Peyda 11

26.5K 1.3K 109
                                    

21.03.2024
On birinci bölümümüze hoş geldiniz.
Keyifli okumalar:)

Bölüm şarkısı
Kaldık Böyle-İşgal
🎀&🪢

"Kaldırımlar"

25 Ekim 2023
İstanbul, Türkiye

Karanlıkta sakladığımız sırlar anca şafak sökünceye kadar sır olarak kalırlardı.

Şafak sökünce gün ağaracak demekti ve günün ağarması demek, gerçeklerin göz önüne gelmesi demekti.

Cihan Bey için daha şafak sökmemişti belki ama sırlarının bir ilmeği sökülmüş gibi hissettim.

Karısının yüzündeki şaşkın ifade bunu anlatıyordu bana. Nazlı Hanım, ağzımdan kaçırdığım şeyleri duyunca söylediklerimin hiçbirini kocasına yedirememiş olacak ki sözlerimin yalan olduğunu düşünüyordu.

Bunu bakışlarından anlıyordum.

Arada bir kaçamak bakışlar atarak geri eski halime dönmüştüm. Can'ın bana şefkatle sarılması beni kendime getirmişti sanki.

Can ile sarılmamızın ardından Can utanarak annesinin kolları arasına girmişti. Ben ise bir köşeye çekilerek dizginlenen duygularımla onları izlemiştim.

Nazlı Hanım dehşete düşmüş gibiydi ama kalkıp da bu odadan çıkmıyordu, çıkamıyordu. Bunun nedenini ise bana söylememeyi tercih ediyor olmalıydı.

Daha birkaç saat önce sarıldığım annem ile arama uçurumlar girmiş gibi hissetmekten kendimi alamamıştım.

Bana bakmıyor, benimle konuşmuyor, açıklama bile yapmaya tenezzül etmiyordu. Halbuki onun, benim varlığımı kabullenmeye çalıştığını sanmıştım.

Cihan Bey ile aramızda geçen olayı ona söylemek hataydı biliyordum. Ama geri dönüşü olmuyordu bazı şeylerin. Ağzımızdan çıkan sözlerin, kırılan kalplerin, ölen insanların, pişmanlıklarımızın, yolların...

Geri dönüşü olmayan bir yola girmiştim ben de, yönümü kaybettiğimdendi belki de geri dönemeyişim.

Kaybettiğim yönümü bana gösterecek insanlar ise bir aileydi.

Ailenin en temel taşı ise anne ve babaydı.

Şu an derin düşüncelere dalmış anneme değdi gözlerim, aynı zamanda sertçe açılan kapıya döndü bakışlarım. Tedirginlikle irkildim. İrkilmem içeriye giren Cihan Bey ile son bulması gerekirken katlanarak arttı.

"Nazlı!"

Karısının adını bağırarak içeriye giren Cihan Bey önce karısının ve oğlunun olduğu köşeye doğru gitti. Onlara sıkıca sarıldı, saçlarını okşadı. Şükredercesine derin bir nefes alırken bakışları depoda dolanıyordu. En sonunda beni fark etti. Uzun uzun birbirimize bakıyorduk.

O karısına ve oğluna sarılmış onları teselli ederken ben bir köşede kollarımı bacaklarıma dolamış oturuyordum.

Bir nevi kendime sarılıyordum.

"Tamam sakin ol, ben geldim, buradayım." Sakin sesiyle karısını teselli ediyordu. Ama karısı onun sözlerine daha da sinirleniyormuş gibiydi.

"Ne sakini Cihan, ne sakini? Sakinlik mi bıraktın insanda?" Cihan Bey'in yüzü karısının söyledikleriye değişik bir şekle bürünmüştü.

PeydaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin