some hair problems and lee minho

16 3 8
                                        

Sabahın zeynebinde aynanın karşısında dikilmiş, boş boş göz altlarımın şişmiş ve morarmış görüntüsünü izlerken hızlıca bir duş almaya çoktan karar vermiştim.

Sabahın bu saatinde duş aldıktan sonra dışarı çıkıp sabah ayazında otobüs beklemenin beni hasta edeceğini net bir şekilde bilsem de bu gün tamamen kusursuz olmalıydım.

Takım elbisemi ütülemesi için anneme yalvarırken suyu çoktan açmıştım bile. Siyah kıyafetleri yatagimin üzerine serip banyoya girdim.

Bunca işi yaparken ise ezberimde olan konuşmamı muhtemelen onuncu kez tekrar ediyordum.

Hızlıca soyunup banyoya girdiğimde büyük kovadaki suyun buz gibi olduğunu fark etmem ile elimi musluğun altına sokup sıcaklığa baktım.

En azından musluktan akan şu sıcaktı. Bu yüzden de kovayı kenara çekip musluğun altına oturdum.

Mükemmel kokan clear ronaldo serisi sampuanimi alıp saçımı kopurtmeye başladığımda içimde çok yoğun bir gözlerimi kapatma isteği vardı. Ne var ki yaklaşık 2 hafta önce gördüğüm o korkunç rüya buna engel oluyordu.

Bu rüyadan kısaca bahsetmek gerekirse yeonjun bir katildi ve beni kaçırıp öldürüyordu. Banyoda her gözümü kapattığımda yeonjun arkamdaymış gibi hissettiğim için hiçbir şekilde gozumu kapatamıyordum. Zaten düzgün olmayan psikolojim iyice bozulmuştu yani.

Biraz fazla sampuandan ötürü her yerim kopurdugunde mecburen gözümü kapatmış korkudan sırtımı duvara yaslayarak saçımı yıkadıktan sonra saçıma krem sürmeye aniden karar verip gözüm kapalı krem şişesini elime almıstim.

Kapağını zoraki açtıktan sonra elime bolca döktüm sonuçta ne kadar çok o kadar iyi düşüncesi ile hayatını sürdüren bir insandım ben.

Garip koku yüzümü burusturmama neden olmuştu çünkü krem normalin aksine pek de çiçek gibi kokmuyordu. Sonra bunu umursamayıp elimdeki kremi şap diye kafamın tepesine koydum. Kremi dipten uca tüm saçıma sürdükten sonra etkisini göstermesi için birkaç dakika bekledim. Bu sırada da gözlerimi yıkayıp liflenmeye basladim.

Sonunda mis gibi kokmuştum. Saçımdaki kremi yıkayıp biraz da ablamın saç kreminden sürmeye karar vermiştim çünkü bu krem çok garip kokuyordu. Onu da surup bekledikten sonra banyodan havlum ile çıktım.

Yargının üstundeki ütülü takım elbiseyi görmem gulumsememe sebep olmuştu. Teşekkür etmeye karar verip ustumde bornoz ile mutfaktaki annemin yanına koştum. Annem hala giyinmemiş olmamı görüp sizlandiktan sonra sarilmama karşılık verdi.

Sarılırken düşen saç havlumla birlikte duraklayan annemin gözlerine bakarak sordum;

-Ne oldu anne niye öyle bakıyorsun?

Kadıncağız gözlerini ovusturup kendini bunun bir rüya olmadığına ikna etmeye çalışıp basaramadiktan sonra parmağıyla saçlarımı işaret etti.

-ne olmuş saçıma kirli mi gözüküyor? Daha yeni yıkadım oysa.

Elimi saçıma atıp karıştırdıktan sonra gözümün Onu ne düşen sarı bir tutam gözlerimi kocaman açmama neden oldu. Bundan sonra ise kendimi odamda, sabah uyanmadan önce dikildigim aynı aynanın karşısında buldum.

-Abi ben sarışın olmuşum!
.
.
.

Uflayarak kurutma makinesini kenara koyup saçlarımı tararken çok sinirliydim. Annemin benim ardından banyoya girmesi ile saçıma saç kremi niyetine sürdüğüm şeyin aslında tüy sarartıcı olduğunu öğrenmiştim.

Utusunu bozmadan takım elbisemi giyip son bir kez kendimi duzelttigimde aynaya bakmadan edememiştim.

Sarı bile mi yakışır bi insana be!

Debate/ NsuWhere stories live. Discover now