Basketbol

689 55 9
                                    

Teneffüste Cameron'ı bulmak üzere kendimi kalabalık koridora attım. Sabah onu kırmıştım ve özür dilemeliydim. Zaten ders boyu ondan başka hiçbir şeyi düşünemiyordum.

Dışarıda olduğunu varsayarak çıkışa doğru yöneldim. Tahmin ettiğim gibiydi, basketbol sahasındaki banklarda oturuyordu. Ancak yalnız değildi. Yanında kim olduğunu dahi bilmediğim sarışın bir kız vardı ve gülüşüyorlardı. Sorun kız değildi -ya da kendimi kandırıyordum- sorun sabah benim onu kırdığım kadar onun da beni kırıp hemen kestirip atmasıydı.

Sinirden yaptığım yumruk sayesinde, tırnaklarım neredeyse derimi deliyordu. Bunun acısıyla elimi gevşetip arkamı döndüm ve kütüphaneye ilerledim. Orası bana iyi gelebilecek tek yerdi.

Kütüphaneye nihayet giriş yaptığımda bir sandalye çekip oturdum ve başımı masaya gömdüm. Kalbim göğsümü tekmeliyordu. Ve ben sadece nefes alışverişlerimi düzene sokmaya çalışıyor ve öylece oturuyordum.

Omzuma değen elle aniden sıçradım. Başımı kaldırdığımda yan sandalyeyi çekmiş bana merakla bakan Matthew ile karşılaştım.

"İyi görünmüyorsun."

"Ah, Matt! Beni anlayan sayılı kişilerdensin, inan bana!"

"Sorun ne?"

"Boşver. Sadece kafa dağıtmaya ihtiyacım var."

"Dışarı çıkıp biraz gezmeye ne dersin? Hem biraz basketbol oynarız?"

"Atışlarım pek iyi olmasa da, bu iyi bir fikir sanırım." dememle ayağa kalktık ve koluna girdim. Yeni tanışmamıza rağmen çok iyi anlaşıyorduk.

Kütüphaneden çıktığım anda aklıma gelen şeyle duraksadığımda Matt'in merakla bakan gözleri, gözlerimi bulmuştu.

Cameron da dışardaydı.

"Uhm, Matt?"

"Des?"

"Şey, spor salonunda oynasak olur mu?"

"Bay Fitz'in bizi alacağını sanmıyorum. Aşağıda voleybol turnuvası için takım seçmeleri yapıyor."

"İzleyemez miyiz peki?"

Omuz silkti "Sanmam."

Yapacak bir şey kalmadığında ona daha çok sokulup olumlu anlamda başımı salladım ve kapıya doğru yürümeye devam ettik. Kalbimin atışlarını neredeyse kulaklarımdan duyabiliyordum. Ancak yapacak bir şey kalmamıştı. Kaçamazdım.

Esinti saçlarımla buluştuğunda Matt'le bakışıp kıkırdadık ve çocuksu tavırlarla merdivenlerden indik. Basketbol sahasında Tyler ve Mike'tan başka kimse yoktu. Herkes ya mesajlaşıyor, ya da şakalaşıyordu. Tyler ve Mike'ında sorun çıkartacağını sanmıyordum çünkü aramızda hiçbir problem yoktu.

Basketbol sahasına vardığımızda göz ucuyla Cameron'a baktım. Bana baktığını görebiliyordum. Yanındaki kız konuşurken dinliyormuş gibi yapıp gülümsüyordu ama gözleri üzerimden ayrılmıyordu.

"Hey, Tyler! Yeni iki rakibe ne dersiniz?"

"Oh, kimmiş bakalım onlar?"

"Ben ve Destiny," eliyle işaret ettiğinde Mike baştan aşağı beni süzdü "Sizi gömecek olan iki kişi karşınızda duruyor. Şimdi, evet mi hayır mı?"

Yapmacık öksürdüğümde bozuntuya vermeden cevabı bekledi. Fazla abartmıştı. Eğer yenilirsek diri diri gömülen biz olacaktık, ki bu kesindi.

Ben berbattım. Her şeyde olduğu gibi.

"Dostum, fazla iddialısınız. Yenilirseniz ne olacak?"

"Hey, hey, hey! Evet mi hayır mı demiştik? Lafı dolandırmadan yanıtlayın." Matt cevap vermeden ortaya atılmıştım. Buna karşılık Matt "işte benim kızım," diye fısıldadı ve Mike topu bana fırlattı.

"Ah! Karnım!" Büzüştüğümde Tyler kıkırdadı.

"Kural 1: Topa her zaman hazır olmalısın."

Durun ben göstereceğim şimdi size hazırı. Topun peşinden koşup sıkıca kavradım ve sektire sektire potaya ilerledim. Bana doğru hızla koşan Mike'ı görünce başladığımızı anlamıştım.

Ama daha hazır değildim ki?

Ağır topu göğüs hizzamda Matt'e gönderdiğimde ustaca hareketlerle topu potaya gönderdi. Tabi ben potanın arkasındayıp atıp atmadığını görmedim ama attı sanıp "Oley be!" diye çığlık atıp dikkatleri üzerime çektim.

Yine, yine ve yine rezil oldum iyi mi...

Mike çaktırmadan gülerken sırtına hafifçe vurdum ve homrdanıp topa koştum.

Ya dünyaya ilk defa ayak basmış uzaylı gibiyim, benim neyime basketbol. Daha topu kaldıramıyorum.

"Mike!" Tyler'ın ani seslenişiyle Mike'ın önünü kapatmama rağmen kısa boyum topu yakalamama engel olmuştu. Mike'ın peşinden koşarken nefes nefese sorumu sordum.

"Her gün basketbol oynasam boyum ne kadar uzar sence?"

Soluk soluğa kıkırdadı ve topu Tyler'a gönderip yüzüme bakarak gözlerini devirdi. "Boyun kaç senin?"

Dalga geçerek "1.10" dediğimde ciddiye almışcasına "Şaşırmadım." dedi ve beni mal gibi bıraktı.

"Hey, Mike! Şaka yapıyordum! Hadi ama!" peşinden koşarken arkamdan gelen sesle duraksadım. Hayır yani başka biri olsa durmazdım ama bu Cameron'dı.

"Kadroya yeni bir ismi kabul ediyor musunuz?"

"Üzgünüm ama-" Tyler'ın sözünü kesip ellerimi belime yerleştirdim ve ben tamamladım.

"Takımlar eşit zaten. Sen gelirsen eşitlik bozulur. Geri durmalısın."

"Tek olacağımı kim söyledi?" yüzüne anlamsızca bakarken çarpık bir gülümseme attı ve banklarda oturan o sarı kafanın kolundan tutup çekiştirdi. "Miranda da oynayacak." demek adı buydu.

Öyle mi Cam? Miranda da mı oynayacak? Pekala.

Sabrımı fazla zorluyordu. Daha fazla dayanacağımı sanmıyordum.

"Öyleyse siz oynayın. Ben gidiyorum."

"Hey, Des! Bekle ben de geliyorum!" Arkamdan yetişip kolunu omzuma atan Matt'e içimden binlerce teşekkür ettim.

"Mızıkçılık yapıyorsun demek!" Bunu Mike ya da Tyler söylese neyse. AMA BU MIRANDA'YDI VE SINIRLARINI FAZLA ZORLUYORDU.

"Tanrı'ya şükret ki asıl mızıkçılığı sana karşı yapmadım plastik şey!"

"Plastik şey mi? Çok komiksin!" Cameron'ın sesini çıkartmamasına karşı sinirlerim bozulmuştu ve bununla hızla arkamı dönüp Matt'in kolundan kurtuldum ve cırlayarak Miranda'nın üzerine atlamak üzere koştum.

"Bakalım biraz sonra yüzünün tam ortasına yiyeceğin yumruk ta komik gelecek mi?!"

Tam ellerimi yüzüne geçirecekken havada yakalanan belim buna engel olmuştu. Elleri sıkıca belimi kavrıyordu. Sahibine bakmak üzere başımı çevirdiğimde Cameron'ın aralanmış dudaklarıyla aşırı şirin göründen suratıyla karşılaştım. Hafif kokusu beni yumuşatmıştı.

Kulağıma eğildi ve fısıldadı "Beni kıskanıyorsun, biliyorum." sıcak nefesi her tenime çarpışında içim titriyordu.

Yumruğumu göğsüne geçirip "Hah, kıskanmak mı? Kes sesini! Bırak beni gitmek istiyorum!"

"Bana yalan söyleyemezsin, bunu biliyorsun Des."

Kollarını itip üstümü silkeledim ve Miranda'ya sonra görüşeceğimizi belirten bakışlar yöneltip etrafımızdaki bakışları umursamadan
hızlı adımlarla okula ilerledim.

UZUN BİR ARADAN SONRA YİNE BEN

yarın mat sınavı var bana bol bol dua edin lütfen ihtiyacım var

kulağım çınlıyor 2 haftadır lan kim beni düşünen akzuwmzlshzk

neyse oy vermeyi unutmayın sizi seviyorum♥

Excellent | Cameron DallasHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin