Ahlak Abidesi

2.5K 179 42
                                    

Arkadaşlar uzun zaman sonra ancak yb yayimliycam inşaAllah beğenirsiniz. Yorum ve vote atmayı unutmayın inşaAllah.

Piknik bitmiş, herkes eski klasik hayatına geri dönmüştü. Abim ve Sema mutlu mesut hayalini kurdukları herşeyi birlikte en helal şekilleriyle gerçekleştiriyorlardı. Ben tabii ki aynıydım. Kendi kendime konuşmaya, kutu kutu kalıp kalıp çikolata yemeye, okula gidip gelmeye devam ediyordum. Saki mi ? Abimin Saki papatya uzatıp bana dediklerini duyduğundan beri Saki'nin tavırlarına anlam veremez olmuştum. Evet abim Saki'nin elindeki papatyaları gördükten hemen sonra kuytu köşe bir yerde Saki ile konuştuğunu gördüm. Uzaktan duyamadığımdan dolayı kendimi riske sokmsk istemeyip konuyu kapatmasya çalıştım. Fakat ben konuyu kapattıkça Saki'yle uzaklaşmıştık. Oysa ki sevgisine inanmaya başlamıştım.
Zaten hep öyle olmaz mıydı ki ?
İnsan tam güvendiği anda bütün hayalleri suya düşer.
Çünkü güvenir.
Çünkü sevilmek ister.
Tabi ki en helal yoldan. Yoksa ne anlamı kalırdı sevginin, güvenin.

**********

Yine erkenden uyanıp okul yolunu tutmuştum. Evden çıkar çıkmaz kulaklığımı takıp bir adet Maher Zain açtım. Ruhuma iyi geliyordu bu sözler ne kadar da anlamasamda.
Okula varmış bir haftadır sabahları gelir gelmez sürekli oturduğum sakin sessiz oek fazla kimsenin olmadığı kampüsün arka bahçesindeki yerime tabiricaizse mekânıma gidip oturmayı planlarken her zaman oturduğum yerde bir başkasının olduğunu görünce yönümü değiştirdim.
Tam iki adım atmışken arkadan gelen ses beni olduğum yere sabitledi âdeta.
"Heyy. Nereye gidiyorsun.? Gelip yan tarafıma oturabilirsin. Sana izin veriyorum."
Duyduğum sözler beni sinirlendirmiş olsa da nefsime engel olup cevsp vermeyecektim. Vermemeliydim de.
Başımı önüme eğerek tekrar yere başladım. Ben ilerlerken adını bile bilmediğim insan tekrar konuşmaya başladı.
"Yakışıklılığıma dayanamayıp dilin tutuldu değil mi ?"
Duyduklarım karşısında delirmişcesine arkamı dönmeden konuştum.
"Allahım sen bizi cin fikirli insanlardan Rabbim."
Ben arkadan arkaya konuşurken özgüven patlaması yaşayıp sözlerimin bitmesini bekledikten sonra tam arkamda durmuştu.
"Şu okulda cazibeme dayanamayan tek bir kız bile tanımam. Al işte yerinden kalktım, gidip oturabilirsin Ahlak Abidesi.."
Duyduğum sözler karşısında daha fazla dayanamayıp ilerlemeye başladım. Gözlerim dolmuştu istemsizce.
Gerçekten okuldaki popüler erkek avcısı kızlara mı benziyordum?
Allah korusun.
Ayaklarımın en son götürdüğü yer kimsenin daha girmediği sınıfa girmiştim bile. En dip köşeye gidip kendimi toparlamam gerektiğini düşündüm.
Oturduğum an gözlerimdeki çeşmenin suları açılmıştı bile.
Sahi hangi ara benim orada oturduğumu görmüştü ?
Aklımdaki sorulara cevap bulamadan sınıfa benden sonra ikinci kişi olarak Saki'nin gireceğini tahmin ederken günün ikinci şoku olarak biraz önceki bana Ahlak abidesi dediğini unutmayacağım çocuk girmişti içeriye. Kafamı hemen aşağı indirmek zorunda kalmıştım. Bir kez daha yanlış anlaşılmaya yol açılacağını düşünüyordum çünkü.
Kafamı eğdiğim halde tekrar bana sataşma gereği duymuş olması lazım ki tekrar pis pis sırıtarak laf etmeye başladı.
" Ahh. Okul nasıl da küçük değil mi ? Daha iki dakika önce yan yanaydık. Yeni okulumu şimdiden çok sevdim. Ayrıca seni de."
Ağzım açıkta kalmıştı duyduğum sözler sayesinde. Tam cevap verecekken birinin öksürük sesiyle dikkatim alt üst olmuştu.
O da ne ? Öksüren kişinin Saki olduğunu görünce önüme dönüp kendi içimde kendimi yemeye devam ettim. Saki pat küt diyerekden en arkalara geçti.
Senin artistliğin kime Saki beeyy.
Of demekten içim çürüyecekken hoca gelmiş çoktan teker teker herkesi incelemeye başlamıştı.
Birden sessizliği bozup arkamdaki şahsa bakarak konuştu.
" Ah Yavuz sen geçiş yaptın demekk. Hoşgeldin."
Hoca konuşurken herkes hitap ettiği kişiyi baştan aşağı süzdü.
"Evet efendim hoş buldum."
Hoca elindeki kitaba baktından sonra tekrar Yavuz denen kişiye bakarak konuştu.
"E Hadi o zaman gel tahtaya da bir arkadaşından kan al."
Yavuz tahtaya çıkar çıkmaz benim yüzüme bakarak sırıttı.
"Sen gel senden kan almak istiyorum. Arkadaşım."
Kafamı çevirerek La Havle çektim.
Yavuz tekrar konuşmaya başladı herkesin bize anlamaz gözlerle baktığını bile bile.
"Hocam öğrencinize söyler misiniz ondan kan almak istiyorum."
Halil hoca bana gözlerini diktiği anda mecburiyetten yerimden kalkıp önüme sürdüğü sandalyeye oturdum.
Kolumdan kan aldırmaya niyetim yoktu bileğimden alması yeterli olur diye düşünüyordum ki birden kolumu açmaya başlarken dayanamayıp kolumu çektim.
"Eline dikkat edersen sevinirim. Bileğimdeki damardan kan alman yeterli."
Gelir gelmez ne yapmıştım ben bu çocuğa?
Beni aldırmadan tekrar koluma elini uzatınca bu sefer yerimden kalkıp oturduğum yere doğru yürüdüm. Bir anda Saki'ye gözüm gitti. Resmen beni koruyup kollayan Saki gitmiş. rahatsız olduğumu gördüğü halde rahatını bile bozmamış olması beni, gözümde daha da kendini düşürmüştü.
Yaptığı bu hareket benim gözlerimin dolmasına yetmişti hatta artmıştı bile.
Halil hoca anlayışlı biri olduğundan çoktan benim yerime başka bir kız öğrenciyi çağırmıştı bile.
Yüzüne dahi bakmadığım bu çocuğun durduk yere bana bu kadar ters davranmasına şaşırıyordum.
Cevap vermek istemiyordum. Çünkü cevap verdikçe kendini daha da değerli hissetmesine neden olabilirdim.
Ders bitmiş herkesden sonra ben sınıftan çıkmaya hazırlanırken gördüğüm manzara karşısında Saki'ye artık zerre güvenimin kalmadığını ve giderek ona karşı cephe aldığımı hissediyordum. Haklıydım da.
Saki ile bir aralar beni sevdiğini söyleyip kurtulmaya çalıştığı kız ile gülerek konuştuğunu gördüm.
Gözlerimin tekrar dolmasıyla başımı önüme eğerek oturduğum yerde kimsenin olmadığını umarak hızlı adımlarla oraya doğru ilerledim.
Gözümden akan yaşları durdurmak için bir an durup çantamdan peçete çıkarmaya çalıştım. Fakat bulamadığımdan tekrar kafamı eğerek yürümeye devam ettim.
Koluma dokunulduğunu farkedip dönünce birinin peçete uzattığını gördüm.
Peçeteyi uzatan kişinin adını yeni öğrendiğim Yavuz olduğunu görünce peçete alıp teşekkür ettikten sonra arkamdan gelmeyeceğini umarak çimlere oturdum.
İki dakika da kızaran gözlerimi eski haline getirmeye çalışırken düşünmeden de edemiyordum.
Nasıl bir insan bu kadar çabuk değişebilirdi ki ?
Hadi beni istemezsin onu anlarım da bir zamanlar sevmediğin uzak durmak istediğin kızın yüzüne nasıl bu kadar ağız dolusu gülebiliyorsun Saki ?
Allahım bugün beni neden herkes ağlatmaya çalışıyor ?
Amaçları ne bu insanların?
Sabr Hayrunnisa Sabr...

********

Eve gelir gelmez kendimi yatağımın huzurlu kollarına kendimi bırakmam o kadar zor olmamıştı.
Yemek yemek istemedeğimden namaz kılıp yatağımas uzandım.
Ne umutlarla gitmiştim üniversiteye.
Kendime gelmem lazımdı.
Bana göre değildi biri için ağlamak.
Yerine getirmem gereken sorumluluklarım, öne eğdirmemem gereken üç insanın başı vardı.
Saki sayesinde aklıma sonradan gelen Yavuz vardı birde.
Onun amacı neydi ? Neden bu kadar çok uğraşılmaya müsait kız varken bana sataşma gereği duymuştu sürekli?
Düşüncelerimin içinde kaybolurken telefonuma gelen bildirim sesiyle irkildim.
Telefona bakmak istemesem de ikinci kez bildirim sesi gelince merak edip telefonun kilidini açtım ve instagrama girdim.
Gözlerim uykusuzluktan olsa gerek YavuzEkin kişisinin istediğini gördüm.
Evet YavuzEkin. Bütün gün gözümün önünden gitmeyen ve sürekli uğraşmaya çalışan Yavuz Ekin istek atmıştı.
Normal bir insanın şaşırması gerekirken bende şaşırmaya hal bile kalmamıştı.
İsteği kabul etmeden ekranı kapatacakken mesaj isteğini görüp tekrar instagrama girdim.
KİMDEN-YAVUZ EKİN
Nasıl oldun Ahlak abidesi merak ettim seni az biraz. Sevgilin ağlanmaya değer biri değil ağlama kıyamam.

Bir dakika ya.
Bu benimle nasıl konuşuyor böyle?

Helalini Sev AzizimHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin