Yanımda oturan Hoseok'u görmezden gelmek neredeyse imkansızdı. Konuşması bir an bile durmuyordu, bir de bunun üstüne beni en ufak ilgilendirmeyen konular hakkında konuşuyordu. "Hoseok, sadece bir saniye susamaz mısın sen? Cidden başıma ağrı girdi artık." Başımı telefonumdan kaldırmadan konuştuğumda, konuşmasından dudaklarını büzdüğünü anladığım arkadaşım "Sende sürekli susmamı istiyorsun, Ggukie. Yoksa benden nefret falan mı ediyorsun?" dedi. Başımı kaldırıp ona 'Sen ciddi misin?' bakışlarımı attığımda büzdüğü dudaklarını düzeltti ve "Tamam tamam, hadi sırf senin için susuyorum bak." dedi ve gerçekten sustu.
Etrafın sessizleşmesiyle fırsat bu fırsattır diyerek oturduğum bankta daha fazla yayıldım ve tam kulaklığımı takacakken duyduğum derin sesle başımı yukarıya kaldırdım. "Pardon.." Seslenen kişinin suratına bakarken tek kaşımı kaldırdım ve Hoseok yüzünden hafif sinirli olan sesimle "Evet?" dedim. Sinirli sesimden çekinmiş olacak ki neredeyse sesini bile duyamayacağım bir biçimde konuşmaya başladı. "Şey.. buranın neresi olduğunu biliyor musunuz acaba..? Yolumu kaybettim de.." Uzattığı kağıda baktığımda bizim okuduğumuz lisenin adresi olduğunu gördüm. "İyi de burası okula çok uzak, burada ne işin var ki?" diye sorduğumda elini ensesine atarak hafifçe kaşıdı ve "Yön duygum pek yoktur da, hep kaybolurum genelde.." dedi. İç geçirerek ayağa kalktığımda Hoseok'a baktım ve "Ben birazdan gelirim, takıl sen buralarda." dedim.
Okula doğru hızlı adımlarla yürümeye başladığımda peşimden bana yetişmeye çalışan esmer çocuğa kafamı döndürdüm ve "İsmin ne?" diye sordum. İrkilerek bana baktı. "Taehyung, Kim Taehyung. Senin?" "Jeon Jeongguk." İkimizde sessizleşip yürüdükten bir süre sonra okulun önüne gelmiştik. "Burada ne işin var? Bu okuldan olmadığına eminim." dediğimde bana baktı ve hafifçe gülümsedi "Bugünden önce evet, bu okuldan değildim. Ama artık öyleyim." dedi. Hiçbir şey demedim ve sadece yeni tanıdığım Taehyung'un okuldan içeriye geçmesini izledim. Bir süre arkasından baktıktan sonra arkamı döndüm ve geri Hoseok'un yanına gittim.
Banka oturduğumda her zaman ki Hoseok konuşmaya başladığında, gözlerimi devirmeden edemedim. "Niye bizim okula gidiyormuş ki? Ben bu çocuğu hiç görmedim görsem tanırdım." diye konuştuğunda ona bakıp hafifçe gülümsedim ve "Nakil olmuş galiba başka okuldan. Hem sen niye görsen tanırmışsın bakayım?" dedikten sonra gülümsemem sırıtmaya döndü. Hoseok hızlıca gözlerini devirdi ve aynı hızda konuşmaya başladı. "Neden olacak sence, ilk olarak biz son sınıfız ve okuldaki herkesi tanıyoruz. İkincisi o kadar güzel birisini görsem unutmazdım bilirsin." Kaşlarını kaldırıp indirdikten sonra üstüne bir de sırıttığında tekrardan gözlerimi devirdim ve "Eminim ki erkek güzellere bakmıyorsundur Hoseok." dedim. Bana göz kırptıktan sonra ayağa kalktı ve "Ne yani sen bakıyor musun yoksa Ggukie~" diyerek yürümeye başladı. Arkasından yetişip sırtına vurduğumda yalandan acımış gibi yaptı ve dudaklarını büzerek "Niye Hyung'una böyle şeyler yapıyorsun Ggukie~" dediği gibi bir kere daha sırtına vurdum. "Hyung mu? Benden sadece birkaç ay büyüksün diye Hyung'um değilsin Hoseokie~" Ona aynı şekilde cevap verdiğimizde ikimizde gülmeye başladık ve bir süre sadece sessizlik hakim oldu havaya.
Yürümeye devam ederken Hoseok hiç hoşlanmadığım o konuyu açtı. "Senin şu ruh ikizi konun ne olacak? Yani biliyorsun, zamanı geldi de geçiyor.." Ona baktığımda bu sefer ciddi olduğunu fark ettim. Her ne kadar bende ruh ikizimi bulmak istesem de, biliyordum ki bu işler istemeyle olmuyordu. "Hiçbir fikrim yok Hoseok. Ne de olsa benim elimden bir şey gelmiyor.." Hoseok başını salladı ve "Doğru Ggukie.." dedi.
Doğru.. Benim elimden hiçbir şey gelmiyordu..
¤¤¤¤¤
Hoseok'la birlikte okula doğru koşuyorduk ve pek mutlu olduğumuz da söylenemezdi. Geç kalmıştık ama bu ilk geç kalmamız olmadığı için tüm öğretmenlerin ve müdürün bizi öldürme olasılığı vardı. Zaten benim etrafta ki kavgalarımdan bıkmış usanmış olan okul, beni disipline göndermek için yol arıyordu tüm bu zaman boyunca.
YOU ARE READING
Lost My Way『Taekook』
Fanfiction"Jungkook." Gözlerimi açtım ve gözlerimiz tekrardan buluştu. "Yolumu kaybettim. Gözlerinde, gamzelerinde, dudaklarında, kollarında, vücudunda.. Sende yolumu kaybettim, nasıl yolumu tekrardan bulacağım?" "Ben yolumu sende buldum. Kalbinde buldum her...
