One

2.3K 116 196
                                        




"Bir bara gidip kutlama yapmalıyız."

Ev arkadaşımın bu coşkulu önerisi hiç şaşırtmadı beni. En küçük ve önemsiz şeylerden bile kutlama yapmak için bahane çıkarırdı Zayn Malik. Bu yönünü onun cazibesinin bir parçası olarak görmüşümdür hep. "Yeni bir işe başlamadan önceki gece içmenin kötü bir fikir olduğuna eminim.

"Hadi ama Louis!" Zayn oturma odamızda, yarım düzine taşınma kolisinin ortasında yere oturmuş tatlı tatlı gülümsüyordu. Günlerdir koli açmakla uğraşıyorduk ama o yine de çok yakışıklı görünüyordu. İnce yapısı, koyu renk saçları ve ela gözleriyle Zayn'in tek kelimeyle muhteşem görünmediği gün sayısı yok denecek kadar azdır zaten. Dünyada en çok sevdiğim kişi olmasaydı belki bu yanını kıskanabilirdim.

"Gidip alem yapalım demiyorum ki." diye üsteledi. "Yalnızca bir iki kadeh şarap. Happy hour'a takılır, sekiz olmadan da eve döneriz."

"Yetişebilir miyim bilmiyorum." Eşofmanımı ve dar kesimli spor tişörtümü işaret ettim. "Saat tutarak işe kadar yürüyüp, sonra da spor salonuna gideceğim."

"Hızlı yürü ve sporunu daha hızlı yap." Zayn'in ustalıkla kaldırdığı kaşı güldürdü beni. Onun bu milyon dolarlık yüzünü bir gün dünyanın dört bir yanındaki reklam panolarında ve moda dergilerinde görüneceğinden adım gibi emindim. Yüzünde nasıl bir ifade olursa olsun her zama göz kamaştırıcıydı Zayn.

"Yarın işten sonra akşam yemeğine gitmeye ne dersin?" diyerek karşı teklifte bulundum. "Şayet günün sonuna sağ çıkabilirsem gerçekten kutlamaya değer bir şeyimiz de olur hem."

"Anlaştık. Akşam yemeği için yeni mutfağımızın açılışını yapıyorum."

"Ya..." Yemek pişirmek Zayn'in keyif aldığı şeylerden biriydi ama bu konuda pek yetenekli olduğu söylenemezdi. "Harika."

Yüzüne düşen yola gelmez bir saç tutamını üfleyerek gülümsedi bana. "Çoğu restoranı hasedinden çatlatacak bir mutfağımız var. Burada yapılacak yemeğin kötü olmasına imkan yok."

Emin değildim ama yemek pişirme konusunda daha fazla konuşmamayı tercih ettim ve el sallayarak dışarı yöneldim. Asansörle zemin kata inip, bana abartılı bir hareketle kapıyı tutan görevliye gülümsedim.

Dışarıya adım attığım anda Manhattan'ın kokuları ve sesleri beni sarıp sarmaladı keşfetmeye davet etti. San Diego'daki eski evimden kalkıp buraya taşınarak yalnızca ülkenin öbür ucuna değil, başka bir dünyaya gelmiştim sanki. Bu iki metropolden biri kendi halinde ve nefsine düşkün bir tembelken, diğeri deli gibi enerjik ve hayat doluydu. Hayallerimde kendimi Brooklyn'de asansörsüz bir binada yaşarken canlandırıyordum ama söz dinleyen bir evlat olarak kendimi Manhattan'ın Yukarı Batı Yakası'nda buluvermiştim. Zayn olmasa, aylık kirası bir çok insanın bir yıllık gelirine denk olan bu koca apartman dairesinde kendimi çok yalnız hissederdim.

"Kapıcı şapkasını eğerek selamladı beni. "İyi akşamlar Bay Tomlinson. Taksiye ihtiyacınız var mıacaba?"

"Hayır, teşekkürler,Paul." Spor ayakkabılarımın aşınmış topukları üzerinde öne arkaya sallandım. "Yürüyeceğim."

Gülümsedi. "Öğleden sonraya göre epeyce serinledi hava. Güzel şimdi."

"Dediklerine bakılırsa havalar deli gibi ısınmadan önce haziran ayının tadını çıkarmlıymışım."

"Yerinde bir tavsiye, Bay Tomlinson."

Binanın ve komşu binaların eskilikleriyle bir şekilde uyum sağlayan modern cam çıkmanın altından dışarıya adım atıp, Broadway'in keşmekeş akıp duran trafiğine ulaşana kadar ağaçlı sokağımın nispeten daha sakin havasının keyfini çıkardım. Gerçekten buralı gibi görüneceğim günlerin çok uzakta olmadığını ummakla birlikte şimdilik hala çakma bir New York'lu gibi hissediyordum kendimi. Adresim ve işim buradaydı ama hala metroya alışamamıştım ve taksi durdurmayı da beceremiyordum. Yürürken gözlerimi kocaman açıp etrafa aval aval bakmamaya çalşıyordum ama kolay değildi. Görülecek ve yaşanacak öyle çok şey vardı ki.

Recognize Crossfire |LS|Unde poveștirile trăiesc. Descoperă acum