Amazon - 15.Bölüm -

1.4K 145 0
                                        

15.Bölüm

    Hector’la olan konuşmamın üzerinden tam bir hafta geçmişti ve ben onu bir kere bile görememiştim. Onunla konuşabilmek için bütün ormanda onu arıyordum. Ancak hiçbir şekilde onu bulamıyordum. Aramızdaki bağdan dolayı varlığını hissediyordum ama ona ulaşamıyordum. Zihninin etrafına bir duvar örmüştü. Sadece beni değil herkesi engelleyen bir duvar gibiydi. Yalnızca duygularını hissedebiliyordum. Acı, pişmanlık, öfke ve hüzün… Karışık duyguları benim de ruh halimi etkiliyor. Dengesiz davranışlarımla bazen Black’i korkutuyorum. Gözlerindeki korku kalbimi yerle bir ediyordu.

    Odaklanıp yeniden ona ulaşmaya çalışıyorum. Varlığını hissediyorum. Nefes alışverişlerini, kalp ritmini… Düzenli bir şekilde atıyor. Zihnine ulaşmaya çalışıyorum. Yine o duvarla karşı karşıya geliyorum. İçeri sızacak bir çatlak ararken varlığımı hissedip yeni tuğlalar koyuyor zihnindeki duvara. Daha da güçlendiriyor.

    “Hector” diye mırıldanıyorum çaresiz bir şekilde. “Lütfen!”

    Hiçbir cevap alamıyorum daha önce de olduğu gibi. Umutsuzlukla olduğum yerde yere çöküyorum. Bacaklarımı birbirine bağlayıp oturuyorum. Canımı sıkan bu durumdan nasıl kurtulacağımı hiç bilemiyorum. Sadece Hector söyleyeceklerini söyledi ve gitti. Bana söz hakkı tanımadı, düşüncelerimi söylememi beklemedi…

    “Ne söyleyecektin ki?” dedi içimden bir ses. “Ondan ne kadar nefret ettiğini bir kere daha mı yüzüne haykıracaktın?”

    Düşüncelerime karşı içimi saran huzursuzluğa karşı koyamıyorum. Ne söyleyeceğimi ben bile bilemezken neden konuşmak istediğimi de anlamlandıramıyorum. Sadece ona ulaşmam gerektiğini biliyorum.

   Arkamdan gelen yaprak hışırtılarının sesine başımı çeviriyorum. Black’i beklerken Hector’u görmemle beraber önce şaşırıyor daha sonra mutlu oluyorum.

   “Hector” diye sesleniyorum mutlulukla. Zorunlu bir şekilde gülümsüyor bana. Yavaş adımlarla yanıma gelip oturuyor. Sarı gözlerinin içine bakıyorum. Duygusuz bir şekilde bakıyorlar bana. Daha sonra çökmüş yüzünün farkına varıyorum. Siyah sık saçları birbirine karışmış dağınık bir şekilde duruyorlar.

   “Ne oldu sana böyle!?” diye soruyorum elimde olmadan. O kadar kötü görünüyor ki bu hale nasıl geldiğini anlayamıyorum. Güçlü, yıkılmaz savaşçı gitmiş, yerine çökmüş bir adam gelmişti.

   “Sadece biraz dağıldım” dedi kırık sesiyle ve buruk bir şekilde gülümsedi. “Ne konuşmak istiyorsun?” diye sordu birden.

    “Ben…” dedim ve devam ettiremedim. Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Ancak bu durumdan da memnun değildim. Nasıl açıklayacaktım ki bunu?

   “Sen?”

    “Ben bu durumdan kurtulmak istiyorum”

    “Hangi durumdan?” diye sordu. “O kadar çok şey yaşadık ki hangisinden bahsettiğini sen söyleyemeden anlayamam. Aramızdaki bağdan mı bahsediyorsun?”

    “Hayır, seni şapşal! Bu durumdan bahsediyorum. Senin bir haftadır yok oluşundan, çevrene duvar örmenden, herkesi kendinden uzak tutmandan, duygularından…”

   “Duygularımdan mı? Dedi hafif bir gülüşle. Dudakları sağa doğru kaymıştı ve yamuk bir şekilde gülüyordu. “Ne olmuş duygularıma?”

   “Çok karmaşıklar…” dedim başımı iki yana sallarken. “Ve bu beni de olumsuz yönde etkiliyor”

    “Nasıl yani?” diye şaşkınlık içinde mırıldandı Hector.

   “Aramızdaki bağdan dolayı duygularını hissediyorum ve çok güçlü olduğu zamanlar bana da etki yapıyor. Geçen gün Black’i korkuttum” dedim üzüntüyle. “Ufak zeytin gözleriyle bana korkuyla baktı ve benden uzaklaştı. Ona zarar vereceğimi düşündü…” dedim ve dolan gözlerime engel olamadım.

   “Üzgünüm” dedi yine duygusuz bir sesle. “Yapabileceğim bir şey var mı?”

    Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım ve umutla gözlerinin içine baktım.

   “Aramızdaki sorunları çözelim, lütfen” diye mırıldandım. “İkimizde yıpranıyoruz ve burada ikimizden başka insan yok”

      “Peki” diye mırıldandı ve sessizliğe gömüldü.

   “Bir hafta önce ne söylemek istediğini açıklamak ister misin?” diye sordum ciddi bir şekilde. O ise omuz silkti ve sanki önemsiz bir şeyden bahsediyormuş gibi, “Sana aşık oldum” dedi duru bir sesle.

    “Anlamadım?”

    “Sana aşık oldum. Beklemediğim bir şeydi ama olan oldu.”

    “Nasıl basit bir şeymiş gibi bahsedebiliyorsun bundan. Aşık olmaktan bahsediyoruz!”

    “Ne yapmamı istiyorsun, Melanippe? Acı içinde kavrulmamı mı? Yoksa ayaklarına kapanıp yalvarmamı mı!? Seni anlayamıyorum.”

    “Hayır! Hayır, tabii ki öyle bir şey istemiyorum. Sadece şaşkınım. Nasıl olabilir ki bu?” Başımı inanamazca iki yana salladım.

    “Ne demişler, bilirsin. Aşk bu, ota da… Neyse,” dedi ve omuz silkti.

    “Böyle devam edemeyiz” diye mırıldandım içimdeki mantıklı tarafa dokunup. “Sana istediğin gibi bir karşılığı verebileceğimi sanmıyorum. Bu sana acı çektirmekten başka bir işe yaramaz. Sürekli sana karşı davranışlarımı kontrol edemem. Yaptığın bir şeyin seni ortada hiçbir şey yokken ümitlendirmesini istemem…”

    “Evet, evet… Biliyorum. Beni sevemezsin. Ben Black’i öldürdüm. Benden nefret ediyorsun!”

 “Artık senden nefret etmiyorum, Hector. Sana karşı ne hissettiğimi ben bile bilmiyorum.”

    “Anlıyorum…” diye mırıldandı. “Sana karşı olan hislerimi değiştiremem, Melanippe. Ancak şu anda her ne isek bunu kabullenebilirim. Bu şekilde yaşamayı öğrenebilirim. Sonuçta bu ormana bağlıyız ve ikimiz de hiçbir yere gidemeyiz. Ben bunu zor da olsa kabullendim Melanippe. Sen de öyle yapsan iyi olur.”

   Sözlerini söyledikten sonra sakin bir şekilde ayağa kalktı ve üzerini silkeledi. Sarı gözlerini gözlerime dikip, “Görüşürüz” dedi ve arkasını dönüp ilerlemeye başladı. Yavaşça gözlerimin önünden kaybolan bedeninin arkasından bakmaktan başka hiçbir şey yapamadım.

    Keşke her şeyi başa sarmanın bir yolunu bulabilseydim. O zaman ablamı kurtarabilirdim ve Hector ile karşılaşmak zorunda kalmazdım. Belli bir düzenim olurdu ve düşünceler ile boğuşmak zorunda kalmazdım.

    “Keşke…” diye mırıldandım rüzgâra doğru. “Keşke her şey farklı olsaydı!”

AmazonHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin