Yirmi Üçüncü Bölüm: Bazen De Kapıya Çarpmaktan

11.9K 1K 433
                                    

"Hepiniz sayfa üç yüz on dördü açın, yeni konumuz Diverjans Teoremi," dedi Bay Roberts konunun adını tahtaya yazarak.

Bay Roberts kafasının ortasında keli olan seyrek saçlı otuzlu yaşların sonunda tuhaf bir adamdı. Sandalyesine döndükten sonra kravatını düzeltti ve yerinde kıpırdandı. Gözlükleriyle uğraştıktan sonra mendille silerek geri taktı. Herkes sıkılarak sayfayı açmak için kitaplarını çıkarttı. Sınıftaki tek ses kağıt çevirme sesiydi.

Esnemememi engelleyemedikten sonra masaya dirseğimi yaslayarak kafamı avcuma dayadım. Bu sınıfta onaylanmış bir inek olmama rağmen sıkıntıdan can çekişmemi engelleyemiyordum. Ders çalışmak için yaşayan birisi olmama rağmen ben de bazen sıkılabiliyordum. Bay Roberts kafasını kitaptan kaldırdı ve boğazını temizledi.

"Evet..." dedi ve baktığı kişinin adını hatırlamaya çalıştı, "Parkins?"

"Yaklaştın," dedi, "Adım Parker."

Herkes öğretmenin bakışını takip ederek yüzünde sıkılmış ifadeyle parmağını kaldıran kişiyi gördü. Kim olduğunu biliyordum. O, Parker O'neil'dı. Futbol takımındandı. Kısa kahverengi saçlarındaki doğal açık renk tutamlar, parlak mavi gözleri ve çekici gülüşüyle birçok kızın hoşlandığı tipte birisiydi. Diğer bütün futbol takımındakiler gibi uzun ve oldukça kaslıydı. Okul takımında olduğunu göstermek ve unutturmamak için her gün okul takımının hırkasını giyerdi. Oldukça popülerdi ki bu şaşırtıcı olmamalı. Derslerle ilgilenmenin yerine şakalar yapar, insanları güldürürdü. Aslında sınıfta hiç parmak kaldırmazdı. Bu yüzden şu an parmağını kaldırıyor olması bir ilkti.

Bay Roberts başını iki yana salladı, "Afedersin, Parkins-"

"Parker," tekrar düzeltti.

"Parker," diye öğretmen tekrarladı, "Bir sorun mu var?"

"Evet, konumuz olan deterjan teoremi hakkında." dedi Parker.

Herkes hatasına karşı güldü. Öyle ki ben bile gülmüştüm. Ama belli ki Bay Roberts'ın jetonu hala düşmemişti ve öncesinden daha kafası karışmış bir ifadeyle bakıyordu.

Bay Roberts'ın kaşları çatıldı, "Diverjans Teoremi olacaktı. Ve sorun nedir?"

"Aslında benim de kendi teorim var." dedi Parker.

"Teori fende olur, teorem matematikte. Ama içimden bir ses bunun bir şeyi değiştirmeyeceğini söylü-"

"Hayır, değiştirmeyecek!"

İç çekti, "Söyle o halde Parkins-"

"Parker."

"Doğru, Parker. Söyle de matematik dersinde olsak da teorini duyalım." dedi oldukça sabırlı bir şekilde.

"Teorim şu ki, ne kadar konu dışına çıkarsak dersi o kadar kaynatabiliriz." dedi Parker yüzünde bir sırıtışla.

Sınıftan birkaç kahkaha yükseldi. Diğerlerinin de yüzünde eğlenen bir ifade vardı. Herkes zamanının matematik yerine şakayla harcanması fikrini beğenmişti.

Bay Roberts'ın yüzü asıldı, "Peki bu teorin doğru muymuş?"

Gerçekten Bay Roberts'ın yaptığı işe yaramıyordu. Parker cidden dersi kaynatıyordu ve böylece derse devam edemiyorduk. Ve o da bunu engelleyemiyordu. Sadece arkama yaslandım ve konuşmalarını izledim.

"Aslında," dedi Parker hayali bir kalem çıkartıp not alıyor gibi yaptı. "Aslına bakarsak, derse gireli birkaç dakika geçti ama biz hala derse başlamadık... o halde, evet, teorim doğruymuş."

The Good Girl's Bad Boys: The Good, The Bad, And The Bullied (Türkçe Çeviri)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin