuşmuyor, çok fazla uyumuyor, sadece atıyla ilgileniyordu.

Abisi düştüğü bu kara sevdadan oldukça yaralı çıkmıştı ama yine de sevdiği kadından vazgeçmemişti. Onu unutmamıştı, unutamamıştı. Hoş hiç de unutmak istememişti.

Kurtuluş ailesi abilerinin bu haline üzülseler de ellerinden bir şey gelmiyor, ne Azer'e laf anlatabiliyorlardı ne de geçmişi geri getirebiliyorlardı. Bu sefer Fadik Kurtuluş bile işe yaramamıştı. Karacadan sonra çok büyük bir iz kalmıştı kalbinde.

Yılmaz geldiği gibi sıkıntıyla evine geri dönmüştü. Her gün buraya geliyor az da olsa abisinden bir geri dönüş almaya çalışıyordu ama Azer yemin etmiş gibiydi. O kocaman gamzelerini bir buçuk yıldır kimseye göstermemiş, kimsenin yüzüne doğru düzgün bakmamıştı bile.

Fadik bir umut eve gelen Yılmaz'a bakarken her gün o umudu günden düne biraz daha kayboluyordu. Yıkılmaz, eğilmez, bükülmez demir gibi dimdik duran oğlu şimdi ne haldeydi.

''Yok ana yok!'' dedi Yılmaz öfkeyle. ''Ne yüzüme bakıyor, ne adımı söylüyor! Sadece atını seviyor! Her gün anlatıyorum ona diyorum, ama anlamıyor. Dediği tek şey onun adı Karaca! Karaca diyor başka bir şey demiyor! Nereye kadar gidecek ya bu! ''

Yılmazın bu isyanına iç çekti kadın.

''Bu onların sınavı Yılmaz, isyan etme. Bir gün elbet gelecek kendine.. ''

''Sınavı mı kaldı ana? Yenge dedik bağrımıza bastık, o ne yaptı? Üç kurşun sıktı abime düğün gecesi! Bunu mu hak etti abim, böyle sevginin karşılığı bu muydu? '' diye soludu öfkeyle.

Karaca ya çok sinirliydi Yılmaz. Çok öfkeliydi, saf bir nefret vardı içinde ona karşı. Abisi onu sevdi diye sesini çıkartmamıştı ama düğün gecesi abisini yerde o halde gördükten sonra her şey kopmuştu onda. Bir şekilde kurtarmıştı abisini ama düştüğü sevdadan kurtaramamıştı.

Fadik de her ne kadar Karaca ya öfkeli olsa da ne olduğunu, düğünden önce o mutlu kızın neden böyle bir şey yaptığını bilmiyordu. Karaca'nın oğlunu çok sevdiğini gözlerinin içinde görmüştü, ona nasıl baktığına şahit olmuştu.

Onun da aklı almıyordu. Konduramıyordu..

''O kızın abini nasıl sevdiğini gözlerimle gördüm oğlum ben! Ona nasıl baktığını gözlerimle gördüm!'' dedi Fadik. ''Ama benim de aklım almıyor neden yaptı neden vurdu..''

''Seven bunu mu yapar ana? Üç kurşun mu sıkar? Öldürür mü! Bak abime ne halde, o eski Azer Kurtuluş nerde?''

Sessiz kaldı Fadik. Sustu. Diyecek bir şeyi yoktu.

''Bak sende susuyorsun! Haklıyım çünkü.'' dedikten sonra kalkıp gitti Yılmaz.

Kendini haklı sanıyordu, böyle inandırıyordu kendini. Ama o da biliyordu aslında Karaca'nın abisini ne kadar çok sevdiğini . Fadik haklıydı, oda görmüştü Karaca'nın gözlerindeki sevgiyi. Ama nefretini yok etmek istemiyordu.

Nefretini yaşatırsa ancak öyle yaşayabileceğine, ayakta kalabileceğine inanıyordu.

Azer, atının yanında uzanırken onun saçlarını usul usul seviyordu. Her gün yanına gelen Yılmazın dediklerini dinliyordu ama bir şey yapmak istemiyordu. Kendine kurduğu, içinde Karaca'yı siyah bir at ile yaşattığı yerden ayrılmak istemiyordu.

Ona kalsa çoktan gitmişti Karaca'nın yanına. Dikilmişti karşısına, sormuştu hesabını ama cesareti yoktu Azer'in.

O düğün gecesinde sevdiği kadının gözlerinde gördüğü o hayal kırıklığını görmeye cesareti yoktu.

O yüzden kapatmıştı kendini bu çiftlik evine. Karaca'sına her gün mutluluk dilerken kendine de acı  çekmeyi dilemişti. Bilincini kapatmadan önce Karaca'nın yanına gelip ağladığını, ona dediklerini gitme dediğini hatırlıyordu .

Ama gözlerindeki o hayal kırıklığını da hatırlıyordu..

Titreyen elleriyle tuttuğu silahı ona doğrulturken nasıl korktuğunu, nasıl ağladığını, nasıl hayal kırıklığıyla baktığını. Hepsini..

Yine doldu gözleri.. Yine ağladı..

''Umarım bensiz mutlusundur Karaca.. Tek dileğim mutlu olman.. Ben senin yerine de acı çekerim..'' dedi atının saçlarını sevip gözyaşlarını akıtırken.

***

''Salih sen emin misin Adana'nın Karaca'ya iyi geleceğini?'' dedi Saadet öndeki ambulansa bakarken.

Salih sıkıntıyla nefes alırken elini çenesine götürdü. ''Bilmiyorum Sadiş.. Tek bildiğim ona Azer'den başka hiçbir şeyin iyi gelmeyeceği..'' dedi.

''Onu hatırlamıyor.. O kazadan sonra-'' Titrek bir nefes aldı Saadet. Salih ise yutkundu sertçe. Bir yıl olmuştu Karaca'yı da alıp  arkalarına bakmadan Çukur'dan çıktıkları. Karaca'nın o halinden sonra zehir olmuştu ikisine de yaşamak .

Karaca'nın bu genç yaşında çektiği acılara gözleri ile şahit olmuştu. Azer'den sonra kendini kaybedişine, kendini yok edişine.. Hepsine.

''Nasıl olacak Salih? Neler yaptı kendine.. Azer'i hatırlamıyor, kendine yaptıklarını hatırlamıyor. Eridi gitti gözümüzün önünde.. '' dedi Saadet gözyaşlarını akıtırken.

Çok severdi o Karaca'yı . Kendi kızı olsa bu kadar severdi belki de. Ama şimdi onun bu hali , içini acıtıyordu. Evlat acısı çekiyordu. Salih ağlayan karısına bakıp tuttu kendini. Ağlamamak için direndi. Karaca'nın başına gelenlerden sonra hep güçlü durmaya yemin etmişti.

Onu kendine zarar verirken gördüğü her an acısı biraz daha katlanılmaz hale gelmiş ama dayanmıştı. Dayanmak zorunda kalmıştı. O küçük kız çocuğunun elinden sıkı sıkı tutmalıydı. Onu bırakmamalıydı, onu yeniden hayata bağlamalıydı.

Şimdi onun için düşmanının toprağına gidiyordu ve bundan zerre gocunmuyordu. Uçaktan ineli neredeyse bir saat olmuştu. Azer'in nerede olduğunu bilmiyordu, Karaca için bir çiftliğin yanında bahçeli güzel bir villa satın almış oraya gidiyorlardı şimdi.

'' Onun tek ilacı Azer Sadiş.. Nerde ne yapıyor bilmiyorum ama bir yerleşelim onu da bulacağım. Karaca'ya ondan başka kimse iyi gelemez. Hatırlamıyor belki ama içinde hala daha bir his var.'' dedi Salih karısının elini tutarken. ''Selimiye Mektupları hep elinde. Hatırlamıyor ama hiç bırakmıyor, aklı unuttu ama kalbi... O unutmadı. Zaman lazım, hepimize zaman lazım..''

Biten yolun ardından hazırlanmış eve geldiler. Ambulans görevlileri ile sedyede uyutulan Karaca'yı yavaşça içerde onun için hazırlatılan odaya taşıdılar. Yolda çok zorlanmasın diye uyutmuşlardı yeğenini, uzun yol ona yasak olduğu için bütün Adana yolunu uyuyarak gelmişti. Özel uçakta ayrı uçaktan indikten sonra bekleyen ambulansta ayrı bir doktor vardı. Her şey planlandığı gibiydi. Karaca rahat etsin diye elinden gelenin çok daha fazlasını yapıyordu Salih.

''Medet, evde bir eksik falan var mı? '' dedi Salih yeğenini yatırıp saçlarını öptükten sonra odadan çıkıp salona inerken.

''Abi yiyecek bir şeyler almadık, yakınlarda varmış gidip alalım istersen.''

''Tamam sen geç arabaya. Geliyorum ben. '' dedi Salih. Medet evden çıkıp arabaya geçti. Salih odada valizleri yerleştiren karısının yanına gidip sarıldı ona. Sevgisinden güç aldı. ''Sadişim biz markete gidiyoruz, var mı istediğin bir şey?''

'' Karaca için bol bol meyve alın Salih, he bir de et falan alın. Mümkünse kemik suyu. İyi gelir kızıma.'' dedi Saadet Salih'e direktif verirken.

''Tamam gülüm alırım. Ben bir saate gelirim. Karaca da anca uyanır zaten, dikkat edin tamam mı?''

''Tamam Salih, çok geç kalmayın.''

Salih kafasını sallayıp gitmeden son kez kendi odasının karşındaki odaya adımladı yeğenine bakmak için. Aralık beyaz kapıdan öylece uyuyan yeğenine baktı. Melek gibiydi yeğeni, siyah bir melek gibiydi. Karaca'yı o mezarlıkta kanlı gelinlikle gördüğü günden sonra öğrenmişti hep Meleklerin de acı çektiğini.

Karaca'yı acı çekerken gördüğü her an biraz daha canı yanarak öğrenmişti.

Sessizce indi merdivenleri , kapıyı açıp dışarı attı kendini. Bazen Karaca'nın halini görünce her yer dar geliyordu ona. Sıkıntıyla soludu, dayanmak zorundaydı.. O yıkılırsa, paramparça olmuş yeğeni asla tutunamazdı hayata..

****

Selam bebekler.

Kudurup kudurup kurgu planlayan benden selamlar. İki kitabım finale gidiyor diye ani gelen bir istekle bunu yazam dedim. Düğün gecesinden sonra hayali sahne yazmıştım ama bir de hikayemiz olsun istedim.

Baştan diyeyim canımız yanacak , vaziyet alın.

Çok uzatmayacağım bunu, Gölgeyi soruyorsanız onu yayımdan kaldırdım. Siyah Kelebek ve Serçe final olsun ona da bakacağım.

Sizce Karaca'ya ne oldu? Neden Azer'i hatırlamıyor?

Azer peki ? Sizce nasıl karşılaşırlar Karaca ile? Karaca'nın onu hatırlamadığını görünce ne yapar?

Son olarak Kurtuluş ailesi? Yılmaz? Ne yaparlar bu durum karşısında?

 

 

Continue Reading

You'll Also Like

60.2K 2.3K 15
İsfad severler için tek bölümlük hayali sahneler ❗Bölümler arasında bir bağ yoktur. Bölümler rastgele gelir, biri diğerinin devamı değildir. Sahneler...
81K 3.7K 55
Taşacak Bu Deniz dizisini izlerken aklıma gelenleri tek bölümlük veya iki üç bölümlük sahnelerle yazdıgım kitabıma hoşgeldiniz
447K 45K 44
Jungkook: Saçmalama Jimin Benim ne işim olur o serseriyle?
219K 7.4K 48
Taşacak Bu Deniz dizisindeki fadime ve iso karakterlerine yazılacak bir kurgudur.
Wattpad App - Unlock exclusive features