¹

133 17 80
                                        

Narrator's POV

Bazen hayatımızın belirli dönemleri olur. Bu dönemleri ya seviyorsunuzdur ya da nefret ediyorsunuzdur. Esin Bahat'ın hayatının dönüm noktası belki de bu moda şirketi olacaktı.

Esin Bahat, İstanbul Üniversitesi gazetecilik mezunuydu. Daha geçen yıl mezun olmuş ve iş bulamamıştı. Bu zamanlarda kim iş buluyor ki? Bu yüzden her yere CV'sini bırakmıştı. Ama umutsuz vakaydı. Onun gibi dereceyle bitiren biri nasıl bir işe hemen giremezdi ki? Ama Esin'in gözü biraz fazla yukardaydı. Amacı prestijli ve büyük haber yayınlarına girmek ve gazetecilik yapmaktı. Bu şartlar altında mı? Hiç sanmıyorum.

Ama en sonunda evde boş boş pembe dizi izlerken gelen o arama belki de hayatını değiştirecekti. Esin Bahat'ın hayatının dönüm noktası olacaktı.

. . .

Esin sabah erkenden kalktı ve ilk banyoya gidip aynadan kendine baktı. "Berbat gözüküyorum." diye düşündü kendi kendine. Zaten kim yataktan güzel çıkardı ki? Rutin olarak devam etti. Yüz yıkama, diş fırçalama, bakım vesaire. Üstüne dolabından ne bulduysa geçirdi. Mavi bir kazak ve rastgele bir pantolon geçirdi üstüne. Gri, uzun bir manto geçirerek dışarı çıktı.

Bugün hava ayrı bir soğuktu. En azından Boğaz'ı buz tutacak değildi. Belki de Esin'e soğuk geliyordu. İş görüşmesi için bir binaya girdi ve resepsiyona yaklaştı. Orta yaşlarda, hafif kel ve sakallı bir adam vardı resepsiyonda.

"Merhaba, ben Valence'in İnsan Kaynaklarıyla görüşmeye geldim de." dedi sakince.

"Valence mi? Hanımefendi sanırım yalnış binadasınız. Burası Lumiere Yayıncılık değil. Pantheon burası." dedi adam. Sesi görünüşüne pek uymuyordu. Daha inceydi.

"Ne demek yanlış ya eminim burası."

"Sizin dediğiniz yer iki blok yukarıda. Kocaman bir yer fark edersiniz zaten." dedi adam Esin'i süzerek.

Esin ise saatine baktı. Bu yanlış yere gelme meselesi onun geç kalmasını sağlamıştı. Ne hoş. Esin hemen dışarı çıktı ve koşmaya başladı. İnsanların arasından hızlı hızlı geçiyordu. Beş kere düşme tehlikesi yaşadı, 2 kere sendeledi. Ama sonunda ulaştı.

Bina gerçekten büyüleyiciydi. "Bu yayıncılık parayı kırıyor olmalı." diye düşündü asansörde. Haklıydı da. Biraz fazla şatafatlıydı. Ya da ona göre fazla şatafatlıydı. Hızlıca bu binanın girişine koştu. Son dakika kendini mermere çarpmamak için durdurdu.

"Merhaba, İnsan Kaynakları nerede acaba?" dedi sarışın resepsiyoniste benzemeyen kıza.

"20. katta. Sen şu yeni gelenlerden olmalısın."

Esin başını 'evet' anlamında sallayarak asansöre koştu. Sarışın kız ise arkasından ona baktı.

"Garip biri. Beni resepsiyonist sandı bide." dedi yanındaki mavi saçlı kadına.

"Öyle gözüküyorsun."

"Gözükmüyorum? Her neyse. Alacağını al kurt gibi açım kafeteryaya gidelim."

"Tamam."

. . .

"Sizi neden işe alalım?" diye sordu küt saçlı kadın karşısındaki sarışına.

isn't she lovely? | esminStories to obsess over. Discover now