**
Yıldızlı , hafif bulutlu, yumuşakça esen rüzgarda ; balkondaki yumuşak minderlere yarı uzunmış, kulaklıkları kulağında başıda göğe doğru uzanmış anın tadını hafif esen rüzgarla çıkarıyordu. Müzik çalarında ayarladığı hafif müzik, kulaklarını dışarının kirli sesinden arındırırken hafif yukarı kalkmış başı moru izlerken hem gözlerini hem bedenini hemde ruhunu temizliyordu. Pembe dudakları ara sıra oynuyor şarkıya eşlik etmek için bazende kurudukça ıslatıyordu. Rüzgar bedenindeki boşlukları usulca okşuyor, gözleri ve ruhu görsel bir şölene tanıklık ediyordu.
Sakin gözüken gökyüzü kendisine göre hiçte sakin değildi. Gökyüzü gözünde bir sirkti;hokkabazların sihir yaptığı, gençlerin gösteri yaptığı bir alan bazen büyük bir eyaletteki açılış törenindeki gibi kalabalık, sesli, neşe doluydu. Nadir anlarda ise bir jimlastikçinin ilk hatasındaki hüzün gibiydi.
Değişiyordu ama zarar vermek istemiyordu bu güzelliğe. Her seferinde bir renk cümbüşü yaratıyordu çünkü...
Dalgalı saçları alnına dökülmek yerine başının saçma sapasan yerlerine dağılmıştı. İnce kahverengi kaşları hafifçe çatılmış, çenesi erkeksi bir şekilde kasılmıştı. Yavaşça alıp verdiği derin nefesleri usulca veriyor, karnının üstündeki birleştirdiği elleri yukarı-aşağı hareket ediyordu.
Dudakları şarkıya eşlik ederken gözleri bir anlığına göbeğine indi. Hafifçe şişmiş olduğunu görünce dudaklarının kenari kıvrıldı. Kahverengi gözleri tekrar yukarı çıkarken kıkırtıyordu.
"killing me softly with her song" kalın sesi geceye karıştı, cümleyi sesli bir şekilde söylerken göbeğini uzun, ince parmaklarıyla okşamaya başladı. Biraz şişmiş gibiydi eh küçük bir diyetten zarar gelmezdi.
Göz kapakları kapanmaya başladığında şapırı sesleriyle esnedi, birleştirdiği parmaklarını çözüp kulaklığını çıkardı. Gözleri kapanmaya başladığını ve bedenini yorgan hissediyordu biraz, uykusu gelmişti. Doğrulup esneme hareketini yaptı, çıplak ayaklarıyla paytak adımlarla balkondan çıkıp odasına girdi, yarı açık bıraktığı kapıdan giren ince rüzgarla hızla kendini yatağa attı. Yatak aşağı çökerken yumuşaklıka derin bir nefes verdi. Burası o mindereden çok daha rahattı ve uykuya dalmak için idealdi. Sadece yumuşak olması değilde kendi yatağı olduğu içinde seviyordu, ayrı bir huzur veriyordu kendini güvende ve ait hissediyordu tabii gökyüzü hariç. Yastığına sıkıca sarılırken, kapattığı gözleriyle, yandaki yastığı kavrayıp onuda kolları arasına aldı.
Bedeni kavuştuğu rahatlamayla iyice gevşerken ruhu kendini rüya alemine bırakmaya başlamıştı bile.
*
Homurdanarak uyanırken huysuzca yatakta öbür tarafa döndü. Gözleri istemsizce açılırken ağzından bir 'üff' çıktı. Çapaklı gözlerini ovuştururken yatağın en ucundaki yastığı gördü hemen oraya doğru atılıp yastığın sütüne doğru yattı. Uyanmış olmasına rağmen hafif sarhoş gibi hissediyordu, ki bu her sabah yaşadığı normal şeylerden biriydi. Bir süre aynı pozisyonda yatıp balkomdan açık dışarıyı inceledi,sıkılınca tekrar 'uff' layarak yataktan kalkıp odanın içindeki küçük banyoya ilerledi. Odanın dışındada bir banyo vardı ama buradaki varken neden onu kullansın ki? Banyoya girerken şanslı hissediyordu, ebeveynlerinin bile bir özel banyosu yokken onun vardı.
Musluğu açıp yüzünü, zorla, yıkadı. Yüzünü kurulamadan banyo ve odadan çıkıp ayaklarını sürte sürte mutfağa girdi.
Mutfaktan gelen güzel kokuyu içine çekip içeriye girdi. Bu güzel kokuları özlediğini hissediyordu. "Günaydın!" Seslice söyleyip masadaki sandalyelerden birine oturdu. Annesi de kısaca bir 'günaydın' deyip hazırladığı kahvaltıya döndü. Annesinin ne yaptığına bakmak için elini çenesini altında birleştirip yemek yaparken annesini izlemeye başladı. Kalbi neşeliydi bu manzara karşısında. Gözlerinin içi olmadığı kadar gülüyor, nefeslerini heyacanla sık sık alıp veriyordu.
KAMU SEDANG MEMBACA
SECRET THE PURPLE ¦¦TAEKOOK
Fiksi PenggemarDünya vampirler tarafından kuşatılıyor, zaman geçiyor ve insanlığın sonu gelmeden birşeyler yapılmalı. Kaosun ortasında doğan aşk, Jungkook ve Taehyung'un aşkı
