5-Aile işleri

18.8K 912 71
                                    

Multimedia Özge Sinangil.

Naz

"Bırakın beni dedim"

Doruk'un yaptığı ani hamle olayı izleyenleri de harekete geçirmiş, herkes kavgayı önlemek için araya girmişti. İşin ilginci onu bu kadar sinirlendiren kişi -yani Ekim- yerinden bir santim olsun kıpırdamadığı gibi gözlerini kısmış, ellerini cebine götürmüş; alaycı bir ifadeyle Doruk'u izliyordu. Dışarıdan izleyen bir insan olarak benim bile sinirim bozulmuştu.

Doruk kendisine engel olmaya çalışanlardan kurtulur gibi olduğunda öfkesi dışarı taşıp hepimizi sarmıştı. Ciddi ciddi öldürecekti çocuğu. Öyle ki aralarındaki mesafenin ne kadar az olduğunu fark ettiğimde bir an panik olduğumu hissettim. Donup kalmıştım, bir şeyler yapmalıydım.

Kararsız adımların hızlanırken ne olduğunu bile anlamadan aralarında buldum kendimi.

"Doruk dur lütfen!"

Kelimeler dudaklarımdan dökülürken şaşkın bakışlar çevremi sarmıştı. Fakat olay benim o sözü söylemiş olmam değildi. Olay Doruk'un ben daha cümlemi bitirmeden durmuş olmasıydı.

Üstümüze ağır bir sessizlik çökerken öfkesinin laciverte çevirdiği gözleri gözlerimi buldu. Hala gergin ve öfkeliydi fakat nasıl olduysa durmuştu işte. Çok geçmeden bakışlarını bakışlarımdan kaçırdı ve kendisini tutan kollardan kurtuldu. Ardından kimse ne olduğunu anlamadan ana kapıyı çarparak soyunma odasına girdi.

"Gittikçe ilginçleşiyor"

Şaşkın ve bir o kadar da gergin kalabalık dağılırken arkamı dönüp sesin geldiği tarafa baktım. Hala ilk geldiği gibi ukala bir şekilde elleri cebinde beni izliyordu. Şimdilik sadece gard almayı öğrenmiştim, eğer fazlasını bilseydim kesinlikle bir yumruk atardım. O kadar sinir bozucuydu yani.

Tek elimi öfkeyle belime koyup birkaç saniye kuracağım cümleyi düşündüm. Hayır yani, amacı neydi gerçekten bilmiyordum. Ve aynı zamanda Doruk ile aralarında ne olduğunu da.

"İlginç olan ne bana da söyler misin?"

Bir müddet bana baktı, ardından tek elini cebinden çıkarıp hafifçe kafasını kaşıdı. Ve gülümsedi. Yanlış duymadınız, gülümsedi.

"İleride anlarsın" dediğinde yüzündeki gülümsemesi kaybolmuş, eski ukala tavrına dönmüştü. Cebinden çıkardığı elini uzattı ve gözlerime baktı. "Bu arada ben Ekim"

Tavrındaki değişikliği anlamlandırmak gerçekten güçtü fakat takıldığım nokta bu değildi. İlginç bir çocuk olduğunu en başından fark etmiştim zaten. Beni şaşırtan asıl şey bir an için takındığı o samimi gülümsemeydi. Eğer bir insan sinir bozucuysa gülümsemesi de sinir bozucu olurdu. Fakat bu onun için geçerli değildi çünkü az önce şahit olduğum gülümseme şimdiye değin gördüğüm en samimi gülümsemelerden biriydi.

Hafifçe silkinip düşüncelerimden sıyrıldığımda "biliyorum" diye mırıldandım. "Az önce duydum"

Devam etmemi beklermiş gibi yüzüme baktı ama çok beklerdi. Tek kelime daha etmeden arkamı döndüm ve hızlı adımlarla az önce Doruk'un geçtiği kapıya yöneldim. Bir yandan da direk peşinden gitmeyip beklediğim için kendime kızıyordum.

Florasanların titrek ışığında tek tek odalara bakarak yürüdüm ve en sonunda sağdaki ufak odada buldum onu. Karanlıkta yere oturmuş, başını ellerinin arasına almıştı. Geldiğimi fark etmişe benzemiyordu.

Bir süre ne yapsam diye düşündüm. Öfkesinin hala geçmediğini nefes alıp verişinden anlıyordum. Ters bir şey söylersem daha da sinirlenebilirdi. Ya da sinirlenmezdi. Bilmiyordum. Sonuçta ne kadar tanıyordum ki onu?

Doruk SinangilHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin