Ve yine bir Kaçak günü...
Dostlarım sizleri bir kez daha grubumuza davet etmek isterim. Profilimde linki mevcut. Ayrıca bölümde geçen ve Devran ve Narin'in evleri için aldığı yeni eşyalar, Narin'in gelinliği ve aksesuarları da grupta olacak. Merak ediyorsanız grubumuza buyrun ve sizde paylaşımlarınızla renk verin hem hikaye için fikir alış verişlerinde de bulunabiliriz.
Hepinize iyi okumalar :-)
----------------------------------------------------------
Seçemiyordu işte. O kadar çok model vardı ki kafası çorba misali karma karışık bir haldeydi Narin'in. İsteme gününün üzerinden çok geçmemişti ki Devran "beklemeye gerek yok, düğünü yapalım" dediğinde, genç kadın şaşkınlıktan ağzı açık kalmıştı. Herşey öyle hızlı gelişiyordu ki, Narin hangi birine yetişeceğine şaşırmıştı. Şimdi de Devran onun elinden tutmuş bir gelinlikciye getirmişti. Aslında Narin ilk dükkana girdiğinde gözü gelinlikler de kalsa da, dul bir kadın olarak gelinlik giymeyi yanlış görüyordu. İlk evliliğinde de giymişti ama bu başkaydı, biliyordu ama yine de yetişme tarzı, toplum görüşüne fazla takılıyor ve isteyemiyordu. Toplum nezdinde hayallerinin bile bir sınırı vardı ne yazık ki. Bunu Devran'a nasıl dile getireceğini bilmediğinden bir saate yakındır oyalanıyordu çeşit çeşit, model model gelinlikler içinde.
"Eee beğendiğin yok mu?" dedi adam beklenti dolu gözlerini sevdiğine kilitleyerek. Derin bir nefes aldı, verdi kadın. Hepsi bir birinden güzeldi ama adama nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Öyle hevesli duruyordu ki...
"Hepsi çok güzel. Hepsini beğendim" Elbet güzeldi. Hangi kadın olursa olsun beyaz bir gelinliğin içinde herkes güzel olurdu elbet. İçi gidiyordu ama öte taraftan sorular beynini kemirmeye de devam ediyordu. Demezler miydi " genç kız gibi gelinlik giymiş, dul kadın" diye.
"Evet ama birini almamız gerek. Hadi en beğendiğini hangisiyse onu seç" diye teşvik etti adam genç kadını, içinde verdiği savaşı bilmeden.
"Devran?"
Gülümsedi adam. "Efendim sevdam"
Of. O böyle sevdam demiyormuydu, kadının içi gidiyordu. Dili damağı kuruyordu. Ne diyeceğini, ne düşündüğünü unutturuyordu adam ona her sevdam dediğinde.
"Ben..." Dili varmıyordu bir türlü "giymeyeceğim" demeye. Öyle içten, öyle sevgi dolu bakıyordu ki, boş verdi tüm o boş lafları. Çareyi askıdaki beğendiği bir gelinliği eline almakta buldu. Boynundan aşağı tutup çevirdi adama doğru.
"Bu nasıl?" dedi straplez, eteği hafif kabarık, dantel işlemeli tek parça, zarif gelinliği göstererek. Devran'ın kaşları çatıldı bir an. Narin onun beğenmediğini düşündü, yüzü düştü anında. Zaten zor karar vermişken, Devran'ın beğenmemesi canını sıktı.
"Beğenmedin mi?"
"Güzel ama... Nasıl desem?.. Iımmm... Bunun üst kısmı çok açık olmayanı yok mu?" dedi kelimeleri birleştirmek de güçlük çeker gibi. Narin o anda anlamıştı adamın neden kaşlarını çattığını. Adam Urfa'lıydı bir kere. Muhtemelen ailesinde bu tarz giyinen yoktu. Belkide onu başka erkeklerin öyle göreceğinden dolayı kıskanmıştı. Gerçi Narin'de öyle dekolteli kıyafetler giyme meraklısı değildi ama buda gelinlikti sonuçta. Yine de Devran'a karşı gelmek istemedi. Gelinliği aldığı askıya geri koyarken, onun hareketlerini bir kaç dakikadır izleyen adam, koluna dokundu.
"Geri koyma Narin"
"Neden?" şaşırmıştı. Daha az önce kibar bir dille başka bir model seçmesini isteyen adam şimdi onu engelliyordu.
"Sen beğendiysen sorun yok"
"Ama sen... Yani hani dedin ya üstü açık diye?.." gerisini getirmedi zaten Devran'da ne demek istediğini anlamıştı.
"Evet demiştim de... Ya! sahi bunların kısa ceket gibi bi zımbırtısı yok muydu? Olmadı onu giyersin" Dedi modadan anlamadığını ama çokta uzakta olmadığını ifade eder biçimde.
Duydukları Narin'e komik gelmişti. Gelinlik elinde önce başlayan kıkırtılar, ardından daha fazla bekleyemeyen kahkahalarla dönüştüğünde, hafif eğilmiş, omuzları sarsıla sarsıla buluyordu. Devran kadının gülmesine neyin sebep olduğunu az çok anlamış, yüzünde saklayamadığı gülüşüyle bakıyordu onu mest eden görüntüye. Eğer sevdiğini hep böyle güldürecekse hayat boyu komiklik yapabilirdi ona.
"Ne? Siz kadınlar hergün bir şey üretiyorsunuz. Her birinin ismini aklımda tutma mı bekleme"
Gülme krizi geçen Narin, arada kaçan kıkırtıları eşliğinde bakıyordu adama.
"Bolero, yada cepken. Senin kısa ceketin adı yani" dedi yeni bir gülme krizinin eşiğinde.
"Her ne zıkkımsa işte, ondan" dedi sesi bıkkın gibi çıksa da, yüzü ses tonunun aksine halen gülüyordu.
"Hadi dene de üstünde göreyim. Senin yerinde başkası olsa şimdiye en az 30-40 gelinlik denemişti bile!"
"Abartma Devran!" dedi imalı bir bakış atarak.
"Abartma mı? Etrafına bir bak istersen" diye dükkanın diğer tarafındaki çifti gösterdi. Kız ve yanında ki genç, onlardan sonra gelmişti ama kız daha şimdiden en az 10 gelinliği denemişti bile. Ve nişanlısı bezmiş bir halde müşteriler için ayrılan koltuğa serilmişti resmen. Yine de kızın her çıkışında abartılı bir tezahürat yapıyordu.
"Ne var yani! her insan farklıdır bir kere. Ben zor beğenirim ve beğendiğimi denerim" dedi tek kaşı havada.
"Tamam, tamam. Bir şey demedim. Hadi dene"
"Oh! önce söylen sonra 'dene' de " diye mırıldanırken Devran onun bu tatlı haline tebessüm ederek bakıyordu. Narin arkasını döndüğünde, bir kaç metre ilerde duran çalışandan yardım istedi. Elindeki gelinlikle kabinlere doğru yürüyen kadının ardından bakan adam, başını iki yana salladı. Diğer gence bakıp iç çekti. Bu iyi miydi kötü müydü, emin olamadı. Narin'i gelinlik içinde görmek için can atıyordu. Sayısız gelinlik denesede ona kızamazdı. İlk kez evleniyordu ve sevdiğinin, beyazlar içinde ona geldiği günü hasretle bekliyordu. Narin onun gelini olacaktı öyle değil mi!..
Narin kabine gireli en az on beş dakika olmuştu ama hala gelememişti. Bir gelinliği giymek bu kadar zaman alırmıydı ki? Bu işlerin adamı olmadığını, hal ve hareketlerinden çok belli ediyordu. Hoş hangi erkek anlardı ki, bu moda zırvalıklarından diye düşündü. Onun doğduğu topraklarda öyle adama, erkek demezlerdi. Ah, şu an bu halini Mehmet görse, ne maytap geçerdi onunla ya! Boşverdi adam. Ayakta, eli arkasında birleştirilmiş olduğu halde askıdaki gelinliklere, raflarda duran gelin çiçeği, taç ve süslü tokalara göz gezdirdi. Hiç anlamıyordu bu şeylerden. Arkasında bir hareketlilik hissedince ağır hareketlerle döndü. Karşısındaki görüntüye ne kadar kendini hazırlasa da yutkunmaktan kendini alamadı. Şaşkınlıktan tek kelime dahi edememişti üstelik. Sevdiği o kadar farklı ve güzel görünüyordu ki... Dili tutulmuştu sanki. Ona göre gelinlik biraz fazla abartılı ve süslü bir elbiseden ibaretti sadece. Ama şu anda az önce aklından geçen tüm düşünceler firar etti. Sevdası, nazlı çiçeği, Narin'i bir kelebek kadar zarif, beyazlar içinde melekler gibi masum görünüyordu. Bu bir rüya olmalıydı bekkide. Çünkü gerçek olamayacak kadar güzeldi sevdiği. Gelini.
Yaklaşık beş dakikaya yakındır dikiliyordu genç kadın Devranın hemen iki metre uzağında duruyor ve adamın bir tepki vermesini bekliyordu. Ama adam bildiğin dut yemiş bülbüle dönmüştü. Tek bir kas8 bile oynanıyordu ki, yüz ifadesinden bir şey anlayabilsin. Belki de beğenmemişti ve nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. Bu düşünce aklından geçtiği anda morali bozuldu kadının.
"Beğenmedin mi?" dedi korkarak kadın. Duyacağı hoşnutsuz sözlere kendini hazırlayarak. Yine de çok beğenmişti bu gelinliği ve haliyle her seven kadın gibi sevdiği adamında beğenmesini istiyordu.
"Yakışmamış mı yoksa?"
Girdiği hayal aleminden sevdiğinin sözleriyle gerçek dünyaya döndü adam. "Yakışmak mı?" hala atamamıştı üstünden şaşkınlığını adam.
"Beğenmedin sen! Güzel olmadı değil mi?.. En iyisi sade bir elbise zaten ne gerek var ki gelinliğe falan"
Adamın tepkisiz kalışı iyice sinirlerini bozmuştu Narin'in. Yarım saat önceki düşünceleri geri döndü ve vazgeçti gelinlik giymekten.
"Güzel olmamış" dedi adam. Kadının önce hayretle kalkan kaşları ardından renginin atması karşısında tebessüm etti adam. Narin önce şaşırmış ardından kızgınlık ve kırgınlık takip etmişti. Beğenmese bile böyle pat diye dile getirmesini yadırfamakla beraber kalbi kırılmıştı Narin'in. Hassas bir yapıya sahipti ve duygusal olarak yaklaşıyordu her olaya elinde olmadan. Adı gibi narindi.
Bir kaç adımda önünde bitti Devran sevdiğinin. Farkında olmadan eğdiği başını kaldırmak için, sanki kırılacak değerli bir vazoymuş gibi tuttu parmak uçlarında çenesini. Gözleri dolandı bir müddet kırılgan gözlerinde. Narin anlam veremiyordu. Adam yanına gelipte başını kaldırdığında, hüzünlü gözlerle baktı ona. Ama Devran'ın yüzündeki tebessümde neyin nesiydi. Şaka mı yapmıştı ona. Neden kendisi bu kadar üzgünken gülümsüyordu ki?
"Güzellik kelimesi senin yanında sönük kaçardı sevdam. Sana bakınca ilk aklıma gelen kelebekler oldu. Sende onlar gibi narin, zarif ve eşsizsin sevdam. Sadece güzel demek sana haksızlık olurdu Narin'im" dedi. Avuçları içine aldığı kadının yüzünü, baş parmağıyla okşuyordu. Yüzü aydınlandı kadının, kara bulutlar kısa süreliğine mesken tuttuğu ela gözleri terk etti. Adamın içini yakıp, kavuransözleriyle. Yüzündeki sıcak ve pütürlü ellerin temasıyla teni karıncalandı. Tüm vücudu alarma geçmiş gibi bir ürperti geçti sırtından. Kalbi dört nala koşan yarış atları misali hızlı atıyordu yine. Zaman mekan kavramı kalmamıştı iki aşık için. Devran önce her iki tarafınada bir göz attı ve sıcak, yumuşak, sevgi dolu bir buse bıraktı sevdasının dudaklarına. Anında kızardı Narin. Yüzü alev alev yanarken, yanakları tatlı bir pembeliğe boyanmıştı. Her seferinde böyle utanacakmıydı bu adamın yanında. Oysa şurda ne kalmıştı ki karısı olmasına.
Başını geriye verip kendini uzaklaştırdı sevdiğinin gül dudaklarından Devran. Ellerini Narin'in yüzünden geri çekmeden kulağına eğildi. Sıcak nefesini Narin'in hanımeli kokan boynuna bırakıp, kokusunu diğerlerine çekti ve ardından alçak bir sesle mırıldandı. "Sevdam. Ben daha fazla ileri gitmeden bu gelinliği alalım ve çıkalım buradan. Yoksa tüm Muğla 'Devran sevdiğini ulu orta yerde öperken kendini kaybetti' diye konuşacak" dedi ve pamuk gibi bir öpücük daha bıraktı bu kez dudağının kenarına. Yüzünde beliren kadının karşı koyamadığı çekici gülümsemesiyle kısa bir an baktı ve bir kaç adımda geri çekildi.
Narin geri çekilirken yüzünde beliren utangaç gülümsemeye engel olamadı. Arkasını döndüğünde elinde askısında duran üst kısmı dantel işlemeli omuzları açık yakasından göğüs aralığına doğru hafif bir dekoltesi olan tül eteği kabarık olan tek parça bir gelinlik tutan moda evinin sahibesi kırklı yaşlarda ki kadın duruyordu. Az önce olanları görmüşmüydü acaba diye aklından geçirdi Narin.
"Bunu da denemek ister misiniz?" dedi yüzünde eksilmeyen bir tebessümle ona bakıyordu. Narin bir kaç adımda kadının önünde durup narin bir varlığa dokunur gibi tülde gezdirdi elini.
"Çok güzel miş" dedi. Yandan Devran"a dönerek bir bakış attı. "Nasıl sence?.."
Omuzlarını bilmem anlamında kaldırıp indirdi adam. "Seçim senin Narin. Sen ne giysen yakışır" diyerek seçimi ona bıraktı. Sade beyaz, düz bir elbise giyse bile umursamazdı adam. Onun tek derdi Narin nikahlı karısı olsun da, gerisi teferruatı. Ama kadınların bu tür şeylere ne kadar önem verdiğini de bildiğinden, biraz da anlamadığından çok müdahale etmek istemedi. Sevdiği mutlu olsun yeter ki, saatlerce bekleyebilirdi.
Narin aklında kalmasın diye onyda denedi. Her iki gelinliğide çok beğenmişti ama ilk denediği gelinliğin etek kısmındaki dantel detayı çok hoşuna giderken, ikinci gelinliğinde üst kısmı ayrı güzeldi. Kararsızlık içinde kalırken her iki gelinliğe uygun, duvak ve saç tokası, taç ve ayakkabı gibi detaylarıda inceledi. İki saatin sonunda karara varırken ilk denediği gelinliği seçmiş ve ikinci gelinliğin duvağınıda ona göre ayarlamıştı. Ayakkabı seçiminde Devran'ın beğendiği beyaz arkası gümüş işlemeli çok şık ve zarif bir ayakkabıda karar kıldı. Ayrıca ayakkabı topuklu olduğu için Devran'ın omzuna gelen başı adamın alnına geliyordu. Duvağı tamamen tül ve belinden biraz aşağı kadar uzanıyor kenarlarında ise zarif danteller süslüyordu.
Moda evinden çıktıklarında kaldırıma adım atar atmaz Devran elini tuttu nişanlısının. Gülümseyerek baktı Narin ona.
"Hadi şimdi de eşyalara bakalım" dedi kendinden emin. Narin bunu duymayı beklemiyordu. Hiç bu konudan konuşmamışlardı çünkü.
"Eşyalar mı?"
"Evet. Eve ilk geldiğin günü hatırlıyorum... Tabi o inceler ve memnuniyetsiz bakışını da!.." dedi muzip bir tonda, yandan dudağı kıvrılmış çekici bir gülüş sunmuştu sevdiğine farkında olmadan.
"Hiçte bile" diyerek karşı atağa geçmişti kadın ama adamın havaya kalkan tek kaşı ona inanmadığının kanıtı gibi duruyordu. Utançla başı önüne düşerken suçunu itoraf eden küçük çocuklar gibi sesi mırıltı halinde çıkmıştı.
"Şey... Tamam birazcık beğenmemiş olabilirim. Ama hepsini değil"
Eli halâ küçük eli tutarken, boştaki eliyle çenesinden yukarı kaldırdı. Onunla konuşurken gözlerinin içine bakarak söylemek istiyordu ne söyleyecekse.
"Tamam, tamam. Hemen boynunu bükme. Suçlamak için demedim sevdam. Zaten ben evi satın aldığımda bir takım eşyalar vardı bazılarınıda ben öylesine seçmiştim. Bu zamana kadar orası sadece yaşamak için bir sığınaktı benim için. Oysa şimdi gerçek anlamda bir ev oldu"
"Benim hiç gerçek anlamda evim olmadı biliyor musun?.. O eve ilk geldiğimde, yeni hayatımın başlangıç noktasıydı sadece. Ama ayrılırken içim çok acıdı, sanki evimden ayrılıyor muşum gibi gelmişti. Çünkü sen orda yaşıyordun Devran"
Kaldırımda durmuş bir birlerinin gözlerinde kilitlenmişlerdi yine. Yanlarından gelip geçenlerin bir kısmı onlara şaşkın bakarken, bazıları ise gülümseyerek geçiyordu bu iki aşığa.
"Hadi biraz daha oyalanırsak akşam olacak Narin. Az ilerde bir mobilyacı olan bir esnaf arkadaşım var. Gelmeden onunla telefonda konuştum. Bizi bekliyordur şimdi" dedi ve Narin'ide içinde bulunduğu büyülü andan çekip çıkardı.
Sırf gelinlik için yaklaşık üç saat harcamışlardı zaten. Neyseki gelinlikte çok az bir tamirat ve düzeltme gerekiyordu. Ayrıca Devran'ın isteği üzerine gelinliğin modeline uygun kol kısmı kısa dantel detaylı bir cepken de dikilecekti ölçü almışlar ve hemen orada astarını ölçüye göre kesip çabucak bir prova bile yapmışlardı, böylece zamandan kazanmışlardı. Sonraki prova ise bitmiş haliyle iki gün sonra olacaktı. Ve gelinliğide bitmiş olarak teslim alacaklardı. Moda evinin sahibesi kiralık olarak önersede Devran sadece sevdiğine ait olmasını istemişti gelinliğin. O yüzden kiralık olarak verilmemiş, yeni dikilmiş modellere bakmışlardı özelikle. Her şey eksiksiz ve özel olmalıydı Narin için.
"Bakıyorumda her şeyi düşünmüşsün" dedi yüzünde artık hiç eksik olmayan gülümsemesiyle.
Yanyana yürürken sohbet ediyorlardı bir yandan da. "Elbette. Sen herşeyin en iyisine layıksın Narin'im" dedi baş parmağı elinin iç kısmını okşarken. Sonunda mobilya dükkanına vardıklarında, Devran dükkân sahibi arkadaşıyla hoş beşten sonra evleri için yeni eşyalar bakmaya başladılar.
Narin krem rengi yastıkları ve kumaş kaplsmalı sehbası pembe, gül kurusu tonlarında çiçek desenleri olan bir koltuk takımı beğenirken, Devran takıma uygun bir yemek masasını gösteriyordu ona.
Sıra yatak odası takımına geldiğinde Narin'i bir sıcaklık basmıştı yine. Her defasında sevdiği adamın yanında böyle genç kızlar gibi kızarıp bozarmaktan utanıyordu ama kendiliğinden gelişiyordu bu durum. Takımlara bir bir göz atarken klasik bir takım yerine daha sıcak ve sıradışı bir şeyler aradı gözleri. Devran ona her ne istiyorsa, neyi beğeniyorsa almasını söyledi.
"Narin, bak?"
Devran'ın gösterdiği yöne bakınca duvar dibinde duran yatak çekti ilk dikkatini. Beyaz masif ahşap olan ince oymalı başlıklı çift kişilik bir yatak, ince bacakları olan tek çekmeceli zarif iki tane yatak başı için komodin ve yine takıma uyumlu beş kapılı, orta kapısında boydan boya ayna olan gardrop, çekmeceli, duvara monteli oval aynası olan büyük bir tuvalet masasından oluşan çok zarif ve şık bir takımdı. Devran'ın yatak odası çatı katındaydı. Kafasında kısa bir hesaplama yaparak heyecanla atıldı.
"Bak yatağı iki pencerenin arasına koyarız. Hımmm... Dolabıda yatağın solundaki duvara koyarız. Ayna bence yatağın tam karşısındaki duvarda olur, ha ne dersin? Komodinler zaten iki yanda olacak... Ama ikide abajur lazım üstüne"
Gülümseyerek bakıyordu adam sevdiğinin heyecanına. Ne güzel anlatıyordu öyle. "Eee sen birşey demeyecekmisin Devran?"
"Sen olur dediysen bana söz düşer mi sevdam. Zaten anlamam bu işlerden biliyorsun, yani tüm ev senin ellerinden öper"
"He yani, hiç birşeye elimi sürmeyeceğim diyorsun yani!" dedi imalı olarak. "Klasik erkek taktiği işte" diye de ekledi.
"Bakma öyle! valla anlamıyorum. Ama boya badana, tamirat benden sorulur"
"Eh buna da şükür" diye mırıldandı kadın. Tekrar yatağa bakarken aklına gelen fikirle tekrar Devran'a döndü. " Bence yatak başındaki duvara bir tül harika olurdu. Dur ya hatta ben dikerim" dedi heyecanla. İnceledikçe aklına başka, başka fikirler geliyordu.
"Ne gerek var canım. Veririz bi perdeciye halleder bir günde" dedi.
"İyi hatırlattın. Salon içinde yeni perdeler ve tüller gerekli. Malum o perdeler olmaz" dedi mahcup bir şekilde.
O zamana kadar kenarda sessizce duran mağaza sahibi söze atılarak "İsterseniz koltuk kumaşının aynı deseninden perdeler yapabilirsiniz. Bu sıralar bu çok moda. İki dükkan ileride bir arkadaş var size yardımcı olurlar bu konuda" diyerek fikrini belirtti.
"Harika fikir. Ama yatak odasındaki tülü ben dikmek istiyorum" diye ısrar etti Narin.
"Yorulursun Narin. Verelim işte! zaten bu onların işleri, uğraşma hiç"
Gülümsedi kadın, onu düşünen sevdiği adama. "İnsan evi için uğraşmayacakta ne için uğraşacak Devran. Ben seve seve yaparım"
"Sen nasıl istersen birtanem" dedi ilk kez ona böyle seslenmişti. Öyle mutlu oldu ki Narin, gözlerindeki ışıltıdan anlaşılıyordu mutluluğu.
"Boya demişken evde biraz tadilat ve boya lazım özellikle salon için"
"Tamam buradan sonra perdeciye gider sonrada nalbura uğrar uygun renkleri seçip sipariş ederiz, olur mu?"
Şaşırdı Narin. Bu adam hiç yorulmak bilmiyordu anlaşılan. Bir günde her işi halledeceklerdi bu gidişle.
"Hepsini bu gün mü halletmemiz gerek" diye hayretini belirtti.
"Yoruldum mu?" dedi şefkat dolu sesiyle ve bir adım attı sevdiğine doğru.
"Biraz..."
"Perdeciyede gidelim sonra biyerde birşeyler yer hem de biraz dinleniriz olur mu güzelim?"
"Tamam"
Cıvıl cıvıl renkleri olan bir yatak örtüsü ve bir kasta nevresim takımı ve yine salon ve yatak odası için ikide halı aldılar. Hepsi mobilyalarla birlikte en geç üç gün içinde gelecekti. Bu arada Devran'da boya işini halledecekti. Düğüne kadar biraz yorulacaklardı ama değerdi.
Mobilyacıdan çıkan ikili perdecide de işlerini hallettikten sonra arabayı park ettikleri yete doğru el eleme yürürken Narin tedirginlik le baktı sevdiği adamın yandan profiline. Mutlu ve huzurlu görünüyordu ama aklını kurcalayan şeyi söylemezse de içi rahat etmeyecekti.
"Devran?"
"Efendim Narin'im"
"Herşeyi biranda yapmak zorunda değiliz biliyorsun değil mi? Çok masraf olmadı mı? Birazını da sonra mı yapsak..."
Durdu adam. Kendiyle beraber kadınıda durdurdu. Kararlı bir ifadeyle baktı sevdiğinin yüzüne. "Sevdam. Ne çok şey düşünüyorsun sen. Düşünme! Bırak! su akar, yolunu bulur. Her şeyi öyle dört dörtlük yapamam, istesemde olmaz zaten. Ama en azından elimden geldiği kadarıyla hiç bir şey eksik olmasın istiyorum. Hem... Yeni yatağımız yeni bir örtüyü hak etmiyor mu sence" diye göz kırptı ve ardından ekledi vakit kaybetmeden "Kafe kapansa bile ilerde boya, badana işine giderim. Su tesisatından da anlarım. Yani sen bunları kafana takma güzelim" dedi burnuna götürdüğü işaret parmağıyla hafif bir vuruşla dokundu. Ciddi bir ifadeyle başladığı cümlesi sonlara doğru muzip bir hal almıştı.
Narin gülümsedi bu hayran olduğu adama. Her seferinde daha ne kadar çok sevebilirim ki diyordu ama öyle içten, öyle samimi ve tatlıydı ki tüm iyi, güzel olan ne kadar özellik varsa onda toplanmıştı sanki. Onun oyununa uydu kadında, gülümseyerek.
"Olmadı bende terzilik yaparım. Elimden fazlasıyla gelir yani"
Kocaman bir kahkaha attı adam, sokakta geçenlerin dikkatini çektiğinin farkında olsa da, umursamadı. Esnaftan Devran'ı tanıyanlar şaşırıyordu bu manzaraya. Devran her daim ciddi, olgun ve gülmesi bile sade, basit bir tebessümle kalan bir adamdı. Severlerdi onu. Efendi biriydi ve herşeyden önce iyi bir adam olarak tanınırdı etrafında. Aşk nelere kadirdi. Genç delikanlı gibi sokak ortasında durmuş sevdiğinin elleri avuçlarında kahkaha atarak gülüyordu.
"Eh iyi madem. Aç kalmayacağız ilerde desene" dedi ve yürümeye devam ettiler. Saatlerdir onları izleyen adamdan habersiz mutluydu iki aşık yürek. Tatlı bir yorgunluktu onların ki. Yeni bir hayata attıkları ilk adımın heyecanı vardı yüreklerinde. Belki de onların bu mutluluğuna gölge düşürecek karanlığın farkında olmadıkları için böylesi umarsızdılar.
"Devran?"
"Hım"
"Su tesisatı dedin de bence o işe hiç bulaşma. Malum ilk vukuatında hem evdeki boruları, hem de kendini sakatladın ya!" dedi sesini ne kadar ciddi tutmaya çalışsa da bir kıkırtıya engel olamamıştı Narin.
Devran'ın kaşları yalandan çatıldı duyduklarıyla. Birde sevdiği onunla dalga mı geçiyordu yani "Ah ulan Devran! ne hallere düştün be!" diye içinden hayıflansa da değerdi sevdiğinin tek bir gülüşüne. Mutluydular ya, başkada hiç bir şeyin önemi yoktu bu hayatta. O sevdiğine kavuşmuştu. Az kalmıştı nikaha.
Yarında nikah günü çin belediyenin yolunu tutacaklardı daha. Neyse ki Emniyet amirini tanıdığı için belediye başkanı bizzat makamında kabul edecekti onları. Ve en yakın zamana alacaktı nikah tarihini, zira her anlamda artık sabrı kalmamıştı. Yandan bakış attığı kadının kıkırtılarını duyuyordu. İçinden mutlu olsa da yinede delikanlılığı bu kadar yerlere düşürmemeliydi değil mi! Uyarı dolu bir şekilde sıktı, canını acıtmamaya özen göstererek sevdiğinin kocaman avucundaki küçük elini.
"Nariiin!"
---------------------------
Sevgiyle kalın :-)
Bölüm hakkındaki yorumlarınızı büyük bir merakla bekliyorum artık sona doğru ilarliyoruz kaç bölüm sonra olur bilmiyorum henüz ama şimdilik düşüncem bu yönde