BAŞLANGIÇ

26 1 0


BÖLÜM 1

İZMİR SEFERİHİSAR 2017

Hayatımda 2 kez ağladığımı anımsıyorum.

Ağlamamam aslında, ağlanmayacak şeyler yaşamadığım anlamına gelmiyor tabiki. Türkan la da bu nedenden dolayı hep kavga ederdik. O bu ağlamamalarımı hep içime atma olarak değerlendirirdi. "o nedenle mutlu olamıyorsun" derdi. Fakat durum öyle değildi. İçime birşeyleri atacak son insandım ben belkide. Ama ağlamayı da bir türlü beceremediğimde bir gerçekti. Ağlamaya değer birşeyler yaşamamışda olabilirim. Bilmiyorum.

İlk ağladığımı anımsadığım an -ilkokul üçe gidiyordum sanırım, öğretmenimin derse geç girişinin ardından attığı bir tokatla başlamıştı. Şimdilerde düşünüyorumda neden bir insan derse kendisinden sonra girdiği için birini döverdiki. Hem de nedenini sormadan. Bu tür olaylarda hep altındaki psikolojik nedenlere bakmaya çalışırım çoğu zaman. Kibir mi? Özel hayatında yaşadığı olumsuzlukları benim yanağıma yansıtmak mı? Ya da sadece sınıfa tekrar otoritenin kendisi olduğunu hatırlatmak mı? Her neyse.

İkinci ağlamamı görmem için ise 23 yıl beklemem gerekti. 2 yıl öncesine yani 32 yaşıma basmamdan 2 ay sonrasıydı. Türkanı kaybettiğim o acı gün. Mide kanseriyle 14 ay savaştıktan sonra öldüğü ve bir daha onun hayatımda olmayacağını anladığım gün. Gözlerimin önünde günden güne erdiğini gördüğümde bile ağlamamıştım. Onun yanında zaten ağlamazdım, fakat gizli gizli dahi ağlamadım. İnsan böyle durumlarda beklenilen son gerçekleşmeden algılayamıyor ne olduğunu, ne olacağını. Yanında olduğunda hiç gitmeyecek gibi hissediyorsun. Ta ki ebediyen gittiğinde anlıyorsun sadece gerçeği. Bir gün boyunca hiç durmadan ağlamıştım. Türkan ın dediği gibi yıllarca içimde biriktirmişlerimi çıkartırcasına ağladım. En çokda, bir insan kopyalamayı neredeyse başaracak kadar yeteneğe sahip bir doktor ve bilim adamı olarak nasıl kurtaramamıştım biricik sevgilimi, buna ağladım.

Türkan yanımda olsaydı ne değişirdi. Ya da bu iki yıl içerisinde neler yaşardı, neler yaşardık bilmek mümkün değil tabikide. Fakat bugün aldığım daveti ve sonrasında olacakları görebilmesini çok isterdim. Benim için çok önemli bir davet olmasınamı sevinirdi,(Dünya tarihinine damgasını vurucak bir olaya şahitlik edeceğim için) yoksa -eğer başarılı olursak, sonrasında olacakları keyifle izleyebilecek olmasına mı sevinirdi? Her ikisine de sevineceğine, boynuma atlayıp boncuk mavisi gözleriyle beni tebrik edip, heyecan dolu gözlerle "hadi bakalım" diyeceğine eminim..

Bu sabah hem akıl hocam hemde üniversiteden hocam olan Prof. Haluk Erdem den(Türkiye de hatta dünyada ki sayılı bilim adamlarındandır) bir mail aldım. Türkan dan sonra hayat perdelerimi iyice kapatmış işleri salmıştım. Arada bir bir maillerimi kontrol eder olmuştum. Bunu neden yaptığımı bile bilmiyorum.(arada bir kontrol etmeyi). En son ne zaman kontrol ettiğimi hatırlamıyorum fakat mail 4 gün önce atılmıştı.

Sevgili çok değerli oğlum Cem;

Sana nasıl ulaşacağımı bilmediğim için bu maili atmak zorunda kaldım. Telefonların son 4 aydır hep kapalı. Öncesinde de açmazdın zaten, fakat hep kapalı olması beni endişelendiriyor. Evinde de kalmıyorsun.( 3 aydır İzmir Seferihisar da bir pansiyonda kaldığım doğrudur). Periodik olarak geliyorum. Gelmeye de devam edicem. Umarım iyisindir ve umarım bu mailimi okursun.

İyi olduğunu merak etmemin yanında çok önemli gelişmelerdede haberdar etmek için rahatsız etmek zorundaydım. Kusura bakma tekrardan.(hocam dünyanın en mütavazi, en kibar insanıdır bu arada)

Mail ile açıklanmayacak bir konu. Yazmam çok sakıncalı. Maillerine kimlerin ulaşabileceği hakkında hiçbir bilgim yok çünkü.

Bir hafta önce Türkiye de ki bir kurum tarafından Kalifornia üniversitesinde gerçekleşecek bir olay için, çok önemli bir davet aldım. Bu davet, 3 kişilik bir ekip ile derhal Kaliforniya ya gitmemi, bunun bir milli görev olduğunu kapsıyordu. Hem seni hem dünyayı ayağa kaldıracak bir olaya şahitlik edicez. Daha önce bu tür çalışmaları önemsediğini düşündüğüm için bu 3 kişilik ekip arasında yerin herzaman hazır. Aşağıdaki telefon numarasından bana ulaşırsan eğer ayrıntılı olarak konuşabiliriz.

İyi olman dileğiyle

Prof. Dr. Haluk Erdem

Bu gelişmeden sonra hemen hocamı aradım. Aslında arama amacım sadece merakdı. Hocamı heyecanlandıracak kadar önemli olan bu olayı çok merak etmiştim. Asla gitmeyi düşündüğümü söyleyemem.Hiçbir olay beni bu ruhsal istiraatimden alıkoyamazdı.

Hocamla konuştuğumda heyecandan nutkum tutulduğunu fark ettim. Anlattıkları inanılır gibi değildi. Bir parçası olacağımız, şahitlik edeceğimiz olay inanılır gibi değildi. Gerçekden bunlar olmuş ve olabilecek olabilir miydi? Hocamın bana ulaşmak için yalan atacağını düşünecek kadar inanması güçdü.Söylecek kelimeleri bir türlü arka arkaya dizip cümle haline getiremiyordum.İşte o an, üçüncü kez gözyaşlarımı tutamadığım olay olarak hatırlayacağım andı.

Devam Edecek..

BÜYÜK DÖNÜŞ Proje 23917Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!