Bölüm 1

8 4 2
                                        

5 bölümlük yada daha az kısa bir fic yazacağım. Tiktok akımından esinlendim belki biliyorsunuzdur. İlk bölümde geçmişteki namjin ilişkisine bakacağız.

Seokjin

 Üzerimdeki ince tişört yüzünden tenime değen soğuk rüzgara aldırmadan. Karşı binamıza yeni taşınan ailenin eşyalarını evine çıkartmalarını izliyordum. Bir yandan da annemden gizli dışarı çıkarttığım oyuncağım ile oynuyordum.

 Kırmızı bir arabaydı amcam doğum gününde hediye olarak almıştı. Tek oyuncağım buydu. Ailem daha çok kitap kalem gibi eğitim açısından bana iyi gelecek şeyleri alırdı. Ama ben çocuğum değil mi? Benim oyuncaklarla oynamam lazım. 

 Eşyaların eve taşınmasından sıkılıp eve doğru adımlayacaktım ki. Yan bankta kafasını ellerini arasına alıp dizlerine gömmüş mor saç tutamları rüzgarda uçuşan bir çocuk gördüm. Benden küçük olduğu kendini belli ederken ayaklarımı ona doğru ilerlettim. 

 Tam yanında durduğumda önce kollarının altından ayakkabılarıma bakmış daha sonra ise kafasını kolları arasından yavaşça kaldırmıştı. Minik burnu kızarmış, gözlerinin altındaki boncuk boncuk olan yaşları yerini almış, dudaklarını büzmüş bir şekilde gözlerime baktı.

 Normalde çocuklarla konuşmazdım hele ki benden küçüklerle, tabiri caizse arkadaşım yoktu. Parka gittiğimde birbirini tanımayan çocuklar sırf eğlenmek için orda tanışıp oyun oynuyorlardı Ve oyunları bittiğinde birbirlerini unutup hayatlarına devam ediyorlardı. Çok saçma değil mi?

 Ağlayan küçük çocuğun yanına oturarak yerimi aldım. Hala gözlerimin içine bakıyordu. Gözyaşları dinmişti şimdi ise soru soran gözlerle bana bakıyordu. Yanında oturduğum için dizlerinin üstündeki kollarını katlamış başını da kollarına yan bir şekilde yatırmıştı. 

 Ona sert bakıyordum ama o bana bu şekilde bakınca biraz daha yumuşak bakmaya başlamıştım. Bu tatlılığa dayanamadım. "Neden ağlıyorsun küçük?" diye sorup minik gözlerinin içine bakmaya devam ettim. 

 Kollarını çözüp kafasını yan bir şekilde dizime koydu. Elimi tutup saçlarının arasına koydu. Mor tutamlar parmaklarımı okşarken elimi daha çok saçlarında gezdirdim. O kadar yumuşak saçları vardı ki. Ellerimin arasından kayıp gidiyordu. Yüzüne baktığımda gözlerini kapatmış minik ağzının kenarları kıvrılmıştı. 

 Saçlarıyla oynamam hoşuna gitmişti sanırım. Bana bir saat gibi gelen ama sadece 2 dakika süren mükemmel görüntü. "Namjoon!!" diye bağıran bir kadının sesi ile bölündü. Kucağımda yatan küçük beden bir anda gözlerini açarak ayağa kalktı. 

 Minik gözleri mutlulukla parlayarak bana baktı. Sanki teşekkür ediyordu. Daha sonra arkasını dönüp onu  çağıran kadının yanına doğru koştu. Hem bu güzel hissin bitmesine hem de bir anda tekrar etrafımı saran soğuklukla yüzümü buruşturdum. 

 O yanımdayken soğuğu hissetmemiştim ama şimdi iliklerime kadar hissedebiliyordum. Daha fazla soğukta duramayıp eve doğru koşmaya başladım. 

1 hafta sonra

 O günden sonra Namjoon ile baya yakın olmuştuk. İkimiz de birbirimizin tek arkadaşıydık ve dışarı çıktığımızda hep ilk tanıştığımız bankta buluşup oyun oynardık. Belirli olan saatten uzun süre gelmeyen olursa evine gidip onu çağırırdık. 

 Annem arkadaşım olmasına sevinse de her dışarı çıkacağım zaman beni uyarıp bir soru sayısı belirliyordu ve artı olarak da yatmadan önce hikaye okuyordum. Kafam dağılmasın, derslerimi aktarmayım diye yapıyordu bunu. Normalde de bu zaten vardı ama Namjoon ile tanıştığımızdan beri daha sıkıydı.

 Normalde uyku saatim 8 ama verdiği soru sayısı yetişmeyince 9'a çıkıyordu. Geleceğim için iyi olacağını söylüyordu. Hadi ama 11 yaşındayım ben bu kadar zorlamanıza gerek var mı.

Namjoon ile buluşma saatimiz geldiğinde anneme kısaca dışarı çıkıyorum deyip gitmeyi planlıyordum ama istediğim gibi olmadı. Annem yanıma gelip elini omzuma koydu ve yüzlerimizi eşitleyecek şekilde eğildi. "Bak Jin okulun açılmasına az kaldı ve senin okuluna daha çok ağırlık vermen lazım o yüzden Namjoon ile olan yakınlığınızı biraz kesmelisiniz." boş bir ifadeyle ona baktım.

 "Sanki derslerime çalışmıyorum her gün istediğiniz kadar soru çözüyorum kitap okuyorum. Her istediğinizi yapıyorum ve sen şu an tek arkadaşım olan kişiden uzaklaşmamı mı istiyorsun?" dedim kafasını hafif çevirip nefes verdi. Sinirlenmişti ilk defa ona karşı geliyordum. 

 "Evet bunu istiyorum arkadaşlar gelip geçici geleceğine odaklanman lazım." dedi. Gözlerimi ona dikip boş boş baktım. Bir bunu istemedikleri kalmıştı. Bunu hiç istemiyordum. Namjoon hem buraya yeni gelmişti 1 hafta oldu. Benden başka kimseyi tanımıyor hem tek arkadaşım.

 Biz birbirimize sert bakmaya devam ederken zil çaldı. Namjoon olduğuna yemin edebilirim. Geç kalmıştım. Annemin yanından gidip kapıya koştum. Tahmin ettiğim gibi gelen Namjoon'du anneme kısa bir bakış atıp ben çıkıyorum diye bağırdım. İsteğimi yeterince belli ettiğimi düşünüyorum.

 1 ay sonra

 Annem inadından vazgeçmeyip Namjoon'un annesiyle konuştu ve biz birkaç gündür konuşmuyoruz. Ne Namjoon bize geliyor ne ben onlara gidiyorum. Zaten ben anneme karşı geldiğim için dışarı çıkma yasağı almıştım. Çoğu zaman evdeydim zaten bu benim için sorun değil ama Namjoon ile görüşememek gerçekten beni çok etkilemişti. 

 Ailem beni neşelendirmek için bana her akşam kitap alıyordu. Cidden bununla artık neşeleneceğimi mi sanıyorlar. Tek arkadaşımla da ilişkimi kesmişlerdi. 

 Namjoon ile aramızda özel bir bağ var gibi hissediyorum. İlk birbirimizi gördüğümüzde de bunu hissetmiştim. Onun da hissettiğini düşünüyorum çünkü kim hiç tanımadığı birinin bacağına yatıp saçlarını okşatır ki. 

 Namjoon saçlarının doğuştan mor olduğunu söylemişti. İlk defa böyle bir şey duyduğum için şaşırmıştım.  Bu kısa zamanda onunla çok anımız olmuştu ve bir daha onu göremeyeceğimi, yumuşak saçlarına dokunamayacağımı hatırlatması beni kötü hissettirmeye devam ediyordu.

 Sanırım bundan sonra hiç arkadaşım olmayacak...




Vous avez atteint le dernier des chapitres publiés.

⏰ Dernière mise à jour : Sep 03, 2021 ⏰

Ajoute l'histoire à ta Bibliothèque et tu seras prévenu des nouveaux chapitres !

GEÇMİŞ\\NamjinDes histoires addictives. Découvrez maintenant