❧1

224 8 87
                                        

Kendimi hiç ummadığım bir anda karışık bir labirentin içinde bulmuştum. Çıkış yolunu bulabilmek için yapbozun tüm parçalarını bir araya getirmeye çalışıyordum. Bunun sonucunda bir araya gelen parçalarım bilmediğim bir güç tarafından darmadağın oluyordu.
Karışık olan olaylar daha çok karışıyordu. Bir gurup kişiler tarafından yardım alıyordum. Ama işin garip yanı bu kişileri ben bile tanımıyorum. Hiç tanımadığım bu kişiler, aradığımız en tehlikeli suçluları yakalayıp önüme atıyorlar. Bu olayın yaşandığı ilk günden sonra kendimi tamamen bu adamları bulmaya adamıştım. Bu gurubun başındakı her kimse benimle bir bağlantısı vardı. Bana verdikleri her suçluyu soyuyor ve bana bir işaret bırakıyordular. Şimdi ise şehrin yasak kafes dövüşleri yapılan bölgesindeydik, yeni yardımcımla birlikte. Buraya Seul'ün en güçlü dövüşçüsüne para yatırmak için geldik.

"Evet Sungwoon şimdi kulaklarını ve gözlerini iyice aç, söyleyeceğim ve göstereceğim her şeyi ve herkesi aklına iyice kazı." Arabadan inerken söylediğim sözlerle Sungwoon kafasını olumlu anlamda sallayıp arka koltuktaki siyah çantayı alarak yanıma geldi. Binadan içeri girdiğimizde kapıları kapanmak üzere olan asansörü durdurup içeri girdik.

Asansörde gördüğüm tanıdık yüze gülümseyerek baş selamı verdim. Bana bakarak yaptığımın aynısını Sungwoon yaptığında yüzüne bakarak gülümsedim. Tanıdık olan bu adam giydiği beyaz gömlek, kırmızı kumaş pantolonu ve gözündeki hafif kırmızımsı güneş gözlüğüyle şık bir görünüm yaratmıştı. Hafif dalgalı olan saçlarını ortadan ikiye ayırarak ne kadar havalı olduğunu gözler önüne seriyordu.

-1. kata geldiğimizde adam bizden önce davranıp asansörden çıkarak, önden yürüyüp gözden kayboldu. Sungwoon ile yürürken az önceki adamın kim olduğunu sormasıyla, ona bakan gözlerimi önüme çevirip konuşmaya başladım. "Bu gördüğün adam Jung Hoseok. Hoseok kafes dövüşlerinin organizatörü. Aslında bir nevi buranın sahibi diyebiliriz. Ortaklardan biri. Bu adam yaptığı izinsiz dövüş pistleri ve kaçakçılıkla listemizin başını çeken isimlerden."

Konuşmamı bitirdiğimde çoktan organizatörün yani Hoseok'un odasının önüne gelmiştik. Tam kapıyı çalmak için hazırlanacakken Sungwoon'un sorusuyla duraksadım. "Neden önemli biri?" Sağ elimle çenemi ovuşturarak düşünür gibi yapmaya başladım. "Çünkü bu adam aradığımız adamı maskeliyi tanıyor olabilir." Söylediklerimi duyan Sungwoon sevimli bir şekilde ağzını aralayarak kafasını olumlu anlamda salladı. Onun bu hareketine karşılık hafifçe gülümseyerek önünde durduğumuz kapıyı tıklattım.

İçeriden girin sesini duyduğumda kapıyı açıp içeri girdik. Adam yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirerek elini uzatıp konuşmaya başladı. "Hoş geldiniz Bay?" İsmimi sorarcasına baktığında "Min Yoongi." diyerek ekledim.

"Bay Min. Size nasıl yardımcı ola bilirim Bay Min? Daha doğrusu sizi buraya getiren nedir?" Adamın gülümseyerek sorduğu soruya cevap verecekken bir hışımla kapıdan içeri giren bedenle duraksadım. İçeri giren başka bir tanıdık yüzle gözlerimi üzerinde gezdirmeye başladım. Çok ukala bir davranış. Adamın sorduğu soruya yanıt olarak işaret parmağımı karşımdaki adama doğru uzatarak, gözlerimi Hoseok'un yüzüne çevirip konuşmaya başladım "Onun için buradayım." Söylediğim sözlere karşılık Hoseok bir kaşı havada anlamaz gözlerle bana bakıyordu en son konuşmayı akıl edip anlamadığını söyledi.

Küçük ve yapmacık bir kahkaha atarak önümdeki tekli koltuğa oturdum. Sungwoon elindeki siyah çantayı masaya koyup açarak bu kurnaz adamın gözleri önüne serdiğinde sol ayağımı sağ ayağımın üzerine atıp havalı olduğunu düşündüğüm en korkutucu ses tonumla konuşmama kaldığım yerden devam ettim. "Şu adama yatırım yapmak için buradayım." dediğimde Hoseok'un yüzündeki anlamaz ifadenin yerini piçimsi bir sırıtış aldı. Kurnaz olduğunu söylemiştim değil mi?

Masque /   VMinTahanan ng mga kuwento. Tumuklas ngayon