"Berkcan ve Kırgın Çiçekleri ile takılıyoruz programına hoşgeldiniz!"
Alkışlayacak kimse olmadığı için kameramanın verdiği ses efektinin sesi yayıldı kocaman stüdyo da.
"Yarışmacılarımız gelsinler de tanıyalım hepsini değil mi?"
Kapının açılmasıyla birlikte o güzel şarkı çalmaya başlamıştı. Bir çok insanın bağımlısı olduğu hatta düğünlerinde çaldırdıkları o şarkı...
Yutubur oldun adam mı oldun Berkcan Güven Güven Güven.....
Yarışmacılar stüdyoya girince nereden geldiklerini Berkcan'ın bile bilmediği izleyiciler çığlıklar atmaya başlamıştı. Berkcan sinirlenmişti.
O daha yakışıklıydı.
O daha popülerdi onlardan.
"Yazıklar olsun size! Kırgın çiçeklerim dedim bağrıma bastım ben sizi!"
Yerlerine oturan yarışmacılar da göz gezdirdi Berkcan. Anlamıyordu neden insanlar bu kadar takmıştı bu Japonlara.
"Hoşgeldiniz Ananıseyo Japon kardeşlerim!"
Jungkook derin bir nefes aldı. Sinirlenmişti. Japonya'lı değildi o!
"Koreliyiz biz!"
Berkcan bu ani çıkışa bozulmuştu.
Jungkook daha küçüktü.
Jungkook daha toydu.
"Koreli Japon ne fark eder? Hepsi Çinli değil mi zaten?"
Yifan ortamın sıradanlığından sıkılmıştı.
"Bu program tarzım değil. Gidiyorum ben!"
Tam ayağa kalkmış giderken koluna yapışmış ona kedi bakışları atıp dudağını büzmüş Tao ile karşılaştı. Gidemezdi ki! Onu bu şekilde bırakamazdı.
Yanına doğru ilerledi. Tao heyecanla ayağa kalkmıştı Yifan'ını ona doğru yürürken görünce. Yifan usulca yaklaştı Tao'ya. Ardından kimsenin beklemediği bir şey oldu. Yifan Tao'nun suratına geçirdi bir tane...
"Delikanlı adamsın o hareketler yakışıyo mu hiç kardeşim sana?"
....
Berkcan Rtük tarafından ceza aldığını öğrendiği an reklam arasına soktu programı.
"Kardeşim napıyosun sen? İlk dakika da ceza alan tek program olduk. O para benim cebimden çıkıyor!"
Suho para diyince serinlemek için kullandığı paralı yelpazesini Berkcan'a fırlattı.
"Al bununla ödersin cezayı! Bir daha Yifan'ıma bağırdığını duyarsam seni paralarım!"
Berkcan gözlerinden para fışkıran emoji olmuştu. Yifan duygusal ortamda olduğundan dolayı dolmuş gözleriyle Suho'ya baktı. Hayallerinin erkeğine...
Herkes olayın karışıklığını çözmeye çalışırken acı çeken biri vardı.
Unicornlar prensi Lay...
Gözlerinden akan gökkuşağını kimse fark etmesin diye koşarak çıktı stüdyodan. Ardından da onu en iyi anlayan Taehyung gitti.
—
Reklam arasının bitmesine kalan son dakikalar da Chanyeol makyaj masasında makyajını tazeleyen Baekhyun'u izliyordu.
"Ah ne güzel keşke benim olsa"
Diye düşünüyordu. Bilmiyordu ki yanında biricik arkadaşı Chen'de Baekhyun'u kesiyor.
"Çok güzel değil mi kanka?"
Chanyeol'un sorusu Chen'i kendine getirmişti. Baekhyun onun yengesiydi bu yanlıştı.
Chen cevap vermek yerine hemen uzaklaştı oradan. İlk gördüğü soyunma kabinine girip yere çöküp ağlamaya başladı. Fark etmediği şey ise üstünü giyinen Minseok'du. Çıplak olanı gördüğünde ise iş işten geçmişti.
"Hamile kalmak istemiyorum!"
—
Lay ağlıyordu unicorn unicorn. Zoruna gitmişti olanlar. Nasıl yapardı bunu ona. Zenginim demişti bağrına basmıştı onu.
"Hyung nolur daha fazla ağlama. Boşver o seni kaybetti."
Lay bir an kafasını kaldırıp ona destek olan güzel çocuğa baktı. Çok güzeldi. Bir süre daha izledi kare gülüşlü çocuğu.
Hayır bunu yapamazdı! Bu olamazdı. O çocuk daha küçüktü. Ona destek olmak için yanında olan omuza kafasını yaslayıp ağlama bahanesiyle onu kötü yola düşüremezdi.
Hemen çeketinin cebine attı elini. Bu çok riskli ve gizli bişeydi. Ama güvenmişti kare gülüşlü çocuğa. Cebinden iki büyük ayran çıkardı. Geçtiğimiz günlerde hayranları Türk içkisi olarak göndermişlerdi ona.
Taehyung tereddüt etti ilk başta. İlk kes gördüğü bir şeydi bu. Süt gibiydi. Beyaz ve sulu. Ya içerisine ilaç attıysa diye düşündü. Bu durumda nasıl kaldırabilirdi Min Yoongi'ye ihanet etmeyi.
Tereddüt ede ede içti bir yudum. Oldukça ağır bir içki olmalıydı ki ilk yudumda çarptı onu. Lay'in de ondan pek farkı yoktu.
"Hyu-ngh bu beni çaprtı ya!"
—
Hyungları oturmuş olanı biteni anlamaya çalışırken tek bir şey düşünüyordu Jungkook.
Taehyung'u, güzel gözlü yari neredeydi?
"Jimin?"
Jimin sinirlenmişti. Yoongi'sini izlerken hangi hatsiz rahatsız etmişti onu. Kafasını çevirdi gözleri ağlamaktan kıpkırmızı olmuş minik maknae'yi görünce gözleri doldu. Yanına yürüdü yavaş yavaş en masum olanın.
"Noldu minik Kookie? Anlat hadi hyunguna?"
Kook kafasını kaldırıp daha boyu omzuna bile zar zor gelen ama buna rağmen ona minik diyen jibooty'nin sahibine baktı.
"Hyung ne ağlaması ya gözlerimin içine kırmızı göz kalemi sürdüm fotoğraf çekilip gruba attım. Tae belki neden ağladın Kook diye mesaj atar da konuşmuş oluruz diye."
Jimin daha fazla dayanamadı ayağa kalktı. Gelişine geçirdi Jungkook'un suratına....
Bir köşede olanları izleyip hüngür hüngür ağlayan bir Berkcan olduğunu unutmuştu herkes....
***
Ne olur hiç bilmiyorum panaoanaısıs. Ben dengesizim ama her an her şey olabilir.
Umarım okuyan olur osmsosnsısı.
