1; sauveur de ma vie

2.2K 173 31
                                        

Kurşunun üzerine ismini yazdım

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Kurşunun üzerine ismini yazdım.
Böylelikle herkes, aklımdan geçen son şeyin sen olduğunu bilecek.

*

12.01.2014
(Hong Kong'da, bir rehabilitasyon merkezi)

Rüya, uyku sırasında zihinde beliren görüntülerin bütünü, görülen hayaller dizisi, düş, ümit manalarına gelir.
Fazla sayıda insan, bunun sebebini tanrı ya da şeytan tarafından verilen bir mesaja bağlı olduğuna inanır.

"Lalisa."

Bilinçaltı boş bir insan, gece uyumak için başını yastığa koyduğunda bile, göreceği bazı mesaj ya da hayallerden kaçamaz. Rüyalar kesinlikle gerçek hayatla bağlantılı olmayıp, başka bir hayatla da bağlantılı olamaz.

"Sauveur de ma vie."
(Hayatımın kurtarıcısı)

Anlamını bildiğim kelimelerle bakışlarım, vücudumu tüy gibi okşayıp geçen yumuşak sese dönünce, göz kapaklarım heyecanla titredi. Kalbim, yapabilirmiş gibi olduğundan da hızlı atmaya başladı. Bulunduğum yer birkaç saniyeliğine yavaşladı ve onun güzel yüzüne daha uzun bakabilmemi sağladı.

"Jungkook." Tek solukta söylediğim ismi, dünyamı yerinden oynatırken, kurtuluşum olabilecekmiş gibi bağırarak herkese duyurmak istedim. Tek çarenin onunla olmam ve sadece ona bakmam olabileceğini, bütün insanlara anlatmak istedim.

"Lalisa." Uzağımda olan bedeni, birkaç saniye içinde yanımda bitince, korkuyla sarsıldım. Fakat bedenimde yarattığı bu korku bile, tanrının bana sunduğu onca şeyden daha özeldi. Şu yaşıma kadar, yaşadığım her şeyden daha güzeldi. "Uzun zamandır seni bekliyorum, gel ve beni bul."

Elleri vaktini harcamak istemezcesine, uzun sarı saçlarımda dolaşarak belimi kavradığında, boğazımda büyüyen yumruğu yok etmek istercesine yutkundum. Bulunduğumuz oda, tenimin üstünde dans eden sıcak nefeslerin sesleriyle süsleniyordu. "Nasıl?" Çaresiz seslenişlerim, dipsiz bir kuyunun içinde can bulmuş, çığlıklara dönüşmüştü. Ağzından çıkan kelimleri kavrayamıyor, sadece dokunuşunun kaybolmamasını istiyordum.

"Benim seni bulduğum gibi." Anlayamadığım cümleleri, beynimde kocaman bir kaos yaratırken, avuç içlerim onun göğsüne değdi.

Başımda taşıyamayacağım yükler, etrafta dolaşan bulanık cisimler, midemde kusma isteği yaratırken, dinlenmek adına alnım omuzunu buldu.

"Bana, senin bulmam için yardım et o zaman."

İşte o anda gülüşü kulaklarıma ulaştı. Her şeyin anlamı olabilecek keyifli tınıları, avuç içlerimin altındaki siyah gömleğini sıkmamı sağladı. Burnumda belli belirsiz bir sızı oluşarak etrafıma yayıldı. Kaçabileceğim tek yerin, onun kolları olabileceği, sağ yanımdaki melek tarafından kulağıma armağan edildi. Gözlerim doldu ve üst kirpiklerim gerçeklerle can çekişirken, alt kirpiklerimi buldu. Parmak uçlarım, bu acıyı kaldırmak istemezmiş gibi, saten parçayı bıraktı ve yukarıya doğru yükselerek pürüzsüz boynunda durdu.

Gözlerim onu görmek için başımı kaldırmamı emrederken, zorda olsa ellerimin ilerleyerek dinlediği bölgeye baktı. Dokunuşlarımla titreyen vücudunu hissettiğimde, boyun girintime doğru yol olan dudakları, tenime değerken fısıldadı. "Sana yardım edemem güzelim. Buna zamanımız yetmez." Gitmem gerekti, gitmesi gerekti.
Tanrı, ikimizi bir araya getirerek ödüllendirirken, diğer yandan da veda vaktini hatırlatarak cehennemi yaşatıyordu adeta.

Rüyalar, uyanıldıktan sonra birkaç gün içinde hatırlarda bile yer almayan, bir beyin oyunuydu değil mi?

Bu sadece, yanlıştan ibaretti.

Benim yaşamım rüyalarımdı.

Nasıl unutulabilirdi ki?

 Nasıl unutulabilirdi ki?

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.
catastrophe, liskookStories to obsess over. Discover now