°3 Karanlıkta Sıcak Bir Fısıltı

336 28 32
                                        

Düzenlerken en zorlandığım bölümdü sanırım çok uzun sürdü umarım seversiniz. Eski bölüm başı ve bölüm sonu notlarını silmeden paylaşıyorum 💕 gördükleriniz eskidir.
İyi okumalar. ❤️

Yazım yanlışlarım olabilir, bu yüzden şimdiden özür dilerim umarım beğenirsiniz. 💕

__________

Prens sabırsızdı, bir an önce o kadehi istiyordu. Arkadaşına güveniyordu fakat işlerin bu kadar yavaş ilerlemesi onun sabrını fazlasıyla zorluyordu. Her an bütün planının tepetaklak olma ihtimali kendisini fazlasıyla korkutmaya başlamıştı. Böylece Cehennemin Prensi yüzyıllar sonra ilk defa yer yüzüne çıkmıştı.
___

"Bay Park lütfen! Lütfen izin verin Jimin de katılsın bize, Jungkook ile kalalım nolur lütfen." Adam karşısında ona yalvaran iki 'küçük' sözde üniversite öğrencisi denen çocuğa bakıyordu. İkisi de dizlerinin üzerine çökmüş ondan izin almak için yalvarıyorlardı.

"Olmaz Baekhyun. Anlıyorum görevinizi en iyi şekilde yapmak istiyorsunuz fakat Jimin benim oğlum benim de onu korumam gerekiyor. Hem siz yan yana geldiğinizde bir şeyin sonu pek iyi bitmiyor." Oğluyla görevi arasında bir arafa sıkıştırılmıştı. Oğlunu çok seviyordu ama buna izin vermekten başka şansı da yok gibiydi. Belki de Jimin'i bundan vazgeçirmek yeterli olacaktı.

"Baba lütfen bir şey olmaz lütfen sadece önlem alıyoruz sadece hem zararsız birisi Jungkook onunlayken bana da bir şey olmaz lütfen." Resmen babasının beline sarılmış istediğini almak için her şeyi yapacak küçük çocuklar gibiydi. Fakat babasının kolay kolay ikna olmaya hiç mi hiç niyeti yoktu. Adam derin bir nefes alarak elini alnına götürüp alnını ovdu başı ağrımaya başlamıştı ve bu ikili onu daha da zora sokuyordu. "Zaten ona fazlasıyla güveniyorum ben sana güvenmiyorum Jimin olmaz dedim." Jimin'in son kozlarını kullanmaktan başka seçeneği kalmamıştı fakat babasının da vardı. "Evden kaçarım." Böylelikle ikisi de bir inat yarışına tutulmuşlardı.

"Saç boyalarını atarım."

"Plak koleksiyonunu yakarım."

Duyduğuyla izin vermekten başka çaresi kalmayan adam pes etmişti. "Hayır! Hayır. Tamam gidebilirsin, tamam. Ama bakın lütfen dikkat edin."

Jimin istediğini elde etmiş küçük bir çocuk gibi zıplayarak evine girip kıyafet almaya gitmişti. Birkaç parça kıyafet alıp çantasına yerleştirirken odasının kenarındaki karartı gözüne takılmıştı. Tam kafasını çevirirken göz ucuyla görmüştü. O an anlamasa bile birkaç saniye sonra kendine gelip, hemen kafasını oraya çevirmesine rağmen hiçbir şey görememişti. Yalnızca, rüzgar olmamasına rağmen uçuşan tül perde vardı orada. Normale paranoyak değildi, olması da fazlasıyla anlamsız olurdu fakat böyle bir şey kafasındaki sinsi iç sesi konuşturmaya başlamıştı.

Zihni ona oyunlar oynamaya başlamışken bir an önce eşyalarını almış, arkadaşının ve babasının yanına dönmüştü. Onları endişelendirmemek için hiçbir şey anlatmayacaktı belki de sadece kafasında kuruyordu. Babasıyla vedalaştıktan sonra yola çıkmışlardı. İkisinin kafasında da zihinlerinin kemiren tek bir düşünce yer alıyordu. Baekhyun bunu dile getirebilecek cesareti kendisinde bulduğunda kafasını çevirip Jimin'e baktı. "Jimin sence Jungkook'u koruyabilecek miyiz? Normal yer altı sakinlerinden koruyabiliriz, ama ya o kendisi gelirse? Jungkook'u ondan korumaya gücümüz yeter mi?"

Arkadaşının dedikleriyle ona bir tebessümle bakan Jimin endişesini anlıyordu. Sonuçta Baekhyun neredeyse doğduğundan beri bu göreve sahipti ve Jungkook onun için arkadaştan ziyade bir yaşama amacına dönüşmüş durumdaydı. "Endişelenme, onun yeryüzüne çıktığı nerede görüldü? Yardımcılarını çağırır ve en sonunda umarım pes eder." Baekhyun Jimin'in bu dediğiyle resmen kahkahalara boğulmuştu. "Jimin onun pes ettiği nerede görüldü? Eğer Jungkook'u isterse ve alamazsa, yeryüzüne çıkabilir ve biz buna karşı hiçbir şey yapamayız." Jimin iç çekerek ona bakmıştı bunu kendisi de biliyordu tek yapabildiği olmamasını dilemekti "Biliyorum Baek, biliyorum..."
___

PAINFUL | °Taekook (+18)Where stories live. Discover now