Sıradan bir beden dersinde otururken aniden Changbin konuştu. "Oğlum sıkıldım amına koyayım, işimiz gücümüz ne sanki şurada iki sigara tüttürelim." demesiyle kafamızı kaldırıp ona baktık.
Fikir elbette harika gelmişti, kaos yaratmak bizim için olduğu için bu fikre hayır diyemedi kimse. Hızla spor salonunda ayağa kalkıp birbirimize baktık.
Chan söze girdi, "Ee, burda içersek Chang-ho hoca bizi görür, ebemizi siker valla benden söylemesi." dedi.
Duraksadık, haklıydı. Chang-ho hoca bizi görürse elindeki düdüğü götümüze sokar bir daha da çıkarmamak üzere çivilerdi. Bi domaltıp sikmediği kalmıştı zaten. O'da olur yakında diye hissediyorduk.
Aniden Yeonjun'un gözleri sanki mücevher bulurcasına parladı, sırıttı yarım şekilde. "Tuvalete gideceğiz oğlum tabi ki."
Biz ona mal mal bakarken o 'çok akıllıyım, lanet olsun.. Haha..." diye mırıldanıyordu kendi kendine. Aniden spor salonunun kapısı "şak" diye açıldı. Biz bi panikledik. Ceplerde paketler, dehşete düşmüş yüzler... İlk sınıftan kızlar gelmiştir diye umursamazken bir öksürme sesi duyduk. Bu sesi nerde duysam tanırdım, ananı avradını Chang-ho hoca gelmişti. Valla göte topuklayarak kaçmamız en doğru yöntem olabilirdi, ama daha şimdiden Changbin'in bacaklarının bağları çözülmeye başlamıştı bile. Sıçtığımızı hissedip panikle etrafı yokladım, nereye kaçabilirdik salonda amına koyayım? Chang-ho bağırdı, daha bizi görmeden. Bizi aradığı kesindi.
"Gençler! Nerdesiniz, futbol toplarını gören oldu mu? Hey!"
Ben korkudan donmuş şekilde kapıya bakarken, aniden Kai elimden sıkıca kavrayıp beni soyunma odasının tuvaletine sürükledi, diğerleri de peşimizden gelmişti zaten.
Hızlı kai beni bir kabine soktu, kendiside sonradan girdi ve kapıyı kilitledi. Kai o kadar paniklemişti ki önündeki görmemişti. Tuvaletin üzerinde Minho bağdaş kurmuş, rahat bir şekilde telefonda reels kaydırıyordu sakız çiğneyerek.
Şok içinde ona baktım, göz göze geldik.
"Ah.." dedim elimle şakaklarıma masaj yaparak sabır çekerken. "Girmeseydik iyiydi."
Mırıldandım kendime gelemeyerek, kai o sırada bizim çocuklarla grupta konuşuyordu. Umrunda değildi, ama üçümüz de bursa sıkışmış şekildeydik ve ben biraz daha duvardan destek almazsam minho'nun kucağına çuval gibi düşeceğimi biliyordum.
Minho benden bir sınıf üsttü, ben ise bir alt sınıftım. Onun arkadaşları Jeongin, Felix, Beomgyu ve Taehyun normalde hep yanında olurdu. Ama bu sefer yoktular, galiba Minho dersten kaçmıştı.
Minho ile birbirimizi fazla tanımazdık, sadece Felix ve Hyunjin sevgili olduğu için zorla bir araya gelirdik. Bazen bakışmalar, bazen de nadir görülen konuşmalar...
Minho daha ne olduğunu anlamadan hızla konuşmaya başladım açıklama yapmaya çalışarak.
"Bak, sandığın gibi değil. Biz aslında hocadan kaçarken.. Yanlışlıkla geldik buraya. Yani.. Herşey aniden oldu.."
İç çekti, telefonunu kapatıp indirdi. Klozetin üstünde doğrulup, bana alttan anlamayan bakışlar yolladı.
"İlk kapıyı çalmanızı beklerdim, ya çişimi yapıyor olsaydım? Hesabını sorardım size." Kaşları çatılarak yavaşça gözleri arkama gitti, Kai'ye çivilendi gözleri göz devirip.
"Kai ne yapıyor?" diye sordu gözleri tekrar bana kayarken.
Bende duraksayıp arkama döndüm, Kai'yi tamamen unutmuştum. Kai'yi süzdüm, hâlâ grupla mesajlaşıyordu. Ekrana eğilip daha net gözlemledim mesajları.
Bir adamın yarrağı kopmuş yerine ağaç dikmişleeeeer 😘
hyun: Oğlum nasıl Minho var orada? Hem de jisungla? SKANDAL!!!
Siz: piç mal mısın aniden geldk işte bende bilmiyrm özr dilerz geçr basit
Channie: mal misiniz hemen cikin aslinda biz niye mesajlasiyorz ayni tuvalette degl miyz
Soobin: Haklisn bi ziplasana yandn gülüm 🌹
Channie: amk ne diyonz bi delilik uaomayn domaltip sikerm sizi hoca yakalrsa sictk...
Mesajları okuyunca dehşete düştüm, panikle kai'ye bakıp hızla başımı iki yana salladım yalvararak. Ama kai hiç durur mu?
Telefonu elime tıkıştırıp hızla yukarıya tutunup yandaki kabine sarktı, başını eğip kabine baktı. Chan, Hyunjin, Soobin, Felix, Taehyun'la göz göze geldi.
5 kişi kabine nasıl sığıştı amına koyayım, başka kabin mi yokmuş?
Kai aptal gibi sırıtınca, hızla kai'nin kıyafetinden tutup onu aşağı geri çektim. Hemen ensesine bir şaplak geçirdim, Chang-ho hocanın bağırışları yakınlaşırken.
Kai haylaz bir ifadeyle ayağıma çelme atınca dengemi kaybedip hızla Minho'nun kucağına düştüm, o'da refleksle hemen kollarını belime dolayıp beni kavradı. Şok ve utanç içinde kala kalırken, Kai'ye yavaşça baktım ağzım hâlâ açık şekilde.
Minho'nun sıcak ve hızlı nefesi boynuma değiyordu. Kolları sıkılaştı, tamamen kucağına oturmamı sağladı. Nefesim kesildi.
Kai hafifçe kıkırdamaya başladı, yanaklarımda ki kızarıklık artmaya devam ederken.
Minho yavaşça o kalın ve hafif heyecanlı sesiyle kulağıma dudaklarını dayayarak fısıldadı;
"Ne kadar da güzel kokuyorsun. Aklımı kaçırdım resmen."
Ops! Esta imagem não segue nossas diretrizes de conteúdo. Para continuar a publicação, tente removê-la ou carregar outra.
Bebekleriimm
Evet genclr
Bir bölümün sonuna geldik!!
İlk ficim, beğenmeniz dileğiyle
İlk ficim olduğu için saçma olduysa özr 🤦♀️
İlk bölümdn minsung'u yakınlaştırmak iç açıcı bir fikir miydi millet??