...hayat da böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur...
Bazen hayatta seçme şansımızın olmadığı şeyler yapmamız gerekir.
Şaşırtıcıdır ki ilk defa hayat bana seçme şansı vermişti. Lakin neden hala o acılı daha çok acınası günlere dönmek istiyordum?.
"Acıyorlar bana, ama ölmem hepsi için iyi olacak."
Bu sözü kendimle baş başa kaldığım zamanlarda o kadar tekrar etmiştim ki...Hatıralar mutlu bir hayatın hatıraları olursa güzeldir; insana güç kapanmış yaraları hatırlatınca acı şeylerdir. Ama ne yapabilirim onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.
Etrafta koşuşturan insanların arasına uzunca günlerin ardından ilk defa karışmış yeni okuluma doğru hızlı adımlar ile ilerliyordum. Aklımda beni deli eden birçok düşünce vardı! Ve beni bir türlü rahat bırakmıyorlardı. Kulağımda ritmi ile azda olsa düşüncelerimden arındığım şarkı kesilmiş yerini telefonun beni deli eden zil sesi doldurmuştu kulaklarımı.
"Nerede kaldın Jeongyeon?"
Bekletmeden açtığım telefonun karşısından gelen tatlı ses ile hafifçe gülümsemiştim.
"Geliyorum Nayeon!..Hatta geldim bile!"
Okulun bahçesine henüz girmiş etrafa şöyle bir göz atmıştım çekinerek. Gözlerim üzerime doğru koşan bir kaç kız ile korkuyla büyürken istemsiz adımlarım geriye gitmiş, sırtım pekte yumşak olmayan bir yere çarparak durmuştu. Üzerime doğru koşan kız duraksarken henüz arkama dönmüştüm ki yüzümde hissettiğim sıcak nefes ile küçük gözlerim biraz daha açılmıştı şaşkınlıkla.
"Daha ne kadar bu şekilde duracaksın?"
Kısık sesi ile kendime gelirken ard arda sıraladığım özürlerim ile sırtımı yaslandığım yabancı bedenden ayrılmıştım.
"Tamam! Sorun değil!"
Son kez önünde eğilirken yanıma henüz gelen kızın koluma girmiş başını omzuma yaslamıştı.
"Naber Jinyoung?"
Nayeon gözlerini hala bende sabitlemiş dalıp giden çocuğa seslenirken karşımdaki gencin bu haline hafif bir kıkırtı bırakmıştım.
"Hey! Jinyoung! Sana diyor!"
Jinyoung yanına henüz gelen kişinin kendisini sertçe itmesiyle kendine gelebilmiş utançla eli ensesini bulmuştu.
"Bu ortam garip bir hâl aldı ben gidiyorum!"
Nayeon girdiği kolumu kendisine çekerken son kez selamlamıştı ikiliyi.
"Ee.! Nasılsın güzellik! Uzun zamandır görüşmemiştik bu sac sana baya yakışmış!"
Hafif bir kıkırtı bırakırken elleri omzuma dökülen saçlarına gitmiş biraz oyalanmıştı.
"Değişiklik olsun istedim! Ve evet uzun zaman oldu."
Yüzümdeki gülümseme hafiften solarken Nayeon ile görüşmememim asıl nedeni aklıma gelmiş sinirlerim bozuluvermişti.
"Nayeon!"
Okulun kapısından henüz girmiştik kolkola yürürken. İsmini söylemem ile kısaca 'hımm' lamıştı söyle dercesine.
YOU ARE READING
ALOT TİME
Fanfiction"Benden ne istedin? Ben sana ne yaptım?" Bacaklarım beni daha fazla taşıyamazken, kendimi yere bırakmış dizlerimin üzerine vermiştim tüm ağırlığımı. "Ben...! Özür dilerim!.." (Jeongmin) sevenlere...
