0.1

16.5K 727 1.1K
                                        

Ellerini dizine koyarak nefeslendi Taehyung. Lanet arkadaşı ona yemek ısmarlayacağını söylemiş, ve hesabı ona kitleyip gitmişti. Taehyung ise beleşe yemek düşüncesiyle ne varsa yediğinden dolayı gördüğü rakamı algılamak için 10 saniye fişle bakışması gerekmişti. Tabii bu rakamı ödeyecek kadar da enayi olmadığından lokantadan kaçmıştı.

Cebindeki sakız paketinden bir adet çıkarıp ağzına atarken söylendi. "Hayır yani acaba sıfır rakamı mı bozuk bir kez basınca 10 tane daha ekliyo..."

Girdiği sokaktaki bir ev gözüne çarpınca ağzını beş karış açarak "Oha lan. Bu evse bizimki tuvalet borusu mk." diyerek saçlarını karıştırdı. O sırada siyah takım elbiseli, uzun bir adam yanına gelip "Hayırdır birader. Bir sorun mu var?" diye sordu önüne geçip.

Taehyung birkaç adım gerilerken "Ne be? Kırk yılın başı saray yavrusu görmüşüz şurada bırak gözüm doysun." diye söylendi. Adam Taehyung'un dedikleriyle birkaç saniye duraksarken boğazını temizleyip "Ben bu evin korumasıyım. Ev sahibi çok sık camdan bakar. Evini ağzının sularını akıtarak izleyen biri görürse rahatsız olacaktır. Yani gitsen diyorum artık." dedi.

Taehyung son kez eve, pardon saray yavrusuna bakış atıp arkasını döndü ve giderken bağırdı. "İsraf bunlar hep israf! 3 oda bir salon nerenize yetmiyo da sülalemi sığdıracağım ev alıyosunuz kardeşim? Ayıp beee!"

İşte Kim Taehyung buydu. Hayat felsefesi 'Nerede beleş, oraya yerleş' olan, özgüveni tavan, olur olmadık yerlerde her düşündüğünü söyleyen bir son sınıf öğrencisi.

Sakızı şapurdatarak sarhoş gibi adımlarını çarpıtarak yürürken görüş açısına giren eviyle ayaklarını yere vurdu. Gözlerini devirip "BU EV NİYE BOK ÇUVALINA BENZİYO!" diye bağırdı boş sokağa.

Oflayarak anahtarı yuvasına sokarken paslanmış olan kapı açılmayınca anahtarı yere atıp üstünde zıplayarak "Hay sikeyim ben seni gerizekalı!" dedi. Anahtarla konuşacak kadar kaçıksa ne olmuş yani?

Kapıyı açma girişimlerine son verip evin arkasına dolandı, mutfak camının önüne geldi ve içeriye kısa bir bakış attı. Sevgili (!) arkadaşı Park Jimin ne yapıyordu biliyor musunuz? KOLTUKTA YATMIŞ TELEFONLA UĞRAŞIYORDU! HEM DE TAEHYUNG'UN ÇIKARDIĞI ONCA SESE RAĞMEN!

Ne yaparsa yapsın arkadaşının kıymetli kıçını koltuktan ayırıp kapıyı açmayacağını bildiğinden küfür ederek cama yaklaştı.

"Aaah ah. Gönül ister havalı havalı camı kırıp içeriye cool bir şekilde atlamak... Ama öyle bir şey yapsam hem cam masrafı bana girer, hem de mükemmel şanslı bir fakir olarak cam kırıkları götüme falan batar aman hiç gerek yok."

Orta parmağıyla camı hafif ittirince gıcırdayarak açılan cama bir kez daha sövdü. "Ulan hırsıza davetiye resmen lan." dedikten birkaç saniye sonra "Hırsız girse yazık lan diye çalmak yerine eşya bırakır orası ayrı konu." diye düzeltti kendini ve içeriye atladı.

Kapattığında tekrar açılan camı birkaç kez ittirerek kapatma girişiminde bulundu fakat başaramayınca "Siktir lan ordan." diye cama vurup açılıp açılmamasını önemsemeden arkasını döndü. Cam ise o kadar kapatma çalışmasında inadına açılırken son kez vurduğunda kapanmıştı.

Yanından geçtiği koltuğu görmezden gelip kendini yere atarken "Lan yarrak kafalı Caillou! Kapıyı niye açmıyon lan!" diye bağırdı.

Jimin ise alıştığı laflara tepki vermeyip kafasını telefondan kaldırmadan konuştu. "Taş gibi çocuk buldum ona yavşıyorum."

İlk önce "Ha tamam." diye tepki veren Taehyung arkadaşının dediklerini zihninde birkaç kez tekrar edince yerde hızla doğruldu ve "ÇÖLDE HALAY ÇEKEN PENGUENLER AŞKINA! SEN NE DEDİN AZ ÖNCE?" diye bağırmaktan alamadı kendini.

Taehyung yanından geçtiği bir kişiye bile aşık olabilme potansiyeline sahipken Jimin bugüne kadar hiç kimseye bakmamıştı. Koskoca 17 yılda tek bir kişiye bile bir şeyler hissetmemişken bir anda höt diye söylediği şey büyük bir şoktu Taehyung için.

Dizleri üzerinde Jimin'in yattığı koltuğa ilerlerken "Bakıyım lan zengin mi?" diye sordu. Jimin yanına ulaşmış meraklı arkadaşına doğru telefonunu çevirirken kafasını onaylarcasına salladı ve "Hem de nasıl. Adam S-Min şirketinin ortaklarından biri. Hiç güvenmediğim stalk yeteneklerime göre 50'den fazla araba olan bir koleksiyonu var. Yazlık ve kışlık kullandığı üzere 2 evi bulunuyo ve ikisi de saray gibi." diye açıkladı.

Taehyung resmin bulunduğu telefonu gözüne sokarcasına yaklaştırdı, sonra ise uzaklaştırabildiği kadar uzaklaştırdı. Gözlerini kısarak süzdü kaslı bedeni. Daha sonra gözlerini büyüterek tekrar baktı. Beğeni dolu bakışlarla telefonu arkadaşına geri verirken "Yakışıklıymış şanslı piç." diye mırıldandı.

"Tabii yakışıklı. 24 yaşında olmasına rağmen benden genç gösteriyo. Tek çocuk olduğu için tüm miras ona kalmış. Şimdilik bu kadar bilmiyorum."

Sözlerini bitirince iç çekerek bakmıştı adamın resmine Jimin. Taehyung sırtını dikleştirerek "Adı ne bunun?" diye sordu. Jimin arkadaşının huyunu çok iyi bildiğinden hemen telefonu göğsüne bastırıp "Yah Kim Taehyung! Herkes olur ama buna göz koyamazsın! Sakın!" diye uyardı onu. İlk kez aşık oluyordu ve bunda da en yakın arkadaşıyla aşk kavgası yapmak istediği son şey bile olamazdı.

Taehyung gözlerini devirdi ve "Bu çocuk seme Jimin. Şu anki hedefimde uke biri var. Sadece adını söyle sana iyilik yapmaya çalışıyorum burda!" diye konuştu. Gerçektende uke arayışındaydı Taehyung.

"Jeon Jungkook."

Jimin'den beklediği cevabı alınca yuvarlanarak halıdaki eski yattığı yere döndü. Götünü havaya kaldırıp arka cebinden eski model dokunmatik telefonunu biraz cebelleştikten sonra alınca son 11 yıl boyunca çokça geliştirdiği stalk yeteneklerini konuşturmaya başladı. Jimin ise sağı solu belli olmayan arkadaşının hareketlerini merakla izliyordu.

Tam tamına 25 dakika sonra Taehyung sırıtarak ayağa kalktı. Telefonunu umursamazca bir kenara fırlattıktan sonra Jimin'in karşısındaki koltuğa ters bir şekilde sarkarak yerleşti. Telefonunu ne kadar fırlatırsa fırlatsın kırılmayacağını bildiğinden içi rahattı. Kaynar tarhana kazanına düşmüş telefondu o tabii bir şey olmayacaktı. (Kore'de tarhana ne arıyo demeyin ben koydum oldu)

Arkadaşının gözlerinin içine cool bir bakış atarak konuşmaya başladı. "Jeon Jungkook. 24 yaşında. 1 Eylül'de doğdu. Memleketi Busan. Hemşerisiniz kanka. Neyse. Tam tamına içinde 68 araba bulunan bir koleksiyona sahip. Bu arabaların 10 tanesi BMW, 10 tanesi Mercedes, 10 tanesi Volkswagen, 10 tanesi Audi, 10 tanesi Hyundai, 10 tanesi Kia, 8 tanesi de Ferrari. Hem de 250 GTO Racer. Tüm arabalarının markalarını 10'a tamamlamaya çalışıyor. 2 evi var ama sadece yazlık olarak kullandığı evi kullanıyo. Ev yakınlarda istersen tam adresini de bulabilirim. Birçok habere sıcakkanlı biri olarak yansısa da gördüğüm kadarıyla hiç de öyle değil. Tam bir bad boy. Amcasının işlettiği barda her gece sabahladığını öğrendim. Evet aklına takılan bir şey varsa sorabilirsin."

Jimin gözlerini birkaç kez kırpıştırıp "Kralsın lan." dedi coşkuyla. Bu bilgiler çok işine yarayacaktı. Taehyung ise sulanmaya başlayan beyniyle koltuktan kalkıp halıya tekrar yatarken "Gerçekçi olalım Jimin. Ne ben bir kral kadar asilim, ne de bu lanet ev bir şato. Aaah ah." diye söylendi. Bunun üzerine Jimin büyük bir kahkaha bırakmıştı odaya.

Taehyung kolunu başının altına koyarak olduğu yerde küçüldü ve "Uyuyacam ben yarın okul var." diyerek gözlerini yumdu. Bir yatağı vardı fakat onun dışında her yerde uyurdu Taehyung. Aynı oturma amacıyla yapılan koltuklar dışında her yerde oturduğu gibi. Garip bir çocuktu işte. Çok garip...

Jimin ise telefonuna duvar kağıdı yapmış olduğu Jungkook'un fotoğrafına son kez bakıp odasına doğru adımladı. Yarın Taehyung pazartesi sendromuna girince kendisine çektireceği şeyleri düşündükçe kendine acıyordu. Her pazartesi tekrar eden sendromlar... Gerçekten çekilmez oluyordu.

__________

Bu hikâyeden çok bir şey beklemeyin kitap yazmak beleş olduğu için yazıyorum ksjsjdjdj

free love // taegi✔Stories to obsess over. Discover now