Alarmın zırıltısı her zaman ki gibi uykumun en güzel yerini bölmüştü ne kadar kapatmak için çabalasamda bir türlü kapatamamıştım.
En sonunda pes edip doğruldum ve alarma beddua okuyup kapattım. Kendimi geri yatağa attığımda kaçmış uykumun geri gelmesi için dua ediyordum. Ama malesef bu seferde babaannemin aşağı kattan bağırışları yine ve yine beni engelledi. Yataktan çıkıp babetlerimi giydim, ardından da aşağı indim.
-Efendim babaanne
Babaannem önce bana bakıp gülümsedi sonra sofra kurmaya devam etti
-Yavrum bugün yeni komşularımız geldi bir kek yap istersen
Babaannemin dediğine gülüp yanına gittim ve tontiş yanaklarını sıktım.
-Vay be sonunda o evi alabilmişler demek.... neyse ben keki yaparım bal yanaklım!
Babaannemle gülüştükten sonra masaya oturdum. Kıçım sandalyeye iyice yerleştikten sonra çatalımı alıp patatesi hayatımda ilk defa görüyomuş gibi patatese saldırdım. Bir ara boğuluyor gibi olsamda su sağolsun beni kurtardı. İyi bir yemeğin ardından kalkıp masayı toparladım ve keki yaptım.
-Babaanne ben keki yaptım şimdi napıcam
Babaannem yukardan şık bir şekilde indiğinde hayran gözlerle ona baktım. Ne kadar yaşlı olsada hala çok güzeldi.
-Git giyin keki de ver bana
Elimde ki keki ona uzatıp hemen yukarı çıktım. Kısa kollu şort kombini yapıp aşşağı indim. Babaannemle evden çıkıp yan eve geçtik . Evin bahçesinden girip kapısına geldiğimizde elimi yorgunca zile götürdüm ve açmalarını bekledim. Kapı açıldığında karşımda daştan bir erkek duruyordu. Anladığım kadarıyla boyu 1.80 civarıydı. Esmerdi. Mor renkte saçları vardı, bu onu çok seksi yapıyordu
-Merhaba yavrum biz yan komşunuz
-Merhaba teyzecim hoşgeldiniz. Buyrun içeri
Çocuk geçmemiz için yol verdiğinde babaannemle içeri doğru geçtik. Ev hala tam oturmamıştı. İçerde birden fazla yüz vardı. Ama dur o da ne jungkook
-jungkook senin burda ne işin var
-asıl senin ne işin var haneul ve ayrıca hoşgeldin danbi teyze
-aa jungkook evladım hoşbulduk
Herkez bize şaşkın şaşkın bakarken jungkook konuya açıklık getirdi
-biz haneul ile küçükken komşuyduk.
-bu arada
Babaannemin elinden keki aldım ve sözüme devam ettim.
-bu keki kime vermeliyim?
-ben alabilirim
Diyen çocuğa baktım. Gerçekten bu ev yakışıklılarla doluydu. Bu sefer karşımda uzun ince geniş omuzlu bir çocuk vardı. Elimde ki keki ona verdim
-bu arada ben seokjin
-bende haneul
Gümsedim. Gülümsedi
-ee çocuklar sizde kimsiniz?
Babaannemin sorusu üzerine esmer çocuk bize koltuğu işaret etti
-ilk önce oturun teyzecim yorulmayın
Babaannem gülümsedi. Birlikte koltuğa geçtik. Ama gözüme bir çocuk takıldı. Teni acayip ve güzel derecede beyazdı saçlarıda siyahtı ve acayip hava katmıştı. Çocuk resmen ayakta uyuyacak durumdaydı. Ne kadar yorulduysa. acaba ne yaptı?? Aklıma türlü türlü şeyler gelince içimden "ıyk" diye geçirdim.
YOU ARE READING
Love and friendship /Min Yoongi/
Fanfiction"Bu kadar gıcık olmak zorunda mısın" Kız adama bir kez daha bakıp göz devirdi. Bir insan bu kadar sinir bozucu ve gıcık olamazdı. Olamamalıydı. Ama MİN YOONGİ sinir ve gıcık biriydi
