-2- Pervin Hoca

1.4K 423 178
                                    

''Benim dersimde pencereden dışarı bakmak yasaktır küçük hanım!''

Sesin geldiği yöne başımı çevirdiğimde Pervin hocayı bana bakarken yakaladım. Sanırım bu lafı banaydı. Gözlerini kıstığında bu sefer neden böyle baktığını açıkçası merak etmiştim.

''Ayrıca o başındaki bereyi de çıkarmanı bekliyorum. Aynısı sizin içinde geçerlidir Koray ve Giray. Çıkarın o kepleri!'' Sözünün sonlarına doğru benden gözünü almış orta sıralarda oturan ikizlere bakıyordu. Bunlar az önce benim aşağıda karşılaştığım ikizlerdi. Oflayıp keplerini başından çıkardıklarında bende beremi çıkardım. Ne takıntılı bir öğretmendi ama! İlk günden batmıştık gözüne.

Gözlerimi tekrar pencereye çevirdiğimde ne az önceki köpek nede onunla oynayan çocuk , hiç biri yoktu! Oflayıp önüme döndüğümde Pervin hoca sonunda masasına oturmuştu. Eline aldığı kalemle ve önündeki defterle o kadar meşgul olmalı ki arada çattığı kaşları anındaki kırışıklılara sebep oluyordu. Kalemi tutuşundan bile ne kadar hırslı bir bayan olduğu belli oluyordu. Aslında o buz gibi bakışları ve önemsemeden kızgın bir lavmışçasına ortaya sıçrattığı lafları olmasa tatlı bir kadın diyebilirdim. Oysa ki tanımadan önce de öyle düşünmüştüm. Gerçi pek tanıdığım söylenemez. Sonuçta hakkında pek bir şey bilmiyordum ve bu da benim onu  tanımadığımı gösterirdi. Ama bildiğim tek bir şey var ki o da artık kabuslarımın baş tacı olmak için ideal bir adaydı Pervin Hoca!

Gökçe'nin sonlara doğru şarkıyı bitirdiğini gösteren sesi azalırken kolumun dürtüklenmesiyle sıraya koyduğum başımı yavaşça kaldırdım. Saçlarımın arasından yanımda ki Kumra'ya baktığımda artık kulaklıklarımı çıkarma vakti gelmişti. Kulaklıklarımı çıkardığımda birbirine dolayıp çantamın içine sıkıştırdım.

''Heyyy kızıl kafa kendine gel artık. Duymadın mı zil çaldı?''Tabiki de duymadım.  Kim müzik dinlerken dışarıdaki sesleri dinlerdi ki. Kulaklıklarını takarsın ve bütün dünyadan kendini soyutlarsın. Orası çok başka bir dünyaydı. Kulaklığın varsa gerisi umrunda bile olmuyordu.

''Duymadım.'' Gözlerimi devirmem üzerine suratında ki gülümseme daha çok genişlemişti.

''Arkadaşlarla katine inicez. Hadi sende gel.'' Aslında burda durup sıradaki şarkılarımı dinleyebilirdim ama artık bir çevre edinmem gerekiyordu. Şuana kadar neredeyse hiç arkadaşım olmamıştı. Belki bu okulda bunu başarabilirdim. Hem ne demişler yeni okul varsa yeni arkadaşlarda vardır. Kafamı olumlu anlamda salladığımda sıradan kalkıp yürümeye başladı. Galiba onu takip etmemi istiyordu. Ahh tabiki de onu takip etmemi istiyordu. Sonuçta ben bu okulda yeniydim ve hiç bir yeri bilmiyordum. Onun beni takip edecek hali yok ya. Ayağa kalktığımda Kumru'ya yetişebilmek için hızlı adımlar atıyordum. Hadi ama be kızım biraz yavaşla.

Giriş kata geldiğimizde Kumru'ya ancak yetişebilmiştim. Bu kızın yürümekle ilgili derdi neydi ? Koridorun sonundaki büyük kapıdan içeri girdiğimizde cam kenarındaki masalara doğru ilerlemeye başladık. Normalde tost kokusu olması gereken yer temiz ve ferahtı. İlginç! Duvarlar her zamanki gibi krem rengiyken pencere kenarlarında duran küçük saksıdaki çiçekler oldukça güzel ve narin duruyorlardı. Kumru'nun durduğunu gördüğümde bende onunla birlikte durdum. Masada ikizler ve sarışın kız dışında başka kimse yoktu. Sarışın kız demişken, bu kızın ismi neydi ? Yine unuttum. Ezberlemek biraz zor olacaktı. Kumru sandalyelerden birini çekip oturduğunda benimde oturmam için yanındaki sandalyeyi gösterdi. İkizlere ve sarışın kıza gülümsediğimde bende sandalyeyi geri çekip oturdum.

''Demek matmazel de buradaymış.''

Kumru'nun diğer yanında ki ikizlerden biri konuştuğunda sabahki karşılaşmamız aklıma gelmişti. Nasıl da oyuna getirmişlerdi beni. Belki kötü amaçları yoktu ama kendimi salak gibi hissetmiştim. Nasıl olurda ikiz olabilecekleri sonradan aklıma gelebilirdi?

AKIL HOCAMHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin