9. Bölüm

1.8K 192 121
                                    

Elizabeth Lauren Everdeen

bu diziyi her izlediğimde Derek'in sexi bakışlarına Stiles'in tatlı hallerine ve Scott'ın herşeyine tekrar aşık oluyordum.

göz bebeklerim korkuyla bilgisayar ekranına kitlenmişti. vucudumu ele geçiren korku ve adrenalin yüzünden kalbim deli gibi atıyordu.

bir anda kulağımın arkasından duyduğum 'bam!' sesiyle havaya sıçradım.

kalçam tekrar yatakla buluştuğunda yerde kahkaha atarak kıvranan Justin'i gördüm. o kadar tatlı gülüyordu ki, yanağındaki gamzesinin üzerine minik bir öpücük kondurmak istedim.

biraz yumuşasam da bunun hesabını ona sormakta hala kararlıydım.

"Justin ne bok yiyorsun sen?" diye bağırdım.

"Bekle." dedi ve gülerek yerden kalktı. masamın üzerinden cep telefonunu aldı. yanıma oturdu. bacaklarımız birbirine değiyordu. ona bu kadar yakın olmak nefesimi kesiyordu.

"şimdi neden bu kadar güldüğümü anlayacaksın." diye mırıldandı ve telefonunu parmaklarıma bıraktı. tahmin ettiğim gibi o saçma anı videoya almıştı.

Video bittiğinde Justin tekrar kahkahalara boğulurken ben ciddiyetim kaybedip gülmemek için dudağımı dişliyordum.

"gülmemek için dudağını dişlemene gerek yok tatlım." dedi kolunu omzuma atarak.

"komik değil. korkudan ölebilirdim." dedim huysuzca.

"hayır komikti." dedi gülüşünü devam ettirirken.

"bu yaptığım çok terbiyesizceydi." dedim.

gülümseyerek "annem gibi konuştun." diye cevapladı.

sonra birden gülümsemesi soldu. bal rengi gözlerini yere odakladı. gülüşüne 'geri gel!' diye bağırmak istedim. o gülümseyince güzeldi herşey. şu lanet adaya hapsolmamızı bile unutuyordum.

"annemi özlüyorum." diye mırıldandı.

yıllardır kalbimdeki bir yaramın üzerine tuz dökmüştü adeta.

"ne güzel." dedim gülümsemeye çalışarak.

bana döndü ve 'iğrençsin' der gibi bir bakış attı. "güzel mi?" kelimeleri döklüdü şeftali rengindeki dolgun dudaklarından.

gözlerim yanıyordu. boğazıma oturan büyük bir yumru oluşmuştu. bakışlarımı cevap bekleyen gözlerinden çevirdim çünkü biliyordum ki gözlerine bakarsam gözyaşlarım serbest kalacaktı.

"benim özleyebileceğim bir annem de yok." dedim. sesim titremişti. kendimi acındırıyormuş gibi görünmüştüm belki ama şu an yapmak istemediğim tek şey ağlamaktı.

ifadesinin yumuşadığını, öyle baktığı için pişman olduğunu hissediyordum. "şey umm üzgünüm." diyebildi. gözlerinin dolduğunu gördüm.

"işte bundan nefret ediyorum. biraz önce kahkahalara boğulan sen şimdi ağlamamak için kendini tutuyorsun. seni böyle yapanın ben olduğumu düşünüyorum ve kendimden nefret etmeye başlıyorum." dedim.

ellerimi tuttu.

"hayır böyle düşünme. bu... bana her zaman olan birşey." dedi.

"nasıl yani?"

"yani bu halim benim depresyonumun bir parçası."

"ben gerçekten depresyonda olduğunu bilmiyordum." dedim sabit bir sesle.

hüzünlü bir şekilde gülümseyerek "bana acımadın mı?" diye sordu.

"hayır."

"inanmak, biraz zor geliyor açıkçası."

"bunu şarkılarında bize yapmamızı söyleyen senisin." dedim. sol kolunu tuttum ve biraz kendime doğru çektim. "bak." dedim gözlerinin içine bakarak. parmağımın işaret ettiği BELIEVE dövmesine kaydı gözleri.

"buraya neden yazdırdın bunu? sadece albümünün ismi olduğu için mi?"

cevap vermek yerine gözlerime bakarak yutkundu.

"hiç sanmıyorum." diye devam ettim. "iki yıl önceki Justin'e ne oldu? o gülümseyen 'inan' kelimesini hayatına benimseten Justin'e ne oldu?" dedim.

kolunu çekti. gözlerini benden kaçırarak "anlamıyorsun, çok şey değişti." diye mırıldandı.

"büyüdükçe daha fazla canı yanar insanın ama acılarımız bizi olgunlaştırır. evet yaşadığın hayatı anlamam mümkün değil ama pes etmen sana hiçbir şey kazandırmaz. hatırlıyor musun yaklaşık beş yıl söylediğin bir söz hala tüm dünyanın ağzında."

"asla asla deme." diye fısıldadı.

"evet." dedim gülümseyerek.

"bunu bize öğreten sensin. şimdi pes edip kaybedersen söylediğin hiçbir şeyin önemi kalmaz." dedikten sonra tüm cesaretimle yanağına minik bir öpücük kondurdum.

bakıp gülümsedi. "teşekkür ederim Lauren. bunlar duymak... bunları duymak gerçekten iyi hissettirdi." diyip sıkıca sarıldı.

Bilgisayardan yükselen çığlık sesi bu tatlı anı bozmaya yetmişti. ikimizde gülümseyerek ekrana baktık.

"Teen wolf mu?" diye sordu Justin.

"evet." dedim. "izlediğim tek dizi."

"başka bir dizi izlemiyor musun?" diye sordu şaşkın ve bir o kadar tatlı bir şekilde.

"uhm üç yıldır televizyon izlemiyorum." diye cevapladım.

"ciddi olamazsın."

"aslında bunu izlemeyi de düşünmüyordum ama Cece beni zorladı.

kaşlarını çatarak "Cece?" diye sordu. ciddileşmişti.

"ev arkadaşım. aynı zamanda en yakın arkadaşım."

"güzelmiş."

"teşekkür ederim."

"bu evde yapılacak daha zevkli birşeyler olmalı." dedi bir parmağını dudağına koyarak.

"ben pek sanmıyorum." diye cevapladım gülümseyerek.

"buldum bile." dedi sinisice gülerek.

aklından ne geçtiğini merak ediyordum çünkü Justin harikalar yapabilen biriydi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jul 16, 2014 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

INNOCENT (Justin Bieber Fan Fiction)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin