TUTSAK

By matmazelen

252K 7.9K 1.1K

Ailesini cinayetle kaybetmiş bir kadın. Onu kaçıran bir katil. Sırların karşısında gerilen iki ruh. Ve bir... More

1-
2-
3-
4-
5-
6-
7-
8-
9-
10-
11-
12-
14-
15-
16-
17-
18-
19-
20-

13-

8.3K 335 39
By matmazelen

Arabadaki sessizlik yolculuk boyunca sürmüştü. En sonunda ona teşekkür edip arabadan indim. Önünde durduğum yüksek binanın önünde Arat duvara yaslanmış beni bekliyordu. Beni görünce kafasını kaldırdı ve yavaşça yaslandığı duvardan doğrulup yanıma geldi. Ben ise önünde durduğumuz binayı inceliyorum. Siyah renk camlarından içerisi gözükmeyen en az 40 kaldı bir binaydı.

" Neden Sarp yanında değil? "

" Bilmiyorum, bana işlerinin olduğunu söyledi."

Dediğimde nefesini sıkılır gibi dışarıya verdi ve ellerini cebine yerleştirdi. Bende binanın en yüksek katına bakmak için kafamı kaldırdım. Gerçekten yüksekti.

" Seni yanlız mı bıraktı? "

" Gün boyu beraberdik sadece son dakika işi çıktı. "

Arat bana güvenmek istercesine baktı. Mimiklerimi, sakinliğimi, gözlerimi analiz ettikten sonra kafasını olumlu anlamda salladı.

" Binayı incelediğin yeter, artık gidelim. "
Dedikten sonra yürümeye başladı. Hayret ilk defa kolumdan sürüklemiyordu.

" Nereye gidiyoruz? "

Dedim ve peşinden yürümeye başladım. Arat arabaya binip benimde binmemi bekledikten sonra arabayı çalıştırıp sürmeye başladı. Ben ise cevapsız bırakılan soruma yanıt olarak anca gittiğimizde cevap bulabildim.

Şehirin dışında sahil kenarında bir düğün salonuydu. Etrafı sandalyeler arası palmiye ağaçları, pembe renklerde salıncaklar, iki ağaç arasına kurulmuş hamaklar, nikah masasının etrafında kuma batırılmış iri iri çiçeklerle çevrili bir düğün salonuydu. Sahilin kenarında pek kullanılmışa benzemeyen salondan yine çatal bıçak sesleri, yemeklerin kızmış yağda çıkardı cızırtılar geliyordu.

Arat arabadan indikten sonra nikah masasına kadar ilerledi. Bende onu takip ettim. Etrafta uçan bir kaç martı sahilin dalga sesleriyle beraber üstümüzden uçuyordu.

" Burada neden geldik? "

Dediğimde Arat nikah masasının damat ve gelin sandalyesine oturmuştu. Masanın üstünde her zaman bulunan kırmızı karanfil ve güller vardı. Masanın örtüsü sarı ipek bir kumaştan yapılmış gibiydi. Arat ellerini masaya koydu.

" Annem ve babam evlenirken büyükbaba kalp krizi geçirmeye başlamış ve hemen hastaneye kaldırmışlar. Annem o sıradan benim sancılarımı hissetmeye başlamış ve hastanedeyken dedem öldükten bir dakika sonra beni doğurmuş. O yüzden bana Azrail diyorlar. Dedemin canını alarak dünyaya geldiğim için. "

Gözlerim ve ağzım açıldı, ne kadar garip olsada korkutucu bir anıydı.
Bir kaç adım geriledim ve denize, sahile ve ileride yürüyen insanlara baktım. Hayat bu kadar acı için fazla kısa değil miydi ya da yaşanılamayacak kadar uzun?
Düğün günü babanızı kaybetip çocuğunuzu kollarınızın arasına almak. Kim bilebilirdi ki, belkide annesi onu bu yüzden hiç sevememişti. Dedesinin öldüğü gün doğduğu için şimdiye kadar doğum günü kutlayamamıştı.

" Şimdiye kadar senin ağzına bile alamayacağın şeyler yaptım. İnsan öldürdüm. Bu en kötüsüydü."

Bununla beraber gözlerim sahildeki insanlardan bir anda kaydı. Arat katildi. Bu ihtimal aklıma gelmiş olsada onun ağzından duymak, bir katilin yanında durmak çok farklıydı. Onun hakkındaki en ufak iyilik düşüncelerim bu sözüyle beraber kül oldu. Onun bana baktığını görünce onu kanı ve duyguları çekilmiş boş bir beden olarak gördüm ve korktum. Hiç onun gözlerine katil gözlerine bakar gibi bakmamıştım. Onu görmekle beraber vücudumdaki kanda çekilmişti sanki.

" Ben öldürmeye daha doğmadan başlamış biriyim. Belkide hayatında görebileceğin en kötü insan benim. Daha bilmediklerin var. "

Dedi ve ayağa kalktı. Bana bir kaç adım yaklaşmasıyla bende ona orantılı olarak gerilememle beraber nikah masasının üstüne bulunduğu platformdan kumların üzerine düşmem bir oldu.

" Duymak istemiyorum, söyleme. "

Düştüğüm yerden doğruldum ve uzaklaşmaya başladım. Adımlarımı giderek sahilin diğer tarafındaki insanlara doğru hızlandırdım. Onun peşimden gelmeye başladığını fark ettiğim an koşmaya başladım.

" Sana zarar vermeyeceğim Kelebek. Herkes olabilir ama sen zarar görmeyeceksin. Azrail'in pençesi altındaki küçük kelebek. Artık o pençeler seni koruyacak. "

Bana yaklaştığını fark ettiğimde daha da hızlandım. Sahildeki insanlar hâlâ uzaktaydı ve bir kaç defa bağırmayı denedim.

" Yardım edin. Buraya bakın. "

Sesim onlara ulaşmış olsa bile ateşin etrafında çalan müzikten duyulmamıştı. En Sonunda Arat bana ulaşmıştı ve beni kolumdan tutup çekti. Dengemi kaybetmemle beraber ikimizde hızla yere düştük.  Altta kalmıştım ve aşırı az bir mesafe karşımda arat vardı. Ağzımın içine girseydin! Üzerinden vücut ağırlığını kaldırıp aramızda azda olsa bir mesafe bıraktı. Hiç, bir katil görmemiştim ama ailemin katledilmesinden sonra her tür katilden tiksinir olmuştum.

" Yardım edin. "

Diye avazım çıktığı kadar bağırdığında Arat önce yüzünü buluşturdu ve ardından eliyle ağzımı kapattı.

" Anlıyorum sana zarar verdiğim için benden nefret ediyorsun ama bu bir daha yaşanmayacak. Bunun için söz veriyorum. "

Dediğinde bütün kuvvetimle elinde koca bir ısırık bıraktım. Büyük bir sinirle bağırsada üzerimden kalmadı.

" Bundan önce yaptın, neden tekrar yapmayasın? Farketmez, ister Azrail ol ister katil her şekilde senden nefret ediyorum. "

Dedikten sonra son çare olarak dizimi onun iki bacağının arasına geçirdim. Önce yüzü kızardı ve ardından tekrar bağırdı, bende bunu fırsat bilerek onu üstümden ittim ve hızlıca yerinden kalktım. Tekrar koşmaya başlayacaktım ki.

" Gerçek ailenin kim olduğunu biliyorum. "

Diye bağırmasıyla duraksadım. Tekrardan ona döndüm. Yavaşça acısı geçtikten sonra o kıpkırmızı olmuş suratıyla yavaşça ayağa kalktı.

" Şimdi sakinleş. "

Dedi ve benim arkamda kalan sahilin sonundaki insan grubuna baktı ve tekrardan bana.

" Benimle gelirsen sana onlara olanları anlatırım. "

Dediğinde onun yanına ilerlemek için bedenimi zorladım. Bana göre katiller ruhları bedenlerinden çekilmiş birer robottular. Öldürmek için programlanmış, duyguları olmayan birer robot. Her an birini öldürebilecek duygusuz varlıklar. Bu varlıkların tenleri buz kadar soğuk, bıçak kadar keskindir. Gözleri sadece kanı görür. Burunları ise sadece kanın kokusunu alır.

***

Arat beni tekrardan kaldığımız otele getirmişti. Odaya girdikten sonra ikimizde ayakta dikildik. Ondan bir kaç adım uzaklaştım. Fazla yakın olmak istemiyordum.

" Dinliyorum. " Dedim. Gözlerimi büyüttüm. O ise ağzında bir kaç kelimeyi bir araya getirmeyi çalıştı.

" Onlar ölmüşler. "

Diye çıktı ağzından. Kafasını aşağı eğdi. Beklediğim gibi bir cevap değildi. Ondan şehir ya da adres ismi bekliyordum. Belki küçük bir yolculuk yapıp ulaşabileceğimiz bir yer. Küçük bir çiftlik evi. Kapısının önünde zambaklar, çitler ve köpek kulübesi olan bir ev ya da şehir içinde 8 katlı bir apartmanın 5 katında 5 odalı geniş bir ev. Salonunda babamın gençliğinde kazandığı futbol madalyaları, mutfakta annemin yaptığı havuçlu kekin hafif kokusu, balkonda saklılara ekişmiş kırmızı güller. Beklediğim cevap buydu. Ölmüşlerdi. Ailemi ikinci defa kaybetmiştim. Tekrardan başlayacabileceğim hayatım kül olmuştu. Yeniden anne şefkatini hissedebilecekken, ölmüşlerdi.

" Uçak kazası. Uçak üvey ailenin olduğu şehire gidiyormuş."

Dediğinde gözlerim yaşarmıştı. Tanımadığım insanlara ağlıyordum. En fazlada buna üzülmüştüm zaten. Daha nasıl biri olduklarını bilemeden.

" Belkide beni geri almaya geliyorlardı. "

Dedim. Göz yaşlarım gözümden düşmemek için direndi. O anda hiç beklemediğim bir şey oldu. Arat bakışlarını yerden kaldırdı ve hızla bana geldi, sarıldı. Eliyle başımı omzuna yasladı. Direnen göz yaşlarım omzunu ıslattı. Ellerini enseme ve belime koydu. Sımsıkı sarıldığı kemiklerim kırılacak kadar oldu ama tepki vermedim. Ne onu ittim ne de kollarımı ona sarıp karşılık verdim. Sadece onun yaslandığım omzunda ağlamaya devam ettim.
Bir kaç dakika daha bana sarılmaya devam etti. Kafasını boynuma gömdü. Nefesini yüzümü üfledi. Daha sonra ağlamam kesildi ve ondan uzaklaştım. O da kollarının arasından beni bıraktı ve uzaklaştı. Gözlerimin içine baktı. Yaptığı şey onunda garibine gitmişti.

" Ben dışarda olacağım. "

Dedi heyecanlı sesiyle ve odanın kapısına doğru yöneldi. Tam çıkacakken geri bana doğru döndü ve yatağın üstündeki telefonu göstererek

" Yeni telefonun. İçine bir kaç kişinin numarası kaydettim. "

Dedi ve dışarı çıktı. Ben ise üstümü dolaptan çıkardığım bir pjama takımıyla değiştirdim. Telefonun çalmaya başlamasıyla beraber ona doğru eğilip elime aldım.

'Sarp'

Ekranda yazan ismi okuduktan sonra tedirgin bir şekilde telefonu açtım.

" Alo? "

" Uykucu, aileni bulduk. Öğrenmek ister misin?"

Dedi. Aratın söyledikleri tekrardan aklımı tırmaladı. Üvey ailemi ilk kaybettiğim zamanlardaki gibi hissediyordum. Böyle düşünmem garibime gitti. Üvey ailem diye düşünmüştüm. 18 yıl beraber yaşadığım insanlar bir anda 'üvey' kelimesiyle benden uzaklaşmış gibi hissettim.

" Hayır istemiyorum, Arat bana olanları anlattı. "

" Arat söyledi demek. Tam olarak ne dedi?" Dediğinde bir şeylerden şüpheleniyor gibiydi.

" Bu konuyu daha fazla kurcalamak istemiyorum. Şuan sadece uyumak istiyorum Sarp. "

" Tamam uykucu, iyi uykular. "

Dedi ve telefonu kapattı. Kendimi yatağın pamuk çarşafına ve yumuşak şişik yastıklarına bıraktım.

Continue Reading

You'll Also Like

815K 37.2K 50
05**:Seni bırkamak benim için intiharla eş değer. Bu ihtimali kafandan sil. 05**:Sen benim yaşam kaynağımsın ve seni kazanmak için nelerden vazgeçeb...
1.1M 87.3K 45
+90543***: Yavrum +90543***: Bu yaşa gelmişsin kimse sana kavga eden iki kişinin arasına girmemen gerektiğini öğretmedi mi? başlangıç tarihi: 17.11.2...
593K 24.1K 55
Kadına baktım. Baya afetti, fıstık gibi daş daş. Bu adam, kadını nasıl tavlamış acaba? "Ne bakıp duruyorsun karıma" diye konuşan dayıya baktığımda ka...
78.2K 3.4K 80
Bi anlık hevesle yazıyorum işte oku sende😝
Wattpad App - Unlock exclusive features