69. BÖLÜM

3.7K 190 59
                                    

(Yeni bölüm için küçük minik bit sınır: 60 oy ve 40 yorum. Güveniyorum size.🤗❤️😍)

Eve döndüğümüzde annem ve Emre de henüz yeni gelmişti ve arabadan iniyorlardı. Bizi gördüğünde annem şaşkınlıkla bana bakarken vücudumdaki adrenalin hormonu harekete geçmişti çoktan. Arabadan indiğimde Ateş de peşimden inip hızla yanıma geldi. Bunu bana destek olmak için yaptığını biliyor olsam da vücudumda her an tetikte olan ve beni korku, endişe, gerilim gibi duygulara iten o hormonla savaşmak kesinlikle başarabileceği bir şey değildi.

Annem yanıma gelip tek kaşını kaldırdı ve göz ucuyla da Ateş'e baktı. Benden bir açıklama bekliyordu. Ona birkaç kız arkadaşımla dışarı çıkacağımı söylemiştim. Ona yalan söylediğim için bana kızgın olmasını bekliyordum aslında. Oysa yüzünde endişe vardı. Sık sık yutkunuyor, derin soluklar alıyordu. Boynundaki damarlar normalden daha belirgin ve gergindi. Ozan ile ilgili bir şeyler ters gitmiş olabilir miydi?

"Anne, biz Ateş'le kafede tesadüfen karşılaştık. Bu yüzden beni eve bırakmasını rica et-" derken annem elini hafifçe havya kaldırıp susmamı istediğinde bir şeylerin gerçekten yolunda olmadığına karar verdim.

"Kafede mi karşılaştınız? Sonra da buraya geldiniz, öyle mi?" diye sorarken gözleri dolmuştu ve sesi titriyordu.

"Neyin var? Biz seninle bu kadar uzak mıyız? Sana en fazla ne yapabilirdim, Görkem? Ne düşündün? Sana tek bir tokat atmadım bugüne kadar. Bu yüzden mi en büyük darbeyi bugün ben yiyorum? Bunu hak ettim mi sence? Bana yalan söyledin, benden hiç de küçük olmayan sırlar sakladın. Yanında olsaydım sana kızardım, sonra da sarılırdım. Birlikte atlatabilirdik. Ne olursa olsun, ne yaparsan yap, hangi gerçek değiştirebilirdi sana olan sevgimi? Sen benim kızımsın, canımdan bir parçamsın!" deyip sıkıca boynuma sarıldığında ben tepkisiz kaldım kolları arasında.

Bu sırada gözlerim annemin hemen ardında duran Emre'ye ilişti. Emre'nin yüzünde pişman bir ifade vardı. Kendini suçluyormuş gibi, kendine öfkeli bir ifadesi vardı. Eliyle ensesine dokunup gözlerini kaçırdı benden.

"Neden bana anlatmadın? Biz bu kadar uzak değildik seninle. Ne ara bu hale geldik bilmiyorum. Şu an anneliğimi sorguluyorum. Sen tüm bunları yaşarken benden gizliyorsun, ben farkına bile varamıyorum. Neyin var? Lütfen, anlat bana." derken sesi yalvarır gibi çıkıyordu ve ben annemin bu haline kesinlikle alışkın değildim. O, bana sıkıca sarılmışken, gözyaşları omzumu ıslatırken ben şaşkınlık içinde yalnızca Emre'ye bakıyordum.

"Anne, anlatacak bir şey yok." dediğimde kollarımdan ayrıldı ve ellerini omuzlarıma koyup beni hafifçe sarstı.

"Neden böyle yapıyorsun? Senin için endişeleniyorum ben. Başka hiçbir şey önemli değil, tamam mı? Hiçbir şey! Yalnızca iyi olmanı istiyorum. Sağlıklı ol, mutlu ol istiyorum. Ne yaşadığın önemli değil. İyi misin, sen?"

"İyiyim." dediğimde bunun yeterli bir cevap olmadığını biliyordum. Yeterli bir cevap olmasını umuyordum yalnızca.

Çünkü annenize anlatamayacağınız bazı şeyler vardır. Bilmesini istemeyeceğiniz... Sizi pişman etmeyen, ama annenizi çıldırtmaya yetecek şeyler... Gizlemek için, yalan üretmek için gösterdiğiniz onca çaba sonrasında bunu sizden bağımsız bir şekilde öğrenmiş olması hayal kırıklığı ve utancı beraberinde getiren bir yıkım gibiydi.

"Seni hastanede gördüm. Üzerinde hasta önlüğüyle... Orada olduğundan haberim bile yoktu benim! Ben senin annenim, bilmem gerekirdi!" derken daha fazla kendini suçlamaya devam etmemesi için sözünü kestim.

"Bilemezdin. Bilmeni ben istemedim." dediğimde annem üzüntüyle, hayal kırıklığıyla yüzüme bakarken ellerini yavaşa çekti omzumdan.

"Neden? Yanında olsaydım-" derken sözünü kestim ve cümlesini tamamladım.

ALEV ALEVHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin